En Sıcak Konular

Ferai Tınç


Ferai Tınç
0 0 0000

Satır araları dönemi



İLERLEME raporu haberleri yine sancılı.

Kritik toplantılar öncesi Rumların gizli belge ve bilgileri kamuoyuna sızdırarak pazarlık sırasında ellerini güçlendirme taktiği yine devrede.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun Türkiye ile ilgili hazırladığı İlerleme Raporu Kıbrıslı Rumlar tarafından basına sızdırıldı. Raporun, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin istekleri doğrultusunda olduğu izlenimi yayılıyor.

Hayır, sadece izlenim değil. Rum Yönetimi, resmiyet kazanmamış raporda yapılan değişikliklerden memnun olduğunu bile açıklamış bulunuyor.

Rumların bu taktiğinin, geçmiş deneylerden herkesin çok iyi bildiği bir amacı var.

Türk tarafına "Sen çoktan bittin" mesajı verip kenara itmek, Türkiye’ye de "pazarlığı çok sıkı tutarsan çoğunluğu karşına alır, uzlaşmaz taraf olursun" diye gözdağı vermek ve satır arası pazarlıklarında istediği değişiklikleri elde etmek.

Tabii işin iç politika yönü de var. Bu tip haberlerle son an uzlaşmalarında kendi kamuoyuna "merak etmeyin biz istediğimizi kopardık" diyebilmek.

Henüz yayınlanmayan bir rapor hakkında konuşmak doğru değil.

Ama Rumların basına sızdırdığı iddiaları yorumlamak mümkün.

***

FİLELEFTEROS Gazetesi’nde yayınlanan habere göre Rumların "elde ettik" dedikleri "kazançlar" şöyle.

"Türkiye, AB ile Ortaklık belgesi metni temelinde Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı üstlenmiş olduğu yükümlülükleri reddediyor"; "Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıması, üyelik sürecinin esaslı unsurlarından biridir"; "Türkiye’nin taahhütlerini yerine getirmekte yetersiz kalması halinde müzakere prosedürünün tamamının etkilenmesi muhtemeldir."

Bu satırların girmesiyle Türkiye’nin AB üyesi olmak için Kıbrıs’ı tanımak zorunda olduğu şimdiden adım atmasının kendi hayrına olacağı söylenmiş oluyor.

Bunlar dense bile, yeni bir şey değil. Çünkü Türkiye Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Kıbrıs’ın tek temsilcisi olarak tanımıyor. Bu köklü sorunun BM şemsiyesi altında çözümünden önce de tanımayacağını da açıkça söylüyor.

Avrupa Birliği’nin bu konuda Türkiye’ye verilmiş sözleri var. Gerek adaylık statüsünün verildiği Helsinki Zirvesi öncesinde Finlandiya Başbakanı’nın yazdığı mektup, gerek bu mektubu zamanın başbakanı Ecevit’e getiren Dış Politika Komiseri’nin garantisi Ankara’nın arşivlerinde. Ayrıca Türkiye’ye müzakere tarihi verilen zirve ve sonraki diğer bütün zirve toplantılarda Komisyon başkanlarının "Çözüme kadar Türkiye’nin Kıbrıs’ı tanıma mecburiyeti yoktur" şeklindeki açıklamaları da arşivlerde.

Rumlar, çözümden önce Kıbrıs’ın Türkiye tarafından tanınması ve sorunun Avrupa Birliği çerçevesine havalesini istiyorlar. Ama buna Türkiye’nin razı olması mümkün değil.

***

AYRICA taslakta, Türkiye’nin pozisyonunu destekleyen yaklaşımlar da var. Türkiye’nin çözüm konusunda yapıcı bir tutum benimsediği belirtiliyor, Kıbrıs eylem planına dikkat çekiliyor. Ve Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyonların kaldırılması gerektiği vurgulanıyor.

Nitekim Avrupa Komisyonu, Kıbrıs Türklerinin izolasyonuna son vermek için vaad ettiği mali yardımın ilk dilimini hafta içinde serbest bıraktı. Bu o kadar önemli olmayabilir ama bu yardım, Rum yönetimi üzerinden değil doğrudan Brüksel ile KKTC arasında kurulacak bir mekanizma aracılığıyla hayata geçirilecek. Ayrıca, Olli Rehn’in, "Bir sonraki adım doğrudan ticaret tüzüğü olmalı" sözleri de önemli.

***

KIBRIS sorunu ne Avrupa kulislerinde ne de ilerleme raporlarıyla çözülebilir. Bu mesele, satır araları güreşiyle sonuca bağlanacak bir mesele değil.

Çünkü Kıbrıs, Türk kamuoyu vicdanında derin bir "adalet sorunu" haline geldi. Adil çözüm dışındaki her taktiğin, Türkiye’yi müzakereleri durdurma seçeneğini bile göze alabilecek noktaya getireceği artık fark edilmeli.



Bu yazı 258 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Kasım 2010 Talabani'nin resti
    • 2 Ağustos 2010 Ortadoğu’da gerilim yüksek
    • 21 Mayıs 2010 Acem oyunu
    • 14 Eylül 2009 12 Eylül ne zamana kadar?
    • 7 Ağustos 2009 Mahmur Kampı neden önemli
    • 10 Mayıs 2009 Anneler en çok barış istiyor
    • 2 Ocak 2009 Geçen yılın iki olayını birinci seçtim
    • 13 Ekim 2008 İlerleme raporunun pazarlama stratejisi belli oldu
    • 11 Ağustos 2008 Gürcü lideri kim itti?
    • 10 Ağustos 2008 Kafkasya’da süper güç rekabeti
    • 4 Ağustos 2008 Kerkük krizi tırmanıyor
    • 26 Mayıs 2008 Fransa’nın eski başbakanı, Sarkozy’ye aldırmayın diyor
    • 25 Nisan 2008 Ortadoğu barışı ve Golan
    • 7 Nisan 2008 Zirvelerin ardından
    • 17 Mart 2008 Dış politikada baskı dönemi başlarken
    • 14 Mart 2008 Açlığın yeni yüzü ve füze kalkanı
    • 25 Şubat 2008 Kıbrıs’ta nerede kalmıştık?
    • 18 Şubat 2008 Kontrollü bağımsızlık
    • 25 Ocak 2008 Ege’de yeni sayfanın manşeti ’cesaret’
    • 21 Ocak 2008 Soğuk savaş üslubu geri dönerken

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,325 µs