En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Germeyelim, düşeriz



Takvim yapraklarında krizlere tutulması mukadder tarihleri vardır Türkiye'nin; neredeyse her yıl o tarihte sıradışı bir gelişme yaşanır. O tür tarihlerden ikisini geçtiğimiz günlerde geride bıraktık: 29 Ekim ve 10 Kasım... 23 Nisan'a kadar “Oh, ne alâ” diye yan gelip yatabilir miyiz?

Hemen rahata geçmeyelim diye şimdiden uyarıyorum: Türkiye'yi önümüzdeki günlerde rahatsız edebilecek başka potansiyel kriz noktaları var; gerekli tedbirler alınmazsa eğer, bizim inisiyatifimiz dışında meydana gelecek gelişmeler kolaylıkla krize dönüşebilir...

İlkini biliyoruz: Avrupa Birliği (AB) Komisyonu son yayınladığı İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi'nde limanlarını Kıbrıs bandıralı gemilere açması için Türkiye'ye kısa bir mühlet tanıdı. Üç hafta sonra yapılacak AB Zirvesi öncesinde limanlar açılmazsa müzakerelerin askıya alınması tehlikesi var. Komisyon demokratikleşme çizgisindeki reformların aksamasına ve TCK 301. madde uygulanarak aydınların cezalandırılmasına da itiraz ediyor...

Zirve bazılarının beklediği gibi müzakerelerin askıya alınmasıyla sonuçlanırsa bunun toplumda ciddi bir travmaya yol açacağına hiç kuşku yok.

ABD ile ilişkilerde de kaynama noktasına doğru gidiliyor. Washington'da iplerin Demokrat Parti'nin eline geçmesi, tepede Damokles'in kılıcı gibi asılı duran Ermeni yasasının gelecek nisan ayında Kongre'nin gündemine sokulmasıyla sonuçlanabilir. Alın size travmatik bir kırılma noktası daha...

Krizlere açık bir dönemden geçtiğimiz belli de, bu tabloya bakıp karalar bağlamamız da gerekmiyor. Türkiye tek gündem maddeli sıradan ülkelerden biri değil; o sebeple de ne AB ne de ABD tarafından gözden çıkarılıvereceği düşünülmemeli. TCK 301. maddede yapılması planlanan değişiklik zamanında Brüksel'e sunulabilirse, Komisyon'un limanlar konusundaki saplantılı tavrında bir gevşeme meydana getirilebilir. Washington açısından da, Türkiye, birkaç yüzbin Ermeni oyu düşünülerek karşısına dikilinecek bir ülke değildir; Irak politikasında öngördükleri değişikliği Türkiye'yi hesaba katmadan hayata geçiremeyeceklerini Demokratlar da biliyor.

Dıştan gelebilecek zorlamaların da önemi var, ama bizler açısından esas endişe edilmesi gereken nokta, Yeni Şafak'ın ANAR'a yaptırdığı anketin grafiklerinde gizli: Türk toplumu hızla kutuplaşıyor... Tablolara baktığınızda sizler de bu durumu görebilirsiniz. Partiler konusunda 'ak-kara' kilitlenmesine doğru yol alıyor toplum, âdeta 'ya sev - ya öldür' ikilemi içerisinde... Neredeyse bütün ulusal sorunlarda keskin tavırlar belirlemiş görüntüsü veriyor insanlarımız; birinin gönlünü yapmak üzere harekete geçtiğinizde diğer herkesi karşınıza almamanız imkânsız.

Bu da çok geniş olması gereken siyasetin manevra alanını olağanüstü kısıtlayıcı bir etkiye sahip... Toplumun son zamanlarda dışa vurduğu bölünmüşlük tablosunu değiştirmek AB ve ABD'yle ilgili travmatik senaryoları boşa çıkarmaktan çok daha zor. Önümüzdeki günlerin takvim yapraklarında yer alan cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim siyasî randevuları düşünüldüğünde, bu durum, tedirginliği daha da koyulaştırıyor.

Siyasî hayatın içinde yer alan herkesin, iktidar-muhalefet fark etmez, Yeni Şafak anketini bir de bu gözle değerlendirmesinde yarar var. Gerilim politikaları bazı siyasîlerin işine yarayabilir, ülkedeki zihnî bölünmüşlük oyları büyük partilere yönlendirir çünkü; ancak bu kadar gerilmiş bir ülkede siyaset yapmak siyasiler için bir azap olmalı. AB ve ABD ile sorunlarımızın aşılmasında da ciddi bir engeldir toplumun aşırı gerilmesi...

Siyasîlere düşen, esas bu sorunu çözmektir. Germeyelim, yoksa düşeriz.



Bu yazı 299 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,829 µs