En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Geleceği düşünmek yerine geçmişe takılıp kalmak



Türkiye, geçmişte hayal dahi edilemeyecek büyüklüklerde cari açık veriyor. Bu rakam şu an 30 milyar doları aşmış durumda. İşte bu 30 milyar dolarlık döviz açığının her yıl bir biçimde finanse edilmesi gerekiyor.

Bu finansman da öyle ucuz bir şey değil. Bakın, yılın ilk beş ayında yüzde 13'e kadar düşmüş olan Hazine faizi bugün yüzde 22 dolaylarında. Aradaki farkın bedeli katrilyonlarca lira. Bu parayı biz ödüyoruz. Faize ödediğimiz her bir kuruşluk fazla para da, eğitim, sağlık veya diğer yatırımlarımızdan eksilen para anlamına geliyor.

Şu anda aslında açığın finansmanını ve bu finansmanın kalitesini bile doğru dürüst konuşamıyoruz. Aslında konuşmamız gereken ise açığı kapatmak ve hatta cari işlem fazlası vermek.

Ama baksanıza Türkiye'nin gündemine... Geçmişe takılıp kalmışız, ülkenin fikri enerjisini bir türlü geleceği düşünmeye ve planlamaya yönlendiremiyoruz.
30 milyar dolarlık cari açık demek, Türkiye'nin bazı şeylere lüksünün olmaması demektir. Mesela, Avrupa Birliği konusunda ayak sürümeye, AB ile ilişkilerimizi krize sokmaya lüksümüz yok. Türkiye-AB ilişkilerinin korkulan 'tren kazası'na uğraması demek, Türkiye'nin 2001'dekinden bin beter bir krize sürüklenmesi demektir, bunu anlamıyoruz. (2001 krizi bankacılık kesimini vuran finansal krizdi, bu sefer cari açığın finanse edilemeyeceği korkusu önce döviz fiyatlarını tavana vurdurur, ardından 'reel sektör'ümüz kredi borçlarını ödeyemez duruma gireceği için ışık hızıyla iflasa sürüklenir, işsizlik hayal dahi edilemeyecek boyutlara ulaşır, Türkiye hızla sosyal çalkantılara sürüklenir.)
Sadece Türkiye-AB ilişkileri de değil. Türkiye'nin askeri darbe konuşması zaten ayıp ama bunun birilerinin hayalinden geçmesi bile bu ülkeye bu aşamada yapılabilecek en büyük ihanettir.

Sadece darbe ve Türkiye-AB ilişkileri de değil. Bütün bunların ötesinde, Türkiye'nin her türlü siyasi gerilimden de uzak durması gerekir. O bakımdan büyük bir gerilim potansiyelini içinde barındıran Cumhurbaşkanlığı meselesinin incelikle ve herkesin üstünde üç aşağı-beş yukarı uzlaşacağı bir isimle mümkün olduğunca erken bir vakitte çözülmesi gerekir.

Ama bu saydıklarım hep bir felaketi önleme amaçlı. Bunları mutlaka yapmalıyız ama yetmez.

Bizim cari açığın finansman kalitesini yükseltmemiz, yani açığın finansmanında borçlanma veya sıcak paranın ağırlığını azaltıp onun yerine doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını koymamız gerekiyor.
Özelleştirmelerde sona yaklaşılıyor. Demek ki, bundan sonra gelecekler, eğer gelecekse, reel sektöre veya hizmet sektörüne istihdam yaratıcı yatırım yapmak için gelecekler.

O zaman hukuk düzenimizi, vergi düzenimizi hızla bu çeşit sermayeye güvence verecek hale getirmemiz gerekiyor. AB müzakereleri ve AB'ye uyum için yapılacak yapısal reformlar bu yüzden önemli. Ama en önemlisi, vergi konusuna eğilmek, vergi oranlarını düşürürken vergi tabanını genişletmek.
Bir yandan cari açığın finansmanının kalitesini düzeltmeye çalışırken bir yandan turizm gelirlerimizi 30 milyar doların üzerine taşımaya, işlenmiş tarım ürünü ihracatımızı artırmaya ve sanayi ürünlerimizin katma değerini de katlamaya çalışmamız gerek. Çünkü cari açığı finanse etmekten kurtulup onu kapatmanın ve hatta cari fazla vermeye başlamanın yegâne yolu bu.
Bir an önce geçmişten kurtulup geleceğimizi konuşmaya başlamamız lazım.



Bu yazı 941 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,817 µs