En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

İsmailağa tartışması



İsmailağa tartışmasından yeni bir 28 Şubat çıkar mı?

Ertuğrul Özkök bize ne anlatmaya çalışıyor? İstanbul’un göbeğinde, Fatih Çarşamba’da yuvalanmış bir ‘suç örgütü’ var ve hükümet elindeki polis imkanlarını kullanarak, bu örgüte yönelik operasyonu engelliyor?

Bu mu?

Kendilerini modern dünyadan tecrit etmiş ve bir yaşam tarzı benimsemiş insanlar hangi cürümlerinin karşılığında bu ‘operasyonu’ hak ediyorlar? İnanma biçimleri ve bağlanma ritüelleri yasaların ‘suç’ saydığı eylemlerden midir?

İşimize gelmeyen her bağlanma biçimi bir anomali midir?

Fatih İsmailağa Camii’nde bir cinayet işlenmiştir. Bu cinayet, muhtemelen ‘ihkak-ı hak’ refleksleriyle bir başka cinayeti doğurmuştur. Konu savcılıktadır ve soruşturma tüm hızıyla devam etmektedir. Suçlular yakalanacak ve mutlaka cezasını görecektir.

Soru şu:

Her cinayet, kendi bağlamı içinde mi değerlendirilmelidir, yoksa siyasal sonuçları da olabilecek bazı ‘özel durumlar’la mı ilişkilendirilmelidir?

Pozitif hukuk ne diyor?

Pozitif hukuka göre, Ertuğrul Özkök’ün, ‘İsmailağa cinayeti, bir ucuyla Ankara’daki Sauna çetesine uzanıyordu. Sabah’taki haberde bu camiye yakın bir başka caminin altında cemaat mahkemeleri kurulduğu, insanların kafasına silah dayandığı iddia ediliyordu. Bunları alt alta yazınca, ortaya sıradan bir tarikat ilişkisini aşan, daha derin, daha karanlık, daha ürkütücü bir ‘kapalı cemaat düzeni’ çıkıyordu...’ satırlarını nasıl değerlendirmek gerekir?

Peki, kendisini Ortadoğu ülkelerine ve Taliban uygulamalarına bakarak rahatlatan, Türkiye’nin demokratik ülkelerle kıyaslandığında ne konuma düştüğünü merak dahi etmeyen CHP lideri Deniz Baykal ne demek istiyor?

Niçin ‘Biz devletin resmî ideolojisi olan altı oku ancak ideolojisi inanç olan devletlerle (Taliban örneğinde olduğu gibi) yarıştırabiliyoruz. Demokratik cumhuriyetlerden ise hiç söz etmiyoruz, çünkü orada fena halde açığa düşüyoruz...’ demiyor da, TBMM’den çıkan meşru hükümeti İsmailağa’daki cinayete cesaret vermekle suçluyor...

Bu cinayetten hükümetin elde edeceği yarar nedir?

Her cinayeti kendi bağlamı içinde değerlendireceksek, Mehmet Yakup Yılmaz’daki bu ‘taşkın tecessüsü’ nasıl adlandıracağız?

Bu Yakup niçin dönüp kendine bakmıyor?

Niçin, ‘Ulan ben ne acayip adammışım, yaptığım yanlışı yüzüme vuran gazetenin okur temsilcisi Yavuz Baydar’ı işten atıyorum, sonra dönüp başkalarına editoryal bağımsızlık ve medya etiği dersi veriyorum?’ demiyor da, kendi yaşamıyla hiç de kesişmeyen başka yaşamları didikliyor; daha doğrusu başkalarının nasıl oturup kalktığını, nasıl giyindiğini, ne tür mekanlarda eğleştiğini sorguluyor?

Bu Yakup’un başka işi yok mu?

Hadi Yakup’u anladık (onun masuniyeti var, mahcurdur), peki kardeşimiz Ahmet Hakan’a ne oluyor?

Kendisini hızla uzaklaştırmak istediği çevreleri ‘özel cemaat bilgileri’ eşliğinde paketleyip sunarak ne yapmış oluyor? Bize yarar sağladığını düşündüğü bilgiler hangi işimizi görüyor? Hakikaten merak ediyorum: Hangi işimizi görüyor?

Daha da önemli soru şu:

Sauna çetesiyle İsmailağa’daki çifte cinayeti ilişkilendirenler, bu tartışmadan yeni bir ‘Andıç iklimi’ ve postmodern darbe mi çıkarmaya uğraşıyorlar?

Bence bu soruyu Ertuğrul Özkök cevaplasın...



Bu yazı 45 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,849 µs