En Sıcak Konular

Erdal Şafak


Erdal Şafak
0 0 0000

Komutanlar



"Şartlanmalar zincirini kırmadan unutulmaz kişiler olamazsınız..."
Bu cümleyi 47 yıl hizmet ettiği Türk Silahlı Kuvvetleri'ne dün veda eden Org. Hilmi Özkök'ün 16 Mart 2006'da İstanbul'daki Harp Akademileri Komutanlığı'nda yaptığı konuşmadan aldık.

Bize göre, onun 4 yıllık Genelkurmay Başkanlığı dönemini en güzel ya da eskilerin ifadesiyle en veciz şekilde özetleyen cümle bu.
Çünkü Türkiye gibi zamanın donduğu, gündemin hiç değişmediği izlenimi veren bir ülkede "Şartlanma zincirini kırmak" dünyanın en zor işi.
Buyurun Genelkurmay Başkanlığı'nın Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'ndan Org. Özkök'e geçtiği 28 Ağustos 2002'deki gündemin satır başları:
*Türkiye orman yangınlarıyla boğuşuyor. Bugün olduğu gibi.
*Hükümetin yaptığı zammı az bulan kamu çalışanları sendikaları "Al başına çal" diyerek sokağa dökülüyor. Bugün olduğu gibi.
*Yüzde 10 barajı ve seçim tartışmaları yapılıyor. Bugün olduğu gibi.
*Org. Kıvrıkoğlu, "Ülkemizin aydınlık ufuklarını karartıp şeriat düzenini getirmek isteyenlere karşı milletçe müteyakkız olmak başlıca görevimiz" uyarısı yapıyor. Bugün olduğu gibi.

Ve Fenerbahçe ligte ilk puanları kaybediyor! Bugün olduğu gibi.
Toplumsal yaşamın her alanında hep aynı gündem maddeleriyle yatıp kalkan, yine her alanda militanlığın geçer akçe olduğu Türkiye'de üniformadaki yıldızları, demokrasi yolunu aydınlatan ışıklara dönüştürmek kolay mı? Hele selefinizin veda cümlesi "28 Şubat süreci bin yıl devam edecek" olursa...
Özkök işte bunu başardı.

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne -caydırıcılığına ve kutsal ilkelerine zerrece halel getirmeden-kurumsal kalite kazandırdı.
İletişim çağının kaçınılmaz hastalığı olan bilgi kirliliği bombardımanına aldırmadan Silahlı Kuvvetler'i her anlamda ve her alanda arındırdı.
Bir kısım sivillerin iç çamaşırı niyetine üniforma giydikleri dönemde, o üniformasının içinde bir sivil olmayı tercih etti. Konuşan değil düşünen komutan oldu. "Niye susuyorsunuz" kışkırtmalarını "Demokratlık suç mu" diyerek bastırdı.

Geri dönüş olamaz
O, güven veren bu aydınlık, çağdaş çizgiyi, kendisine inanan yakın çalışma arkadaşlarıyla birlikte oluşturdu. Attığı her adımda onların görüşbirliğini aradı. Buldu da.
Ve bu çizginin korunması, hatta daha ileri götürülmesi görevini dün kalp huzuru içinde sağ koluna emanet etti.
Org. Büyükanıt'ın iki yıl sonra görevi devrederken, Özkök'ün "Devletin üniter yapısından ödün vermeden, laik rejime toz kondurmadan demokrasinin güvencesi bir silahlı kuvvetler" diye özetleyebileceğimiz emanetini daha da ileri götürmüş olacağından kuşkumuz yok. Zira, iki yıl önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini devralırken söylediği gibi, "Türk Silahlı Kuvvetleri'ni oluşturan kadroların, hiçbir siyasi beklentileri yok, olamaz."
Şimdiden "Unutulmayacaklar" albümünde seçkin bir sayfayı süsleyen Özkök'ü "İki yıl dinleneceğini" belirttiği İzmir'e uğurlarken, belalı coğrafyamıza yeni kara bulutların çöktüğü bir sırada çok zor bir görev ve ağır bir sorumluluk devralan Büyükanıt'a başarılar diliyoruz.

Dediği gibi, "Yaşadığımız günlerde ülkemiz ya kendisine biçilen rolün basit bir oyuncusu veya bölgesel belirleyicisi olacak. Türkiye belirleyici politikalarla bu iki seçenekten birini ya seçecek veya Türkiye'ye seçtirilecek."
Bir hatırlatma daha: Özkök'ün göreve başladığı yıl, 2002-2003 sezonunda şampiyonluğu Beşiktaş kazanmıştı. Bakalım Fenerbahçe, Büyükanıt'a aynı armağanı verebilecek mi? 



Bu yazı 973 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2012 Körfez'e büyüteç
    • 22 Temmuz 2012 Tarih yolları kesiştirince...
    • 4 Nisan 2012 Demokrasiyi taçlandırmak
    • 1 Nisan 2012 Suriye aktörleri
    • 4 Mart 2012 Fıkra gibi
    • 1 Şubat 2012 Konsey'i beklerken
    • 16 Ekim 2011 1961 Ekim'i
    • 26 Eylül 2011 New York'tan dönüş gündemi
    • 20 Ağustos 2011 Şam'la satranç
    • 12 Ocak 2011 Aslında biz bize yeteriz
    • 8 Ocak 2011 Referandum
    • 26 Aralık 2010 Krizin öbür yüzü
    • 27 Kasım 2010 Senede bir gün
    • 18 Kasım 2010 Savaş Lordu
    • 16 Kasım 2010 Beşik sallanıyor
    • 9 Ekim 2010 Sri Lanka modeli
    • 26 Eylül 2010 Dolmabahçe'de medyatik kahvaltı
    • 28 Ağustos 2010 BDP'lilerin söylemleri
    • 30 Haziran 2010 Ortaklık
    • 15 Mayıs 2010 Atina'dan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,133 µs