En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Derinlerde bir yerde (3)



Birden fazla insanın içinde yer aldığı her mekanizmada sorunlar yaşanır. Kimi yumuşak sorunlardır bunlar, topluluklar kendi yöntemleri içerisinde çözer... Topluluğu oluşturan bireyler arasında bazen sert sorunlar da çıkar, gelişmeleri dışarlıklıların gözlerinden saklamak kolay olmaz...

İsmailağa Camii etrafında yerleşik cemaat de sert sorunlarıyla dışarıya yansıyor zaman zaman. Bundan sekiz yıl önce bir cinayetle gündeme gelmişti; bugünlerde 'çifte cinayet' işlendi cemaat üyelerinin önünde...

İki gündür yazıyorum, 'dışarlıklı' gözler sorulması gereken esas soruyu önemsemiyor, buna karşılık projektörlerini cemaate ve Çarşamba semtine çeviriyorlar; bire bin katarak hem de...

Birileri, belli ki, İsmailağa Cemaati diye bilinen grubu Çarşamba'dan söküp atmaya karar vermiş. O birileri, işi, 'çifte cinayet'i ('işletmeye' demeye kalemim varmıyor) kullanmaya kadar vardırdı. Basit olayları, grubun varlığını sürdürdüğü Çarşamba semtini 'kurtarılmış bölge' olarak takdime yarayacak kadar büyütmeyi de biliyor o birileri... Medya da, semtteki cüppe-çarşaf görüntülerini sanki yeni keşfetmiş gibi yaparak o birilerinin ekmeğine yağ sürüyor...

Hiç değilse benim kuşkum yok: İstenen, İstanbul/Fatih'in Çarşamba semtinde yerleşik grubun tasfiyesi veya hiç değilse Çarşamba'dan uzaklaştırılması... Daha önce aynı cemaatin İstanbul'un başka muhitlerine gitme girişimleri akamete uğratılmıştı; şimdi buna zorlanacağa benziyorlar...

Çarşamba semtinin bir özelliği olmalı, acaba ne?

İsmailağa grubunun üyeleri Çarşamba'nın ilk 'İslâmî kimlikli' sâkinleri sayılmazlar. Onlar o muhite ilgi duymazdan önce de Çarşamba başka İslâmî amaçlı yerleşimlere açıktı. Türkiye'de ilk İmam Hatip Okulu İstanbul'da açılmıştı; o lisenin binası nerede bulunuyor dersiniz? Peki, İlim Yayma Cemiyeti muhafazakâr ailelerin çocuklarına iyi eğitim vermek üzere bir özel okul açmak istediğinde hangi semti seçmişti?

Evet, bildiniz: Çarşamba ve Fatih... Herhalde fetihten beri muhafazakâr bir ildi İstanbul, ama Cumhuriyet döneminde Fatih semtinin muhafazakârlaşmasını, İsmailağa cemaatinden önce, bu iki eğitim kurumunun başlattığını varsayabiliriz.

Yazdıklarım herhangi bir bilgiye dayanmıyor, benimkisi sadece bir tahmin; ancak Yeni Şafak okurları ve yazarları arasında gerçeği bilebilecekler olduğunu biliyorum. Yanlışım varsa düzeltsinler: İstanbul İmam Hatip Okulu'nun ilk mekânı olmayabilir Çarşamba; tahminim, o semtte devletçe tahsis edilen bir arsaya bina inşasının 1950'li yılların ikinci yarısında gerçekleştiğidir... İlim Yayma Cemiyeti'nin özel okulunun eğitim hayatına başlamasının o tarihten sonraya denk düştüğünü hayal meyal hatırlıyor gibiyim...

Tarihler ve mekânlar arasında bir irtibat var elbette.

6/7 Eylül 1955 tarihinde İstanbul'da yaşananları herhalde biliyorsunuz: Kışkırtılmış güruhlar İstanbul'da azınlıkların yaşadığı semtlere yönelik bir yağma eylemi başlatmışlardı. O eylemler için, geçmişte Özel Harp Dairesi'ne başkanlık yapmış bir Orgeneral'in, "Muhteşem bir özel harp operasyonuydu" dediği biliniyor. 6/7 Eylül 1955'in doğrudan sonucu şu oldu: Yüzyıllardan beri İstanbul'da yaşayan azınlıklar kendilerini daha az güvende hisseder oldular; çoğu ilk fırsatta kendini yurtdışına attı. Olay öncesi İstanbul'daki nüfusları 100 bin civarında seyreden Rumlar bugün üçbin kişilik bir cemaate düşmüşse, en önemli sebep 6/7 Eylül olayıdır.

Yalnız 'kışkırtıcı eylemler' yapılmaz bizim ülkemizde, o eylemlerin sonuçları da planlanır. Kanaatim şudur: 6/7 Eylül eylemlerini kimler planladıysa, Çarşamba'sıyla birlikte Fatih'in daha muhafazakâr bir görüntüye sahip olması gerektiğine de onlar karar vermiştir.

Plancılar için, muhafazakâr ailelerin, çocuklarını gönderdikleri okulların çevresinde mesken tutmak isteyeceklerini tahmin zor olmasa gerek. Kılık kıyafetleri 'değişik' İslâmî bir cemaatin de, kendilerinin farkında olması gerekmez, orada yerleşik veya yerleşmek isteyecek azınlıklar üzerinde caydırıcı etkisi olacağı mutlaka hesap edilmiştir.

Galiba, 1950'li tarihlerde, derinlerde bir yerde, "Fener Rum Patrikhanesi etrafında azınlık halkalanmasına göz mü yumalım, yoksa orayı azınlıklar için câzip olmaktan mı çıkaralım?" sorusu sorulmuş ve ikinci şık tercih edilmiş... Şimdi ise, işlenen 'çifte cinayet' ve sonrası yayınlara bakılırsa, o karardan vazgeçilmiş gibi...

Fener Rum Patrikhanesi ile İsmailağa Camii seslensen duyulacak yakınlıkta bir komşuluk içindeler çünkü. Hani 'kurtarılmış bölge' diyorlar ya, cemaatin varlığının bölgeyi kimden kurtardığını da söyleseler ya!



Bu yazı 1,096 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,366 µs