En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Bırakın da iki satır okuyalım!



Bir ünlü sanatçımız (ismini de söyleyelim, Gülben Ergen), Fransa’yı boykot bábından Paris tatilini yarıda kestiğini anlatmıştı. Böylece Fransa’ya karşı milli tavır sergilenmiş oluyordu.

Bir kısım medyaya göre reklam kokan hareketlerdi bunlar ama, günahını almayalım yine de. Fransa’yı boykot vetiresinde öyle saçmalıklara şahit olduk ki, varsın bu kadarcık reklam olsun, ziyanı yok.

Şimdi değerli sanatçımız ve Erdoğan ailesi haklı olarak Hayır, reklam değildi, düpedüz milli tavırdı diye açıklama göndermeye kalkacak. Hemen belirteyim, bu konuda müddei değilim. Reklam olmadığını peşinen kabulleniyorum.

Son olarak bacıma şunu da söyleyeyim: Sen hiç olmazsa güzelim tatilini yarıda kestin, moral ve fizik dünyanda nakısa oluşması pahasına... ‘Milli tavır’ sergiliyormuş gibi yapıp kişisel çıkarlarını Fransız ulusal çıkarlarıyla tevhid eden ulusalcılarımızı nereye koyacağız?

Fransa’ya kızgınlığımızın yol açtığı haksızlıklardan, daha doğrusu bize yaptırdığı saçmalıklardan söz ediyordum...

Evet, çok asabımızı bozdular. Öte yandan, dünyaya armağan etmekle övündükleri bazı kavramların (özgürlük gibi) altını boşaltmak suretiyle öfkemizi daha da artırdılar...

Fakat, bütün bunlar, bize histerik tepkiler koyma hakkı vermiyor.

Duygusallığın ve tepkiselliğin de bir mantığı, bir rasyonalitesi olmalı, öyle değil mi?

Neler yapılmadı ki...

Fransa’yı soykırımla suçlayan yasa tasarıları hazırlamak, Fransızca kursundan kaydını sildirmek, eh işte Paris tatillerini yarıda kesmek, Fransız arabalarına binmemek, Fransız yazarlarını okumamak, Doğu’nun Paris’i nitelemesini kullanmaktan vazgeçmek, Fransız peyniri yememek, Cezayir Sokağı tabelasına dönüş hazırlıkları yapmak ve Alain Delon’a sövmek gibi...

Bu histeriye, ne yazık ki, RTÜK de katıldı: Televizyon kanalları Fransız filmi yayınlamasınmış.

Değerli Erdoğan Teziç’imiz de Fransa’dan aldığı onur madalyasını iade etti.

Madem aldın, niçin iade ediyorsun?

İade edecektin, neden aldın ve niçin şimdi iade ediyorsun?

Fransızlar (ulusalcı mizah yazarlarının tabiriyle) Fransızlıklarını ilk kez göstermiyorlar ki. Fransız her zaman Fransızdır. Sen madalyanı AB’yle müzakereler vetiresinde, Türk kültürünü Avrupa’nın kalbine saplanmış bir hançer olarak nitelediklerinde iade edecektin.

Geçenlerde ulusalcı kanallardan birinde, ismi cismi olan bir akademisyen, üstelik aklı başında bir adamdır, Fransa’yı boykot girişimlerini sarakaya alanların vatanseverliğinden kuşku duyduğunu anlatıyordu.

Beni ilgilendirmez kardeşim...

Fransız sinemasını sevmem (Hollywood’un egemenliğini kıracağım diye son yıllarda saçmalamaya başladılar; yönetmenleri kasıntı, oyuncuları eserikli, yazarları düpedüz munkabızdır); Fransız peyniriyle de işim olmaz, fakat edebiyatına pek bir bayılırım.

Hangi Çılgın Türk beni Paris’e gitmekten yahut Proust, Camus, Celine, Simenon, Beigbeder filan okumaktan alıkoyacakmış ki?

Madem Fransa’yı boykot bir tür ulusal rüşt ispat etme görevidir ve aynı zamanda ekonomik ilişkilerin askıya alınmasını içermektedir, Özdemir İnce aldığı ödülleri ve (varsa) madalyalarını iade etsin, Mine G. hemşiremiz içine doğduğu kültürü referans almaktan vazgeçsin, ulusal kuruluşumuz OYAK ve değerli Ali Sabancı’mız ekonomik ilişkilerini gözden geçirsin...

İlişmesinler de iki satır bir şeyler okuyalım...



Bu yazı 76 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,771 µs