En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Atatürk Kemalist miydi?



Merhum Attila İlhan da öyle düşünürdü... Kemalizm’in, öncelikle bir ‘İsmet Paşa tasavvuru’ olduğunu söylerdi. Hatta, denilebilirse, bu iş, ilk onun başının altından çıkmıştır.

Bazı eksantrik uçmalarını saymazsanız, ‘düvel-i muazzama’ya karşı (siz buna ‘emperyalizm’ deyiniz) Ortaasya ülkelerini örgütlemek, Kemalist umdelere göre Turan ilini yeniden yapılandırmak (çağdaşlaştırmak) gibi, orijinal fikirleri vardı üstadın...

Mustafa Kemal Atatürk’ten bir Sultan Galiyev çıkarmak için çok uğraşmıştır ama, muvaffak olamamıştır.

Çünkü bir ‘dönüştürücü lider’ olarak Atatürk her şeydir; devrimcidir, batıcıdır, yurtseverdir, liberaldir, yerine göre demokrattır, yerine göre muhafazakardır ama bir tek şey değildir: ‘Turancı...’

Koca şair bu düşüncesini, yani Kemalizm’in niçin bir İsmet Paşa tasavvuru olduğunu/olması gerektiğini ‘Hangi Atatürk’ adlı kitabında detaylandırıyor.

Türünün en iyi kitabıdır...

İtiraza yeltenecekler önce bu kitabı okusun, sonra küfür maillerini döşensinler.

Kendilerini ‘çağdaş’ sıfatıyla taltif eden arkadaşlar (Emre Kongar da buna dahildir) Türkiye tipi cumhuriyetin bahşedilmiş bir hak, bir ‘kutsal paradigma’ olduğunu düşünür ve buradan türeyen düşüncenin tüm sorunları çözeceğine inanır. Türkiye Cumhuriyeti’ne rengini veren ilkeler bütününün, hatta mevcut uygulanışıyla laikliğin demokratik teamüllerle örtüşüp örtüşmediğini ise hiç tartışmaz. Bilakis, çağdaş bir Türkiye’nin jakoben uygulamalarla (yani kamu alanını belli bir ideolojik grubun kullanımına açan umdelerle) mümkün olabileceğini savunur.

Buna dünyanın başka ülkelerinde ‘totalitarizm’ diyorlar.

Bu total algılayışın, takdir edrersiniz ki, ne cumhuriyetle, ne demokrasiyle, ne de laiklikle bir ilgisi vardır.

Daha önce kaç kez yazdığımı hatırlamıyorum.

Belki elli, belki yüz...

Bu konular, tekrarlana tekrarlana, insanı şizofrenik bir döngüye sokuyor ya, olsun... Az buçuk tarih karıştırmış olanlar bilecektir, ‘Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ ve sakıt bir deneme olarak kalan ‘Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı tasfiye ederek gerçek bir ‘liberalizm’in, Mustafa Suphi ve bakıyesini Karadeniz’de boğdurarak kitabına uygun bir ‘sosyalizm’in oluşmasını engelledik.

Sınıfların teşekkül etmesine de izin vermedik.

Zaten teşekkül edebilemezdi de, hiç değilse ‘orta sınıf’ oluşturma çabalarının ürünü olarak ortaya çıkan ‘kast’laşmanın önüne geçebilirdik.

Bu nedenle, Türk demokrasisi adı verilen ‘şey’in sınıfsal temeli yoktur.

Tepeden inmedir.

Tepeden inme olduğu için de totaliter ve buyurgandır.

Farklılıkları ve karşıtlıkları toptan red ve inkar yoluna gitmeseydik, ‘yerli düşünce’yi mihver edinip (demokratlaştırıp) yeni bir kültür bileşimi süzmeyi başarabilseydik sonuç daha mı farklı olurdu?

Muhtemeldir...

Tabii bütün bunları tartışırken, Mustafa Kemal’le Kemalizm’i ayırmak lazım...

Kemalizm, bir Kadro (Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun çıkardığı ‘Kadro’ dergisinden mülhem) faraziyesidir ve Mustafa Kemal’le (yani Atatürkçülük’le) ilgisi bulunmamaktadır.

Kemalizm ve Atatürkçülük, farklı kategorilere işaret eden iki ayrı düşünüş biçimidir...

Birincisi (İdris Küçükömer’in kavramlaştırmasıyla söylersek), halkı biat eden, pasif, edilgen varlıklar olarak görürken; ikincisi ‘aklı’ ve ‘bilim’i önceliyordu.



Bu yazı 129 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,393 µs