En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Derin hastalık...



Başbakan’ın bizlerden gizlediği derin bir hastalığı mı var? Bunu Ertuğrul Özkök çok merak ediyor. Kendi ölçeğinde araştırmalar yapıyor, doktorlarla konuşuyor, Başbakan’da görülen ‘şey’in öldürücü olup olmadığını tespit etmeye çalışıyor.

Sonunda öğrendiği şeye ‘sevinmiş gibi’ yapıyor ama bence üzülüyor.

Keşke Başbakan’ın bir şeyi olsa da Çankaya’ya çıkamasa...

Hayır, adlı adınca böyle demiyor.

Bunu demeye getiriyor.

Bunu demeye getirmenin ‘ayıpsanacağını’ düşündüğü için de, ‘Vaktiyle ben de hastalanmıştım, Bodrum’da beni alıp acil servise kaldırmışlardı. Eşim çok üzülmüştü... Bilirim o duyguyu’ türünden, ancak yabancılaştırma efekti olarak değer ifade edebilecek şeyler yazıyor. (Şimdi bir yığın okuyucu mesaj yazıp bu ‘ayıpsamak’ lafının nerden çıktığını soracak. Hakkı Devrim de köşesinde kelimenin ‘ayıp’tan türetildiğini yazıp bizleri aydınlatacak...)

Bu duyguyu herkes bilir...

Herkesin başından benzeri bir hastane macerası geçmiştir...

Hastalanma ve bazı kekre duyguları tatma ayrıcalığı genel yayın yönetmenlerine has değildir.

Başbakan’ın olmayan hastalığı, anlaşılan, Özkök’ü geriyor.

Özkök’ün gerginliği de, niyeyse bizi, yani Türkiye’yi geriyor.

Ben çok geriliyorum şahsen.

Mesela durduk yerde ‘zuhur eden’ sağlık-takip yazılarına, bir punduna getirilip sorulan ‘Başbakan’ın kamuoyundan gizlediği bir hastalığı mı var?’ sorularına bir anlam veremiyorum.

Mesela, ana muhalefet partisinden gelen ‘Bu defa oluyor galiba, bazı illerde birinciyiz’ açıklamasına da bir anlam veremiyorum.

Bazı kamuoyu araştırmaları böyle şeyler yaparlar. Mümkündür. Fakat bazı illerde birinci olan ana muhalefet partisinin hangi illerde sonuncu olduğunu, hangi partilerin muhalefet avantajına rağmen oy kaybettiğini söylemezler. Böyle de ‘kötücül’ (!) tarafları vardır.

Durduk yerde zuhur eden Çankaya tartışmalarına da bir anlam veremiyorum.

Kendisini ‘stratejist’ olarak pazarlayan arkadaşa göre, derin hastalıktan sonra ‘her an bizi şaşırtacak birtakım gelişmeler’ olabilirmiş.

Ne olabilirmiş mesela?

Bir aday sorunsalı baş gösterebilirmiş.

Bir aday sorunsalı baş gösterirse gösterir. Ne yapalım yani?

Hayır, bu durum bir ‘kriz habercisi’ymiş. Çankaya meselesi usulüne göre halledilmezse, cennet vatanımız maazallah ‘alaturka faşizme’ doğru kayarmış ki, bu durum hiçbirimizin hoşuna gitmezmiş.

Ne fark eder? Gelmesinden korktuğumuz şeyi yıllardır yaşamıyor muyuz zaten? Alaturka faşizm bize ne yapabilir ki?

Şimdi siz söyleyin: Hiç gündemde olmayan bir konuyu (Çankaya konusunu) ısrarla gündemde tutarak ve hiç de gereği yokken Başbakan’ın olmayan hastalığıyla irtibatlandırarak ne yapmış oluyorsunuz?

Kaldı ki, Cumhurbaşkanı’nı seçecek olan Meclis’tir; bunun prosedürü ve kuralı bellidir.

Merih’ten yeni bir Anayasa, farklı bir takvim, daha önce denenmemiş bir ‘seçim yöntemi’ getiremeyeceğimize göre, Meclis oturacak, ortaya çıkan yahut önerilen adaylardan birini seçecek.

Bu kadar basit.

Bu kadar basit bir şey için neden bizi geriyorsunuz?



Bu yazı 104 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,232 µs