En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Sistem hastalığı: Askerileşme



Bir hastalık, bir küçük ameliyat yazılara bir süre ara vermeme yol açtı. Hasta olmama ve ağrı çekmeme rağmen Yeni Şafak Gazetesi Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu'nu kırmamış, on gün kadar önce İskele Sancak programına katılmıştım. O programda bugünkü asker-sivil ilişkilerinin kalbini oluşturan EMASYA meselesi konuşulmuştu. İlginçtir yazılarıma yeniden başladığım gün de EMASYA meselesi Yeni Şafak Gazetesi'nin manşetini süslüyordu...

Bu köşede birçok kez dile getirilen, altı önemle çizilen, manasız rejim tartışmalarıyla sulandırılan ya da merkez medya tarafından hasır altı edilen EMASYA (Emniyet. Asayiş Yardımlaşma) yapılanması benim için "iki anlam" taşıyor:

1. Bir yasaya bağlı 'yönetmelik, genelge ve protokollerle bu yasayı ihlal etme modeli'...

2. "Sivil emniyet alanının askerileşmesi" ve "mülki otorite ve askeri birim arasındaki hiyerarşinin ters yüz edilmesi"...

Evet, mevcut EMASYA yapılanması EMASYA prokotolu olarak anılmaktadır, yani bir yönüyle bir protokoldür.

7 Temmuz 1997'de Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/D maddesinin uygulanmasına, yani TSK birlikleri ile sivil emniyet güçleri arasındaki işbirliğinin koşulları ve kurallarınının düzenlenmesine ilişkin olarak imzalanmıştır.

Prokotol açık olarak yasaya aykıdır:

Zira mülki amirin görevini askere devretmekte, hatta askeri otoriteyi mülki amirin yönlendiricisi haline getirmektedir.

Prokotol açık olarak anti-demokratiktir:

Her ilde askeri bir birim içinde oluşturduğu "Asayiş Güvenlik Merkezleri'yle" sivil emniyeti ve mülki amiri istihbarat, değerlendirme ve planlama açısından askere bağımlı kılmaktadır. Tüm toplumsal ve istihbari bilgiler askerin elinde birikmekte, fişleme doğal bir işlem haline gelmektedir. Bu durum yaygın, tehlikeli ve "sıradan" bir askerileşme sürecine işaret etmektedir.

Bu tür süreçlerin hedefleri ne sadece İslami kesimdir, ne sadece Kürtler, ne sadece solcular, ne de diğerleridir. Aslında toplumsalın ve siyasetin özerkliğidir.

Bunun farkında olan sadece ben ya da tek tek kimi şahıslar da değil...

Nitekim Yeni Şafak haberi şunu söylüyor:

"İçişleri Bakanlığı 2002 Mülki İdare Şûrâsı, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü'nün (EMASYA) 'yasaya aykırı olduğunu' 4 yıl önce vurgulamıştı, ancak protokol hâlâ yürürlükte..." Ama devlet ve siyaset içinde bu konuda ne bir adım atan alan var, ne de bu prokotolü tartışma konusu yapan...

Resmi çerçevede bu protokolü en son kim dile getirmişti dersiniz?

Hazırladığı Şemdinli iddianamesi nedeniyle meslekten men edilen Van Cumhuriyet Savcısı...

Şöyle diyordu iddianamenin bir yerinde:

"7 Temmuz 1997'de Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/D maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak toplam (27) maddeden oluşan bir 'Müşterek Protokol' imzalanmıştır. İmzalanan protokol, Genelkurmay Başkanlığı'nca Jandarma dahil ilgili Türk Silâhlı Kuvvetleri birimlerine ve İçişleri Bakanlığı'nca da, 81 ilimizin valiliğine ve ilgili birimlerine gönderilmiştir. Protokolün yayımlanmasından sonra, Genelkurmay Başkanlığı'nca hazırlanan ve zaman zaman yenilenen EMASYA direktifleri yayımlanarak, anılan Müşterek Protokol'deki hususlar teyit edilmiştir.

En son olarak da, 6 Temmuz 2005 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'nca "MD: 117-1 TSK Birliklerinin Emniyet, Asayiş ve Yardımlaşma (EMASYA) Görevlerinde Kullanılmasına İlişkin Planlama Direktifi (EMASYA Direktifi)" hazırlanarak, Jandarma dahil Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin ilgili birlikleri ile Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Valilikler, İl Emniyet Müdürlükleri başta olmak üzere pekçok sivil makama da gönderilmiştir..."

Planlar hâlâ geçerli...

İddianame de öyle...

Bu yazı 378 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,247 µs