En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Ben bu adamdan çok sıkıldım!



Benim de hoşuma gitmiyor böyle karışık şeyler yazmak. Üstelik zor da... Fakat, arkadaş bilimadamı. Mevzu ister istemez ‘kavramsal çerçeve’ye kayıyor.

Kavramsal olunca belki fehmeder...

Daha önce yazdığım bir sürü şeyi anlamadı.

Fehmetme yeteneği olmadığı için anlamadı. Her şeyi klasik ‘ilerlemeci tarih düşüncesi’ne göre açıkladığı için anlamadı. ‘Sosyoloji’ bilimini insanları yola getiren ve ‘aydınlatan’ bir düşünce pratiği zannettiği için anlamadı. Canı anlamak istemediği için anlamadı. Anlamaktan korktuğu için anlamadı.

Bu defa da basit şeyler söyleyeceğim:

BİR: Bilim ‘misyon’ değildir.

İKİ: Bilimadamı ‘misyoner’ değildir.

Bilimadamı, insanlara ‘dönüştürülebilir’, ‘ikna edilebilir’, ‘aydınlatılabilir’ nesneler gözüyle bakmaya başladığı an, yaptığı şey ‘bilim’ olmaktan çıkar. Başka şeye dönüşür. O ‘başka şey’in ne olduğunu da kendisi bulsun artık.

Bir de arkadaş ‘aydın’ olduğunu, biricik görevinin feodal unsurlara karşı kitleleri aydınlatmak olduğunu söylüyor. Bu ‘feodal unsurlar’ın içine herşeyi koyabilirsiniz; din, gelenek, tarih... Aklınıza ne gelirse.

Fakat aydın olmak o kadar da kolay değil.

Mesela, dine (yahut meşrebinize göre geleneğe) uzak durarak kendisini modern kılan, ama ‘otorite’yle ilişkisinde tamamen teslimiyetçi bir görüntü çizen kişilere Batı’da aydın demiyorlar.

Ne diyorlar? Pozitivist misyoner.

Oysa devletten bağımsız düşündüğünüz, ‘otorite’yle aranıza mesafe koyduğunuz oranda aydınsınız. Modern algılamaya göre bu böyledir.

Bir de aydın, ‘relativist bakış’ı temellük etmek zorundadır.

Relativist bakış, yani görecelilik, bilakis, bir otoritenin meşruiyetine ihtiyaç duymadan, her düşünceye kendi içinde değer atfeder...

Gelgelelim, bizim ‘aydın’da görecelilik diye bir şey yok. Gri tonlar hiç yok.

Onun gözünde değer kazanmanız için, bir otoritenin ya da sert bir doktriner düşüncenin onayından geçmeniz lazım. Hadi daha saçık konuşalım: Kemalizme biat etmeniz lazım.

Herkes de bilir ki, aydın olmak, aynı zamanda bir ‘bireyselleşme kategorisi’dir. Hem bir doktrine, üstelik otoriter bir doktrine iman edeceksiniz ve insanları bu vasata iman etmeye çağıracaksınız (iman etmeyenleri gerici, dinci, şucu bucu ilan edeceksiniz), hem de didon sakalınız, kalın camlı gözlüğünüz, ‘sosyal hizmetler uzmanı’ etiketiniz var diye ‘birey’ sayılacaksınız. Bu kadar kolay mı?

Dolayısıyla, kerameti demagojik tavır alışından menkul bu arkadaşı ‘aydın’ sayamıyoruz. Bilimadamı da sayamıyoruz. Bir şey o. Başka bir şey... Bir dinin müntesibi gibi bir şey...

Sözü uzattığımın farkındayım. Ayrıca kavramlara bulanmış sevimsiz entel-dantel bir yazı oldu. Hiç de gereği yoktu ama oldu işte.

Fakat, dediğim gibi, anlasın diye böyle yazıyorum. En azından, yazıda geçen kavramlar üzerine düşünsün. Birey nedir, aydın kimdir, relativizm ne işe yarar, kime bilimadamı denir?

Düşünsün ve fehmetme yeteneğini geliştirsin.

Hem belli mi olur, bakarsınız kavramların dünyasına girdikten sonra ‘endüstri devrimi’, ‘feodalite’, ‘gerici düşünce’ bilmem ne diye atıp tutmaktan vazgeçer...

Biz de ekranların başında sinir küpü olmaktan kurtuluruz... Fena mı olur yani?



Bu yazı 116 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,398 µs