En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Terörle mücadelede vahim gelişme



Normali her zaman makulde aramak gerekir ve 'makul'ü de her zaman gerçeğin tam yanıbaşında buluruz.
Bakın, Diyarbakır'da alçak bir bomba patlıyor. Parkın kenarında oynamakta olan biri bebek çoğu çocuk 10 kişiyi öldürüyor bu tahrip gücü yüksek bomba.
Ve bu bombanın ardından Türkiye'nin en 'Devlet ne yapsa doğrusunu yapar' diye yazan kalemleri bile 'Bu bombayı her kim attıysa' diyerek şüphe cümlelerini yazılarının arasına sıkıştırıyorlar.
İşte, terörle mücadelede benim bugüne kadar gördüğüm en vahim yeni gelişme bu. Elbette onlarca insanın hain bomba ve mayın tuzaklarında canını vermesini küçümsemiyorum. Ama bu ülkenin orta ve uzun vadeli terör mücadelesi içinde bu son gelişmeyi çok ayrı bir yere koymak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü terörle mücadele aynı zamanda psikolojik bir mücadele, bunu hiç unutmamak gerek.

* * *

Türkiye her zaman terörle mücadelesini hukuk ve demokrasi çerçevesi içinde yürüttüğünü söyledi.
Ancak arada Susurluk gibi bir skandal yaşandığını, pek çok kirli çamaşırın ortaya döküldüğünü de unutmamak gerek. Susurluk, terörle mücadelede hukuk dışına çıkılmasının, 'devlet adına' hareket ettiğini söyleyen birtakım grup ve grupçukların onlarca cinayet ve haraç toplama dahil bazı yasadışı yöntemlerle 'terörle mücadele' etmelerinin adı bu ülkede.
Fakat sonunda ne oldu, Susurluk özenle hasıraltı edildi. Eğer Türkiye zamanında ve bütün çıplaklığıyla Susurluk'la hesaplaşabilmiş olsaydı, bütün gerçek ortaya serilebilmiş olsaydı, en azından Kutlu Savaş'ın raporunun ek ve dayanakları kamuoyuyla paylaşılıp savcılara da gönderilseydi, bugün o yazarlar, Diyarbakır'da veya herhangi bir yerde bomba patladığında 'her kim yaptıysa' diye şüphe payı bırakan yazılar yazmazlardı.

* * *

Diyorum ya normali makulde aramalıyız, makul ise her zaman gerçeğin yanıbaşındadır diye...

Şemdinli olayı gibi bir olayda araştırmanın derinleşmesini engellediğimizde veya engellenmesine gerek bile kalmadan bunu yapmaya hiç kalkışmadığımızda, Türkiye'nin teröre karşı haklı mücadelesinin prestijini etkilediğimizin farkında değil miyiz?

Eğer bizim gerçeklerin üzerine tül örtme, onları perdeleme konusunda hatırı sayılır bir geçmişimiz varsa, bir süre sonra gerçeğin ta kendisi de inandırıcı olmaktan çıkar.

Nitekim, zamanında tamamına yakını Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde işlenmiş olan 1000'e yakın faili meçhul cinayetin çoğunun bugün çözülmüş, suçlularının da ya hapiste ya da ölmüş olduğu gerçeği uzun süreden beri insanların bir kulağından girip diğerinden çıkıyor. Gerçek inandırıcı değil artık.

* * *

Diyarbakır'daki bombayı kim hazırladı ve bomba nasıl patladı bilmiyorum. Bu saatten sonra PKK bombayı doğrudan üstlenmedikçe de getirilen hiçbir açıklamanın insanların tamamını inandırmaya yetmeyeceğini biliyorum. (PKK bombayı reddediyor ama benim takip edebildiğim kadarıyla PKK'dan daha bağımsız hareket eden PKK uzantısı TAK adlı örgütten henüz ret ya da kabul yönünde bir ses çıkmadı.)

Oysa terörle mücadele gibi milli ve can alıcı bir konuda ihtiyacımız olan tek şey gerçek. Ülkemizin bu en önemli sorunuyla sadece ve sadece gerçekler ışığında savaşırsak başarılı olabiliriz. Öbür türlü, kendi aramızda bölünürüz, yapıcı eleştirilerden yoksun kalırız, durduk yerde aramızda düşmanlık tohumları yeşerir.
Hazreti İsa, Kudüs'ün Romalı komutanı Pontus Pilatus, 'Gerçek nedir ki' dediğinde, 'Gerçek sizi özgür kılar' cevabını vermiş.
Bizim de, içimizdeki bütün şüphe kırıntılarından kurtulup özgürleşmeye, yani gerçeğe ihtiyacımız var.
Son vahim gelişmeyi durdurmanın yegâne yolu bu çünkü: Gerçek.



Bu yazı 217 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,769 µs