En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Doktorlar ilaç firmalarının fino’su olmamalı



Bu sözler, geçen hafta dünyanın önde gelen tıp dergilerinden British Medical Journal’ de yer alan bir yazının başlığı: Doctors must not be lapdogs to drug firms.

Yazı, Amerika’ da Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde fizyoloji ve biyofizik bölümünde öğretim üyesi olan Adriane Fugh-Berman tarafından kaleme alınmış.

Anlattıklarını özetlemek istiyorum.

Öğretim üyesi hanım, geçtiğimiz günlerde Albuquerque şehrindeki bir hastanede ilaç endüstrisinin tıp eğitimi üzerine olan etkileri üzerine bir konferans veriyor. Konferans ilaç fiyatları, doktorlara verilen promosyonların maliyeti, ilaç firması propogandistlerinin aylıkları ve tıp eğitiminin finansmanı konularını kapsıyor.

Her zaman olduğu gibi, ilaç firmaları bu konferans için maddi destek sağlıyorlar. Maddi destek, konuşmacının ve davetli dinleyicilerin ulaşım, konaklama, yeme-içme… gibi her türlü masraflarının ve konferans için gereken diğer harcamaların ilaç firmaları tarafından karşılanması anlamına geliyor.

Bu çok olağan bir durum; şaşıracak bir şey yok. Çünkü, artık dünyanın hiçbir yerinde doktorların ceplerinden para harcayarak katıldıkları tek bir tıbbi toplantı bile yapılmıyor.

Bu desteğe karşılık, firmalar da konferans salonunun bitişiğinde sergi açıyorlar; ilaçlarının… alet ve edevatlarının… tıbbi ürünlerinin tanıtım ve reklâmını yapıyorlar.

Bundan sonrasını Berman’ ın ağzından dinleyelim:

‘’Konuşmamdan hemen sonra firmalardan birinin elemanı konferans organizatörüne firmasının bundan sonra konferanslara destek olmayacağını bildirmiş. Bir başkası sergisini acilen toplayıp kaçarcasına ayrılmış. Diğer propogandistler ise hiddetle telefonlarına sarılmış halde, ertesi günkü sergiyi tamamen boykot edip etmek için konuşurlarken görülmüşler. Bir arkadaşımın anlattığına göre, sadece bir firmanın elemanı sergisine devam etmiş ki, o da muhtemelen benim konuşmamı dinlememiş olan biri olmalı. ‘’

Sizin anlayacağınız, konuşulanları çıkarlarına aykırı bulan firmalar bundan sonraki konferanslar için artık sponsor olmayacaklarını bildirmiş veya desteklerini çekeceklerine dair tehditler savurmuşlar.

Öğretim üyesi hanım yazısına şöyle devam ediyor:
‘’ İlaç firmaları kendi menfaatleri söz konusu değilse, hekimleri bilgilendirmeye yönelik tıbbi toplantılara asla ilgi duymazlar. Firma temsilcileri, kendileri ile işbirliği yapanlara, ilaçlarının pazar paylarını artıranlara ve konferansları ilaç satışlarını artırıcı nitelikte olanlara iyi davranmak için maaş alırlar.

İlaç endüstrisi, doktorlar diyet veya egzersizin yararları veya tıp ve ilaç firmaların ilişkileri… gibi ilaç dışı konuları konuşmak isteyinceye kadar cömert ve nazik amca rolünü oynar. İlaç satışlarının azalmasına yol açabilecek tüm konuların konuşulması kesinlikle yasaktır.

Bu tür eğitim toplantıları için ilaç firmalarına bağımlı olacak olursak, o zaman bu kurslar, konferanslar… onların kontrolü altına girer. Bu kontrol herhangi bir sözleşmeye tabii değildir; psikolojik manipülasyonlarla yürütülür.

Tıp bu ‘yumuşak başlılığından’ ve  ‘kurumsal tasmasından’ kurtulmalıdır. İlaç endüstrisinin finoları olmayalım. Hoşnut bir şekilde efendimizin kucağında oturmayalım, onu nazikçe ısıralım. Sahibimizden kurtulalım. ‘’

Bunlar Amerika’da yaşayan, orada çalışan bir üniversite öğretim üyesinin sözleri.

Gerçekten de yalnız Amerika’ da değil, tüm dünyada doktorlar ilaç endüstrisinin kucağında oturan fino’lardan farksızlar.

Tıp, ilaç firmalarının denetimi ve kontrolü altında.

İnşallah, bir an önce özgürlüğümüze kavuşuruz.



Bu yazı 565 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,845 µs