En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Niçin tepişip duruyoruz?



Biz ‘siyaset’ diyoruz ama, Türkiye’deki kavganın siyasetle ilgisi yok. Klasik ‘ilerici-gerici kavgası’ da değil bu!

Ne?

İmtiyazlılar kastıyla, o kasta direnen ya da o kast içinde yer almaya çalışan ve siyaseten, iktisaden dışlanmış yığınların kavgası. Daha doğru bir ifadeyle, tepişmesi...

Bazıları ‘kent kültürü’yle ‘köy kültürü’nün, bazıları doğuyla batının, eh bazıları da ‘ileri’yi temsil eden güçlerle ‘geri’de direnen yığınların kavgası şeklinde formüle ediyor.

Fark etmez... Hepsi aynı kapıya çıkar.

Muhtemelen Emre Kongar da ‘Feodallerle, feodaliteyi ortadan kaldırmaya çalışanların kavgası’ diyecektir bizi güldürmek için.

Bu arada, her akşam izliyoruz ve çok gülüyoruz. Niçin mi gülüyoruz? Bilmiyorum, üzerime gelmeyin.

HHH

Denilebilir ki, Türkiye gibi, farklı kültürel-etnik özellikler gösteren, türlü karşıtlıkların kesişme noktasında bulunan bir ülkede böyle bir çatışma doğaldır ve kaçınılmazdır.

Doğrudur.

Kültür de, uygarlık da, zenginlik de, demokrasi de, (böyle bir şeye inanıyorsak şayet) ‘ilerleme’ de bu çatışmadan doğar.

Fakat Türk entelijansiyasına bakılırsa, cennet vatandaki tepişme, ‘dönüşebilir’, ‘demokrasiye evrilebilir’ bir çatışma değil. Çünkü, kavgada taraflardan birini ‘Nesli giderek tükenmekte olan ve bir bakıma Beyaz Türkler olarak anılabilecek olan iyi giyimli, aydın, orta gelir grubundan, onurlu, Atatürk’e inançlı bir zümre’ oluşturuyor.

Yani, imtiyazlılar.

Bir ara ‘Euro-Türk’ tesmiye olunuyordu.

Sonra isimlerinin önündeki ‘Euro’ takısını atıp, ‘Çılgın’ sıfatını ekleyiverdiler. İyi de oldu. Böylece kendisini ‘imtiyazlılar’ kastına dahil edenlerin çağdaşlık, ilerleme, demokrasi gibi bir dertleri bulunmadığı ortaya çıkmış oldu.

HHH

Ertuğrul Özkök, geçenlerde, dışlanmış yığınların, yani ‘öteki’ kategorisine sokulan kara kalabalıkların siyaset sahnesinde yer almasıyla birlikte, Türkiye’de belli bir ‘yaşam tarzı’nın tehdit altına girdiğini yazıyordu.

Bir başka cin fikirli yazar da, 28 Şubat’ta ‘sopa tehdidiyle’ iktidardan uzaklaştırılan unsurların siyaset sahnesinde yeniden etkin olmaya başladıklarını, dolayısıyla ‘iyi giyimli, aydın, orta gelir grubundan, onurlu, Atatürk’e inançlı zümre’nin, bu mujik ve narodnik kalabalığa karşı devletin yanında saf tutması gerektiğini öğütlüyordu.

Demek ki ‘onursuzlar’ı iktidardan men etmenin yolu, ‘onurlular’ın destekleyeceği darbeden geçiyor.

Şunu söylemeye çalışıyorum.

Bizim ‘siyasal kavga’ zannettiğimiz şey, aslında ‘sınıf çatışması.’

Daha sert, hatta ‘kanlı’ geçmesi beklenebilecek bu çatışmayı, daha uygun enstrümanlar bulamadığımız için, şimdilik belli semboller üzerinden yürütüyoruz. Bütün o ‘laiklik’ ve ‘kamusal alan’ tartışmaları biraz da bu amaca hizmet ediyor.

İyi mi oluyor?

Bence iyi oluyor.

Bu çatışmadan ‘ortak akıl’ ve ‘birada yaşama kültürü’ üretebilirsek, daha da iyi olacak.



Bu yazı 61 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,982 µs