En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Bu kadarı da fazla artık!



Bu kez DYP lideri Mehmet Ağar’la, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt kapıştılar...

Kapışmaya, eski polis şefi, yeni liberal-demokrat Mehmet Ağar’ın tevil edilebilir, her tarafa çekilebilir ‘siyasi’ açıklamaları yol açtı.

Niçin ‘siyasi’ sözcüğünü tırnak içine aldım?

Konunun ‘siyasi’ olduğunu ikinci kez vurgulamak, işin güvenlik kuvvetlerini ilgilendiren bir tarafı bulunmadığını hatırlatmak için.

Kaldı ki, açıklamanın ‘tevil edilebilir’ ve ‘her tarafa çekilebilir’ olması da değerli general Büyükanıt’a müdahale hakkı vermiyor. Hele, muaheze hakkı hiç vermiyor.

Konu ne?

Mehmet Ağar, bir süre önce, gelecekte bir terör organizasyonu içinde yer alması muhtemel Güneydoğu Anadolulu gençlerin ‘dağda silahla eğleşmek yerine, düz ovada siyaseti tercih etmeleri’ gerektiğini, iktidara geldiklerinde bu yönde bir düzenleme yapacaklarını söyledi.

Birçok kimse bu sözü ‘PKK’ya af’ biçiminde yorumladı.

Ağar da bu yorumları pek tevil etmedi...

Hatta böyle yorumlanması işine bile geldi.

Ta ki, Yaşar Büyükanıt’ın ‘Bu bir af genel af çağrısıdır, bunu şiddetle kınıyorum, dağdan inen insan nasıl siyaset yapacak ki?’ sözlerine kadar...

Bu aleni tepki üzerine Ağar, sözlerinin yanlış anlaşıldığını, hiçbir zaman PKK’ya af anlamına gelebilecek bir açıklama yapmadığını, aldığı devlet terbiyesi gereği bu konuda daha fazla yorum yapmak istemediğini belirtti. Daha doğrusu, ‘belirtme gereği’ duydu.

Bir de ‘ben o zatın iktidarında da konuşurum’ (Yaşar Büyükanıt) açıklaması var ki, ‘Türkiye’de siyaset niçin normalleşemiyor, iktidarlar niçin muktedir değil, asker neden kışlasına çekilmek istemiyor?’ sorularına da dolaylı yoldan cevap teşkil ediyordu. Fakat bu bahs-i diğer.

Soru şu:

Meşru bir siyasetçi olan Ağar, meşru yollardan PKK’ya af çıkaracağını söyleyerek, ama söylememiş gibi yaparak, burada dile getirilmesi olanaksız başka bir ‘siyaset gerçekliği’ne mi gönderme yapıyordu?

Herhalde böyle yapıyordu...

Herhalde siyasetin ‘arsıulusal’ merkezlerce tanzim edildiğini düşünüyordu ve ‘beni görsünler de yol açsınlar’ demeye getiriyordu.

Bence böyle yapmasına/böyle düşünmesine gerek yok.

Bu iş zaten böyledir.

Bu iş, birileri görsün de yol açsın diye değil, zaten böyle yapılması gerektiği için böyledir.

Çünkü, ‘siyaset’ dediğimiz şey büyük ölçüde ‘taleplerle’ ilgili bir konudur ve siyasi partiler de zaten ‘talepler’ temelinde, devletin ve zaman zaman da yasaların hoşuna gitmeyecek ‘bir şeyi’ savunmak için kurulmuşlardır. Mehmet Ağar da, devletin ve güvenlik görevlilerinin hoşuna gitmeyecek bir şeyi savunabilir, bunun siyasetini yapabilir. Bu son derece meşru ve doğal bir durumdur. Hangi düzlemde ne konuşacağına, neyi ne ölçüde savunacağına da kendisi karar verir, bürokratlar değil.

Büyükanıt’a gelince...

Bir asker, mesleki olarak kesişmediği ve ilgi alanı dışında kalması gereken şeylerle bu kadar ilgili olabilir mi?

Canım istedi siyasi demeç veriyorum... Canım istedi Kretschmer’e taş atıyorum... Canım istedi TESEV’e haddini bildiriyorum... Canım istedi aynı anda Amerika’ya, Avrupa’ya, Asya’ya, Afrika’ya laf geçiriyorum... Canım istedi siyasetçileri ‘irticayı cesaretlendirmekle’ suçluyorum... Canım istedi AB’ye ve demokratikleşmeye karşı çıkıyorum... Canım istedi Mehmet Ağar’ın ağzının payını veriyorum... Canım istedi ‘Ben o zatın iktidarında da konuşurum’ diyerek bir de üste çıkmaya çalışıyorum.

Fakat böyle de olmaz.

Her canı isteyen her şeyi yapamaz. Her önüne gelen her aklına eseni konuşamaz. Her eline silah alan muhatabını ‘o zat’ diye aşağılayamaz.

Bu kadarı da fazla artık.



Bu yazı 86 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,331 µs