En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Amerika'dan yönetim dersleri



Hemen söyleyeyim, başlıktaki 'yönetim' kelimesi İngilizce 'management'in karşılığıdır, belki 'iş idaresi' demek daha doğru olurdu ama konunun
'Amerikan yönetimi' ile de yakın ilgisinden ötürü sadece 'yönetim' demeyi tercih ettim.
Biliyorsunuz salı günü Amerika'da seçim vardı, Demokrat Partili adaylar Amerikan parlamentosu Kongre'nin her iki kanadında da çoğunluğu ele geçirdiler, yani bir anlamda Cumhuriyetçi Parti'yi silip süpürdüler. Bu sonuçların belli olmasından hemen sonra Başkan George W. Bush gazetecilerin önüne çıktı, hem yenilgiyi kabul etti hem de daha geçen haftaya kadar savunduğu Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in istifasını kabul etti.
Başkan, Rumsfeld'i değiştirmeyi daha önce düşündüğünü ama seçime müdahale gibi algılanmaması için bugünü beklediğini söyledi, umarım doğru söylüyordur. Ama zaten konumuz bu değil. Konumuz, 'iş idaresi.'
Bizler, yani Amerikalı olmayanlar, Irak savaşından ötürü ve uygulanan terörle mücadele stratejisiyle yöntemlerden ötürü Amerika'yı eleştiriyoruz falan ama bizim eleştirilerimiz daha çok siyasi ve insani.
Benzer bir eleştiri bombardımanı Amerika içinde de var ama benim görebildiğim kadarıyla büyük gazeteler ve Demokrat Parti, Başkan Bush ile yönetimini ilkelere dayalı bir açıdan çok 'iş idaresi' bakımından eleştiriyorlar. Tabii en çok eleştiriyi alan, hatta Irak'taki başarısızlığın tek sorumlusu gibi gösterilen kişi olan Rumsfeld'i de bu bakımdan eleştiriyorlar.
Rumsfeld ile ilgili en temel eleştiriler şunlar:
Mikro-yönetim yapıyor: Pentagon'un başındaki siyasi sorumlu olarak Rumsfeld, işleri birilerine delege etmek ve sonra da onları takip etmek yerine bizzat yönetiyor, yani 'micromanagement' yapıyor. Pentagon'un her seviyesine, 'snowflakes' (kar tanesi) adı takılan beyaz kâğıda
yazılı notlar yağdırıyor.
Başkalarının sesini kesti: Yasaya göre ABD Genelkurmay Başkanı, Başkan'ın 'askeri danışmanı.' Ama Rumsfeld ilk geldiği günden
itibaren Genelkurmay Başkanlarının Başkan'la kendisinin olmadığı ortamlarda konuşmasını engelledi, dolayısıyla askerlerin hep Rumsfeld'le aynı görüşleri aktarmasını veya karşı görüşlerin, eleştirel yaklaşımların Başkan'a ulaşmasını engelledi. Sadece Başkan'a değil, yarattığı atmosfer yüzünden bu eleştirel görüşler Rumsfeld'in kendisine de ulaşmadı. Dolayısıyla hem Rumsfeld hem de Başkan zaman içinde gerçeklerden koptu, kendi yarattıkları bir başka gerçeklik içinde yaşamaya başladılar.
İşte bu iki eleştiriyi eminim küçümseyenler çıkacaktır ama bence acele etmeyin. Çünkü, biz nasıl düşünüyor olursak olalım, Amerikan halkının zamanında savaşı desteklediğini unutmamalıyız. Ancak Rumsfeld'in daha en başından itibaren Irak konusunda gerçeklerden çok kendi hayal dünyasının ürünü olan bir başka dünyada yaşaması, yani her türlü bağımsız görüşü, eleştirel yaklaşımı reddeden yönetim tarzı Başkan tarafından da belli ki paylaşılıyordu ve bu yüzden Amerika koca bir ülkeyi işgal etti, yüz milyarlarca doları bu savaşa harcadı.
'Savaş kanıtları' adı verilen kanıtlara meydan okuyan, bu kanıtların ne kadar geçerli olduğunu sorgulayan tek kişinin Amerikan yönetimi içinden çıkmaması, Amerikan yönetim standartları açısından tam bir skandal.
Rumsfeld'in sadece savaşın savaş kısmına yoğunlaşması ama Saddam devrildikten sonra Irak'ın nasıl yönetileceğine neredeyse hiç zaman ayırmaması, Irak'ı işgal eden asker sayısının daha en başından itibaren gerekenin üçte birinden bile az olmasında ısrar etmesi, bugün Amerika'nın yaşadığı Irak kâbusunun başlıca sebepleri.
Bu eleştiri noktaları benim kendi kendime bulduğum şeyler değil. Başta savaşan askerler olmak üzere içeriden bilgiyle donanmış çok sayıda uzman kişinin ve bu arada Rumsfeld'den sonra Pentagon'a aday gösterilen Robert Gates'in de görüşleri.
Ve bu görüşler son olarak Amerikan ordu gazetesinin makalesinde de yer aldı.
Zaten tam da bu son saydığım sebeple, yani ordunun Amerikan sisteminde daha önce görülmemiş biçimde Savunma Bakanı'nı eleştirmesi yüzünden Başkan Bush çok ciddi bir stratejik değişiklik yapmak durumunda kaldı.
Nasıl Amerika geçmişte Watergate Skandalından ve İran-Kontra Skandalı'ndan dersler çıkardıysa bu yaşananlardan da ciddi dersler çıkaracak ve belli ki Kongre yönetimi sınırlayan yeni yasalar çıkaracak, benzer şeylerin tekrarlanmaması için bir şeyler yapılacak.
Bence bizler de, gerek şirketlerde ve gerekse devlet yönetiminde bulunanların da bu basit iş idaresi gerçeklerinden yararlanmamız lazım. Bizde eleştiriye tahammül pek olmadığı için yöneticiler etraflarında 'Evet efendim'ciler isterler ve sonunda da bulurlar. Karşı görüş veya ortak akıl yerine genellikle yöneticinin dediği olur.



Bu yazı 263 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,013 µs