En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Gazetecinin tövbesi...



Madem konu açıldı, ben de eteğimdeki taşları dökeyim. Konu benim için yeni sayılmaz aslında; hiç yazmadıysam, bugüne kadar, birkaç yüz yazı yazmışımdır.

Gerçi bu yazıların çoğunluğu Andıç'ı sahiplenen arkadaşlarla, o arkadaşların duruşlarıyla ilgiliydi ama, farketmiyor. Hatta, diyebilirim ki, ekmeğimi biraz da bu yazılara borçluyum.

Hep, belli başlı isimlerin, Cengiz Çandar'ların, Mehmet Ali Birand'ların, Akın Birdal'ların mağdur edildiği yazıldı, Andıç'ı sahiplenen eşhas (mesela Ertuğrul Özkök) bu isimlerden özür diledi ama, Andıç'ın bir de göz önünde olmayan, mağdurluklarını şöhrete tahvil etmeyen (yahut edemeyen) mağdurları vardı.

Mahir Kaynak bunlardan biridir mesela.

Mahir Bey'in, ayrılıkçı terör örgütüyle içli dışlı olduğu yazıldı. Hem örgütten emir alıyormuş, hem de açıkça ayrılıkçı görüşleri savunuyormuş. Bir de Mahir Sayın diye biri vardı. Kim olduğunu bilmediğimiz Mahir Sayın da, terör örgütünü öven kitaplar yazıyormuş.

Sahi, kimdi Mahir Sayın?

Bir de tabii (ancak bir "çağrışım şakası" olabilecek isimlendirmeyle) Altan kardeşler... Mehmet Altan ve Ahmet Altan da, tıpkı Mahir Kaynak gibi, hem ayrılıkçı örgütün doğrularını savunuyormuş, hem de "ülkeyi bölmeye matuf" eylemlerin içinde yer alıyormuş.

Kendime önem atfetmek istemem ama, bu satırların yazarı da Andıç mağdurlarındandır... Şemdin Sakık'ı konuşturan generaller, nasılsa, ayrılıkça örgütle ortak hareket eden iki günlük mevkutenin varlığını tespit etmişler... Bu iki mevkute, Milli Gazete ve Akit, terör örgütünden para alıyormuş... Yoksa tersi mi?

Neyse, sonuçta terör örgütüyle ilişki içinde gösterilen, defalarca kurşunlanmış, defalarca kapısına bomba bırakılmış, defalarca "polisli-panzerli" terör baskınlarına maruz kalmış bir gazetede çalışıyordum ve yukarıda adı geçen eşhas gibi, ben de üzerimde "sürecin" ağır baskısını hissediyordum.

Mesela, 28 Şubat'a adlı adınca "darbe" dediğim, demokratik normale müdahale eden memurin takımını eleştirdiğim için hakkımda bir sürü dava açıldı. Çoğunluğu Ağır Ceza'lık...

Suç duyurularını saymıyorum bile...

Kaç duruşmaya girdim çıktım? Uykusuz kaç gece geçirdim? Kaç kez adres değiştirdim? Kaç "uygulama"dan döndüm? Üstelik, arkamda Oli Rehn, Camiel Eurlings gibi değerli Orhan Pamuk okurları, "Bu adamı hapse atarsanız AB'ye giremezsiniz" diyen dayanışmacı hemşireler de yoktu. (Zaten ırak olsunlar!) Üç buçuk yıl kadar da "yasaklı" kaldım. Bir tür gönüllü yasaklılıktı ama, olsun... Hapse girmekten yeğdir.

Peki, bütün bunlar olup biterken, "özgür ve bağımsız basını savunması gerekenler" ne yapıyordu?

Ne yapacaklar... Biri Andıç yazarlarına servis yapıyordu ("Topyekün seferberlik", "Bu kez işi silahsız kuvetler halletsin" ve "Paşa Başkanı hizaya soktu" manşetlerini hatırlayalım), biri Sultan Abdulhamid sansürüne karşı gazetecileri ayaklandırıyordu, eh biri de Andıç metninde adı geçen gazetecileri teşhir (!) ediyordu, yani "alçakları tanıtıyor"du...

Şimdi çıkıp "yanlış yaptık, yapmamalıydık, bir daha olmaz" diyorlar, hatta utangaç bir dille özür filan diliyorlar ama...

Hayır, "Hiçbir kıymeti yok" demek istemiyorum, mutlaka kıymeti vardır da... Bir daha yapmayacaklarının garantisi yok. En azından, bir daha yapmayacaklarına ilişkin inandırıcı bir fotoğraf sunamıyorlar...

Bu yazı 118 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,837 µs