En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

"İrtica" mı, o da ne?



Son günlerde giderek artan dozda kullanıma giren bir sözcük, 'irtica'. Gün geçmiyor ki, devletin önemli bir yetkilisi, ülkedeki artan 'irtica tehlikesi'nden söz etmesin… Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bunlardan biri; sıkça 'irtica tehdidi'ne işaret ediyor... En son Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ şikâyetçiler arasına katıldı. Bir ara, Başbakan Yardımcısı M. Ali Şahin de, "Belki yadırgayanlar olacaktır" diye başladığı bir cümle ile 'irtica tehlikesi'ne değinmişti.

Aslında içinde 'irtica' sözcüğü geçen cümleler Türkiye'de ilk kez şimdilerde işitilmiyor; 150 yıllık siyasî tarihimizin en sık kullanılan sözcüklerinden biridir 'irtica'… Kimbilir kaç kişi 'mürteci' olduğu iddiasıyla siyaset meydanında can verdi; kaç siyasî parti 'irtica' gerekçesiyle kapatıldı? Basın tarihimize üstünkörü bir bakış bile, onbinlerce karikatür, yüzbinlerce yazının 'irtica' konusuna ayrıldığını ortaya çıkaracaktır.

Bu durum biraz garip değil mi?

Garabet, siyasî alanda çok sık ve fütursuzca kullanılan 'irtica' kavramının hukukî metinlerde yer almamasından kaynaklanıyor. 'İrtica' eğer bu denli tehlikeliyse, adlı adınca yasalarda yerini almalı değil miydi? Yasaların hoş görmediği, yasakladığı bazı eylemler 'irtica' başlığı altında toplanabilir belki; ancak o durumda da bir sorun var: Siyasî alanda kullanılan 'irtica' sözcüğü o eylemleri tam anlamıyla kapsamıyor…

Cumhurbaşkanı Sezer ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Başbuğ'un 'irtica'dan muratları Başbakan Yardımcısı Şahin'in değindiği 'irtica tehlikesi' ile aynı 'şey' midir? Bana göre de, yalnız Türkiye'de değil dünyanın gelişmiş sayılan ülkelerinde de 'irtica'nın varlığından söz edilebilir; ancak 'irtica'dan şikâyet eden Sezer, Başbuğ ve Şahin'in benim bu tespitimle tam anlamıyla mutabık olacaklarını sanmıyorum.

Herkesin irticası kendine…

Yine de tarihin işaret ettiği gerçeği görmezden gelemeyiz: 'İrtica' sözcüğünün sıkça kullanıldığı dönemler Türkiye için hayırlı sonuçlar doğurmuyor. Osmanlı aydını 'irtica' nedir bilmezken sözcüğü icat edip kullanıma soktuktan hemen sonra koca bir İmparatorluğu yitirdik. Cumhuriyet tarihinin en sorunlu sayfaları sözcüğün en fazla kullanıldığı dönemlere aittir. 'İrtica' şikâyetinde bulunanlar ne kadar iyi niyetli olursa olsunlar, onların bu şikâyetleri kampanyaya dönüştüğünde, Türkiye'yi yerinde saydıran, hatta geriye götüren bir süreç boy gösteriyor.

Bu durumda ne yapmak gerekir?

Aklıma gelen tek çare şu: Ülkedeki gidişten, yanlış uygulamalardan, sözler ve eylemlerden rahatsızlık duyanlar, şikâyetlerini 'irtica' gibi her niyete çekilebilen bir sözcüğü kullanarak dile getirmesinler; onları ne rahatsız ediyorsa adını koyarak kamuoyuyla paylaşsınlar…

Kendi hesabıma, ben, insanlığın ortak kazanımlarına arkasını dönen, bireylerin hak ve özgürlüklerini lüks sayan anlayış ve eylemleri 'irtica' olarak görüyorum; benim için 'gerçek mürteci' kendi insanlarının değerlerine saygı duymayanlardır. Cumhurbaşkanı Sezer, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Başbuğ ve Başbakan Yardımcısı Şahin'in 'irtica' sözcüğüne yükledikleri anlamı da öğrenmek isterim.

Haydi gelin, tartışalım.



Bu yazı 25 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,991 µs