En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Ne oluyoruz?



Türkiye'de, hatta yalnız Türkiye'de değil dünyanın başka demokrasilerinde de, askerin savunma konuları dışında konuşması heyecanla karşılanır. Üç kuvvet komutanı ve ardından Genelkurmay Başkanının konuşmalarının günlerdir tartışılmasında bu bakımdan yadırganacak bir yön yok. Bu dört çıkışa bir de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Meclis'in yeni yasama yılını açarken yaptığı konuşmayı eklerseniz, böyle bir gelişme, yalnız Türkiye'de değil başka ülkelerde de, “Ne oluyoruz?” sorusunun sorulmasına yol açar...

Öyleyse aynı soruyu biz de soralım: Ne oluyoruz?

İlk önemli nokta, kuvvet komutanları kademesinin değişmesi... Org. Hilmi Özkök emekli olurken yerine gelen Org. Yaşar Büyükanıt'ın görevde farklı bir üslup kullanacağı bilenlerce dile getirilmişti. Son çıkışlar o farklı üslubun dışa yansıması...

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in konuşmasında daha önce ifade etmediği pek az nokta var. 'İrtica' öztürkçe tercihiyle bilinen Sezer'n de kullanmayı sevdiği 'tarihî' bir sözcük. Devlet düzeni gerektirdiğinde ibadet özgürlüğünün kısıtlanabileceği görüşünü de ilk kez seslendirmiyor Cumhurbaşkanı; aynı görüşü daha önce de kendisinden dinlemiştik. Öyle anlaşılıyor ki, görev süresi dolmakta olan Cumhurbaşkanı Sezer, milletvekilleri karşısına son çıkışında, döneminin mirası sayılacak bir mesaj vermeyi yeğlemiş...

Hatırlayınız: Turgut Özal, aynı kürsüden cumhurbaşkanı olarak ilk hitabında, 'üç özgürlük' vurgusunda bulunmuş, Çankaya'ya çıkarak arkasında bıraktığı partisine, din ve vicdan, düşünce ve düşünceyi ifade özgürlükleri ile birlikte teşebbüs özgürlüğünü de koruma ve kollama mesajıyla veda etmişti. Cumhurbaşkanı Sezer de, 'devlet düzeni için özgürlükler kısıtlanabilir' görüşüyle hatırlanacak...

Heyecan uyandıran konuşmaların, bir bilimsel yayına katkıda bulunan Polis Akademisi mensubu bilimadamları hakkında soruşturma açılması dışında beklenen etkiyi yapmadığı fark ediliyor. Burada sorulması gereken soru şudur: Bilimsel araştırmaların 'tehdit' sayıldığı gerilikte bir ülke midir Türkiye?

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın “İrtica sözcüğünü tanımlayalım ve aşırılarla birlikte mücadele edelim” teklifi medyayı tatmin etmişe benziyor. Daha geniş kamuoyunun ise 'irtica' iddialarıyla ilgili zaten olumsuz bir önyargısı var; kimin ağzından çıkarsa çıksın, o sözcüğün siyasî amaçla kullanıldığı kanaatinde geniş kitleler... “Amaç cumhurbaşkanlığı seçimini etkilemek m?” sorusunu soran çok...

Çıkış ve çıkışa mukabele bu sınırda kalacaksa, tartışmanın Türkiye'deki demokrasiyi güçlendirdiği söylenebilir. Konuşmaması gerekenler konuştuğunda bile Türkiye'nin temel dengelerinin değişmediği görülüyorsa, bu, ülke adına sevinilecek bir durum.

Bunun sebebi de belli: Türkiye'de sisteme dıştan müdahaleler Meclis'in çok parçalı olduğu dönemlerde sonuç alabiliyor; milletin oyu tek partiyi iktidara taşıdığında zorlamayla hükümeti işbaşından uzaklaştırmak neredeyse imkânsız. Bunun için çok daha zecri müdahaleleri göze almak gerekiyor; bu da bugünün konjonktüründe herhalde o kadar kolay değil.

Çıkışlar gündeme geldiğinde, bazı kalemler, kronolojiye dikkat çekmişlerdi: Hafta boyu komutanlar konuştu, Cumhurbaşkanı konuştu ve Başbakanın Beyaz Saray'da ABD Başkanı ile buluştuğu gün de son konuşmayı Genelkurmay Başkanı yaptı... Aynı kalemler, çıkışları, “Bush'a mesaj” amacına bağladılar. Beyaz Saray buluşmasının ABD'nin Ankara Büyükelçisinin sözlerine yansıyan özeti, belki “Ne oluyoruz?” sorusunun da cevabını teşkil ediyor.

Olan şu: Türk demokrasisinin sinirleri test ediliyor; testten başarılı çıkılması herkesin yararına...



Bu yazı 312 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,384 µs