En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Mukayeseli irtica dersleri



KİM ne derse desin 28 Şubat’ta "malzeme" acayip sıkıydı, müthiş kuvvetliydi.

Hadi biraz anımsayalım:

Mesela...

"Başbakanlık’ta tarikat şeyhlerine iftar daveti" olgusu vardı ki, bütün "seküler tüyler"in diken diken olmasını sağlamaya yetip artacak şiddetteydi.

Mesela...

"Kaddafi’nin çadırında yaşanan skandal" vardı ki, destansı bir muhalefet imkánı sunması bakımından tadından yenmezdi.

Mesela...

"Kudüs Gecesi" olayı vardı ki, "Hani irtica?" dendiğinde olayın görüntülerinin sunulması yetip artardı.

Mesela...

Bir "Fadime-Müslüm-Kalkancı" vakası vardı ki, hem irtica adı verilen heyulayı şahane bir şekilde hortlatır, hem ekranların "biraz dinsellik, biraz cinsellik" ihtiyacını mükemmel bir şekilde karşılardı.

Mesela...

Durup dururken "Taksim’e cami" çıkışı yapılırdı ve ardından laik duyarlılık şahane bir şahlanış imkánı yakalardı.

Bu listeyi uzatmak mümkün:

Erbakan’ın anlama çabasından uzak üslubu...

Dış politikada Batı’yı bırakıp Doğu’ya yönelme çabaları...

Havaalanlarındaki ihrama girme görüntüleri...

Şevket Kazan’ın verdiği mükemmel paslar...

Ağızlarından çıkanı duymayan Refah milletvekillerinin düzenli aralıklarla yaptıkları skandal açıklamalar falan...

Neyse...

"Sıkı malzeme"den kastım anlaşılmıştır herhalde.

* * *

Şimdi gelelim bugüne...

Bugün bir "İrtica hortladı listesi" hazırlamaya kalksak, acaba talihimiz 28 Şubat’taki kadar yaver gider mi?

Cumhuriyet Gazetesi işte böyle bir çabanın içine girmiş.

Gazetede "sert harfler ve erkek haykırışlar" ile sunulan 12 maddelik "İrtica her yerde" listesini dikkatle inceledim.

Sonuç şudur:

28 Şubat’ta sunulan "irtica malzemeleri"nden en hafifi bile, bu 12 maddelik listenin tümünü karşılamaya yetip artacak niteliktedir.

Çünkü Cumhuriyet Gazetesi’nin sunduğu 12 maddelik listenin dört handikapı vardır:

BİR: Kiminde görüntü eksiktir.

İKİ: Kimi fazlasıyla tartışmalıdır.

ÜÇ: Kimi fena halde lokaldir.

DÖRT: Kimi de hayli şişirmedir.

Mesela, "Anayasa’yla ters düşen Müsteşar Dinçer görevde" maddesini alalım. Bunu "Devlet kadroları imamlarla dolduruldu" maddesiyle birleştirelim. Elde ettiğimiz karışımı "İşe alma sınavlarında dini sorular soruluyor" maddesiyle karıştıralım. Ve en sonunda "Toplumsal yaşam dine göre şekillendiriliyor" şeklindeki o muğlak maddeyle servise hazır hale getirelim.

Ne çıkıyor?

Bu irtica yemeği, 28 Şubat’taki mesela bir "Fadime-Kalkancı-Müslüm" vakasını bile karşılamaya yetiyor mu?

O olayın tadından yenmez şiddetinin yanında bu yemek acayip tatsız tuzsuz kalmıyor mu?

* * *

Ey mürteci avcıları!

Ey 28 Şubat günlerinde oluşan dip dalgasının hevesiyle yanıp tutuşanlar!

Durum, Mahir’in dediği gibidir: "Şartlar henüz olgunlaşmamıştır."

O halde biraz durun ve daha sıkı "irticai malzemeleri" bekleyin!

Tez kızaran güllerden sakının!

Bir de "Meyveler sabırla olgunlaşır" cümlesini unutmayın.

Eğer sabrınıza rağmen "sıkı malzeme" çıkmazsa, ne yapalım, o zaman "kara bahtım / kem talihim" türküsünü çığırın.

Sezer’in azarı

İŞTE gördünüz:

Protokolden kırılan...

Kırmızı ışıkta aracını durduran...

"Şortla kıta denetleyen Cumhurbaşkanı" tipinin antitezi sayılan...

Bir üslup virtüözü diye selamlanan...

Cumhurbaşkanımız, nasıl da kontrolden çıkıvermiş.

Sanki "komşu kızı" kahve istemeye gelmiş de onu azarlıyor!

Diyelim ki Sezer’in, Devlet Bakan Ali Babacan’a kıl olmak için süper haklı gerekçeleri var.

Peki bunu göstermenin yolu bu mudur?

Konuk Alman Başbakanı’nın önünde bakan azarlamak, hangi protokol kuralına sığar?

Demek ki "kontrol abidesi" kişiliğin arkasında bir kontrolsüzlük durumu söz konusuymuş.

Hadi o artık bilinen yaklaşımımızı bir kez daha kayıtlara geçirelim:

Sizin normal zamanlardaki nezaketiniz bir anlam ifade etmez.

Kritik zamanda nezaketinizi koruyabiliyor musunuz, buna bakarız.



Bu yazı 308 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,555 µs