En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Hayırlı Ramazanlar



İbadet ve dua ayı Ramazan'a karmakarışık hislerle giriyoruz. His karışıklığının sebebi, zihinsel bölünmüşlüğümüzün bu Ramazan öncesinde çok daha köklü bir hal alması. Gazetelerin magazin sayfalarında sergilenen hayatlar da yaşanıyor ülkemizde, ayrılıkçı terörle mücadelede hayatlarını kaybeden gencecik şehitlerin bayrağa sarılmış tabutlarını da omuzluyor yakınları... Nasrettin Hoca benzetmesiyle, köpeklerin serbest taşların bağlı olduğu bir ülke görünümündeyiz.

Bu ikili hayata razı olacağız olmasına da, bazen öteki hayat berikine müdahaleye kalkışınca her şey düğüm düğüm oluyor. İşte buna itirazımız var.

Bir gazetenin günlerdir sürdürdüğü 'abdest ve hurafe' haberlerini izliyor musunuz? Din Kültürü ve Ahlâk dersi kitabında, abdest suyunun, alyuvar sayısını artırmaktan, tansiyonu dengelemeye kadar birçok yararı olduğu anlatılıyormuş. Gazete bazı uzmanlara sormuş, onlar, “Bu bilgiler bilimdışı” demişler.

Haberi yazan muhabir ile onu gazeteye koyan yönetici, okudukları metinde karşılarına çıkan 'abdest suyu' sözcüğünü, içilen, ağza alınan su sanmışlar, bu hemen belli oluyor. Ağızdan alınan suyun, ister sıcak ister soğuk olsun, alyuvar sayısını artırması ya da tansiyonu dengelemesi beklenemez elbette. Kendilerine soru yöneltilenler, muhabire, “A evlâdım, a kızım, sen abdest suyunu ne sanıyorsun?” diye sorsalardı, yanlışlığı derhal fark edeceklerdi.

Oysa, vücuda değen suyun, değdiği noktada bir etkisi olması beklenmez mi? Su sıcaksa başka, soğuksa başka etki... Günde birkaç kez abdest alan kişinin kanındaki alyuvarlar artar mı, tansiyonu dengelenir mi, bilemem, ama vücuda değen suyun olumlu etkileri olacağına eminim. Hiçbir etkisi olmazsa, temizliğe de mi yaramaz su?

Bu konunun tam da Ramazan'a girerken sakız edilecek ne önemi olabilir Allah aşkına?

Bir başka gazete 'Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi' kitabını kurcalamış. Orada karşısına çıkan 'Bir Destandır Çanakkale' başlıklı okuma parçasından şu satırları aktarıyor: “Mehmetçik yüreğini anlatmadı, açıklamadı. O konuşmazdı, lâf ebeliğinden anlamazdı; sadece yaşardı. Yaşadığını da Allah için yaşar, dolayısıyla başkalarının bilmesine ihtiyaç duymazdı.” Burada takılınan “Yaşadığını Allah için yaşardı” cümlesi... Hasmına “Allah, Allah” diye saldıran Mehmetçiğe bundan daha büyük bir taanda bulunulamaz herhalde...

Bütün ülkenin Ramazan hazırlığı yaptığı günlerde, belli ki, başkaları da değişik hazırlıklar sürdürüyormuş; harıl harıl ders kitapları okumuş, oradan cımbızla çektiklerini medyaya servis etmişler... Cımbızlarına doladıkları cümlelere tepkileri, hazırlığı sürdürenlerin bu toprakların hâkim kültürüne ne kadar yabancı olduğunu ortaya koyuyor. Abdest suyu nedir bilmiyorlar; askerin şehitlik ve gazilik rütbelerine iştiyakla koşmasının ardında yatan sebebi de anlamıyorlar...

Aynı odak, Ramazan öncesinde, görsel medyayı da unutmamış. Trabzon'da devlete ait bir hastanede mescit bulunduğunu, koridorlarda Cuma namazı kılındığını keşfetmişler... İnsanların en zayıf olduğu anlar hastalığa düçar oldukları zamanlardır; bu sebeple de dünyanın her tarafında, hastanelerde ibadet yerleri vardır, dinadamları, rahibeler hastanelerde görev yaparlar. Vakit açısından kısa süren Cuma namazı ise, Türkiye'nin her yerinde, müsait bulunan mekânlarda eda edilir. Başbakanlıkta, bakanlıklarda, değişik devlet dairelerinde olduğu gibi pek çok hastanede de Cuma namazı -gerektiğinde- koridorlarda kılınır. Bu yıllardır böyledir...

Galiba bu Ramazanı da bize haram edecekler. Siz yine de aldırmayın, Ramazanı en güzel bir biçimde yaşamaya bakın.



Bu yazı 298 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,666 µs