En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Yeni formulü açıklıyorum



Başbakan Erdoğan'ın rahatsızlığının verdiği telâş konuyu daha da önemli kılıyor... DYP lideri Mehmet Ağar'ın kendine güveni artmış görünüyor. Sporcunun 'zeki, çevik ve akıllısı' sevilir, öyle değil mi; Türk milleti politikacının da 'kendine güven duyanını' seviyor... Ak Parti'nin 2002 seçiminde aldığı oyların büyük bir bölümü Tayyip Erdoğan'ın sergilediği 'kendine güven' sayesindeydi.

Yoksa 'karizma' denilen şey sergilenen 'kendine güven' mi?

Bu soru, son katıldığı televizyon programında, 40 gün önce sarfettiği “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” cümlesi sebebiyle Başbakan Tayyip Erdoğan'ın özür dilemesi üzerine aklıma geldi. Şöyle dedi Tayyip Bey: “Bizim kültürümüzde 'git oğlum git, ya gazi ol ya şehit' der analarımız, böyle uğurlarlardı; dolayısıyla 'askerlik yan gelip yatma yeri değildir' dedim. Bu ifade yanlış anlaşılmışsa eğer, şehitlerimize hakaret olarak telakki edilmişse bundan üzülürüm. Bundan dolayı üzülenler olmuşsa ben o annelerden, o babalardan kesinlikle özür dilerim.”

“Ne var bunda?” diyebilirsiniz, ancak Murat Yetkin sizin gibi düşünmüyor. Dün şu satırlarını okudum Radikal Ankara temsilcisinin: “Tayyip Erdoğan, söylediği bir söz nedeniyle kamuoyundan bu kadar açık özür dileyen ilk başbakan olarak kayda geçti. (..) Erdoğan için bu tutum kolay olmasa gerek. Şimdiye dek hiçbir Türk siyasetçisinde görülmeyen bu tutum, seçmen gözünde 'hata yaptığını kabul etme erdemi' olarak değerlendirilecek mi? Zaman gösterir.”

Belli ki, 'kendine güven' görüntüsüne halel getireceğini düşünüyor özür dilemenin... 40 gün önce, yani ağzından ilk çıktığında yanlış yönlere çekileceğini anlayınca dileseydi özrü, bu kuşku doğmazdı. AKP profesyonel halkla ilişkiler danışmanı kullanmıyor; seçimlere bir yıl kaldı, kullanmaya başlasa iyi olur...

Başbakan'ın ve Ak Parti'nin danışmanları acaba 'West Wing' dizisini izliyorlar mı? 'West Wing', başkanın genel sekreteri ve bağlı kadroların çalıştığı Beyaz Saray bölümünün adı. ABD'de her yıl ödül alan dizide, tahmin edileceği üzere, Beyaz Saray'da yaşananlar anlatılıyor. Bazı Amerikalıların şakayla karışık, “Keşke Bush yerine dizideki Bartlet başkanımız olsa” demekten kendini alamadıkları biçimde gerçeğe çok yakın bir dizi bu. Dünyanın tek süpergücünün karşılaştığı sorunların benzerleri dizide de var, çözüm süreci gözler önünde geçiyor.

Uydudan yayın yapan 'Business Channel' adlı Türk kanalında her akşam gösteriliyor dizi; o kadar öğretici buldum ki 'West Wing' dizisini, yeni bölümlerini de buldum, izliyorum. Gecenin bir vaktinde izlediğim altıncı yılına ait bölümlerde Filistin-İsrail ihtilâfı çıktı; Başkan tarafları Camp David'te ağırlayıp soruna kalıcı çözüm aradı.

Başkanın falsolu bir konuşması, ya da partisinin bir üyesinin başına gelen hoş olmayan bir olayın kalıcı izler bırakmaması için gösterilen gayretler izlenmeye değer: Kimler devreye giriyor, sorumluluk nasıl başkandan uzaklaştırılıyor, aleyhte durum nasıl lehe çevriliyor? Başkanın tehlikeli MS hastalığına düçar olduğu ortaya çıktı; usta hamlelerle bir daha seçilmesini sağladılar.

Keşke Tayyip Bey de kendine daha fazla vakit ayırsa da izlese diziyi...

Yoksa Mehmet Ağar izliyor mu? Org. Büyükanıt ile atışmasında 24 saat mütereddit kalsa da kendine güveninin yerine geldiğini görünce bu soru kafama üşüştü. Ağar profesyonel bir kadrodan yararlanıyor. Prof. Ali Atıf Bir'in yakın teması biliniyor; bir grup liberal aydınla kotardı son açılımını Mehmet Ağar...

Geçenlerde biraraya geldiğim bir grup DYP ileri geleni, “Bu açılım sizce işe yarar mı?” diye sordu. “Yararlı, ama bazı bölgelerde oy kaybettirebilir” düşünceme fazla aldırmadı DYP'liler... Onları da liderlerine güvenir buldum.

Şu sıralarda siyasette yaşananları Ak Parti ile DYP'nin koalisyon ortaklığı arayışı sananlar var. Ben aynı kanaatte değilim; 2002 seçiminde de çıkması planlanmış eski koalisyon yolunda bir arayış bu. O seçimde sandıktan AKP'nin birinci parti çıkacağı belliydi de, beklenen dört partili bir Meclis tablosuydu. Cem Uzan'ın Genç Parti'sinin oyları yüzde 7,5'a tırmanmasaydı beklenen gerçekleşecekti. Gerçekleşseydi, Ak Parti muhalefette kalacak, diğer üç parti muhtemelen Deniz Baykal'ın başbakan olacağı hükümette buluşacaklardı.

Gelecek seçim için öngörülen formül yine bu. Nereden mi biliyorum? Almanya'da birlikte olduğu gazetecilere DYP lideri Mehmet Ağar'ın kendisi tatlı tatlı anlatmış... Gözünüze ilişmediyse, Sabah'tan Muharrem Sarıkaya'nın dünkü yazısını bulup lütfen okuyun...

Bu arada, dün yaşanan telâş size 'alter ego'mun kısa süre önce (Kulis, 26 Eylül 2006) bana anlattıklarını hatırlattı mı?



Bu yazı 374 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,964 µs