En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Tuzak



Şimdilerde "Türbanlılar Arabistan'a gitsinler" sözü tartışılıyor... Yakın geçmişte, "Ya sev, ya terket" modası yaşanmıştı ülkemizde; "Biraz daha fazla demokrasi, daha çok insan hakları" diyenlere cevap olarak... Soğuk Savaş'ın ülkemize yansıyan yüzünde ise o ünlü slogan vardı: "Komünistler Moskova'ya..." DNA'mızda göçebelik olduğundan mıdır, nedir, ya kendimiz bir yerlere gidiyoruz, ya da birilerini bir yerlere göndermek istiyoruz.

Eğer birileri bir yerlere gidecek veya gönderilecekse bu kim/kimler olmalı?

Başörtülülerin bir yerlere kıpırdaması hayli zor bugünün dünyasında. Evet, Viyana'da okuyan ve diploma alan genç kızlarımız var; biz bunu biraz daha ön plana çıkartırsak, Avusturya Hükümeti'nin o yolu kesmeyi düşüneceğine bahse girerim. Bugün bir çok Batı ülkesi vize başvurusundan başlayarak başörtülülere zorluk çıkarma yarışında. En nâziği, "Kulağını göster" bahanesiyle daha fotoğraf çekiminde oyun bozanlık ediyor.

Arabistan'a gitmek o kadar kolay mı sanıyorsunuz? Her yıl, neredeyse bir yıl öncesinden başlayan bir heyecanla hacca gitmeye hazırlanan insanlarımızdan yaklaşık üçte biri niyetini yerine getirebiliyor; Suudi Arabistan her ülkeye nüfusunun sadece binde biri kadar 'hac' vizesi veriyor çünkü...

Ülkeden dışarıya insan göndereceksek başörtülülerle başlamak akıl kârı da değil zaten. Bir kere sayıları çok başörtülülerin; son kamuoyu yoklamalarında kadınlar arasında başörtüsü takanların oranı yüzde 65 olarak görülüyordu. Sadece Türkiye'de okuyamayan kızları göndermeye kalktığınızda onların peşine takılabilecek aile fertleri olacağını da hesaba katmalısınız. O zaman tarlaları kim çapalayacak, fabrikaları kim çalıştıracak?

Mantığı elden bırakmayacaksak, yurdu terk etme eyleminin sayıca az olanlardan başlatılması gerekmez mi? "Arabistan'a gitsinler?" teklifinin müellifi Süleyman Demirel geçmişte çakşırlı ve poturlularla birlikte başları örtülü olanların da oyunu alarak ülkeyi yönetmişti; bugün onları ittiğine göre kimi, kaç kişiden oluşan bir zümreyi temsil ediyor acaba? Benim gönlüm yine de Demirel'in ülkeyi terketmesinden yana değil; gittiği ülkelerde maharetlerini sergilemesine izin vermezler bir defa, ayrıca Türkiye'nin yarınlarını görmesi için de burada kalması gerekiyor...

Türk siyasî hayatının son yarım asrında damgası bulunan kurt politikacının "Arabistan'a gitsinler" lâfını bir gaflet ânında ağzından kaçırdığına inanır mısınız? Hesaplı-kitaplı bir çıkışsa yaptığı, o sözlerin ülke genelinde tepkilere yol açacağını, kendisini iktidar partisi sözcülerinin eleştiri oklarına hedef yapacağını bilmez mi? Elbette bilir.

Bu konuyu durduk yere kaşımıyor Süleyman Demirel, bilerek isteyerek ve belli bir sonuç almayı umarak bunu yapıyor. Üzerinde düşünülmesi gereken soru şu: "Neden yapıyor, hangi sonucu almayı umuyor?" Ak Parti lider ve sözcülerinin, eğer Demirel'e cevap vermeleri şartsa, bu soru üzerinde düşündükten sonra mikrofon önüne çıkmalarını tavsiye ederim.

Hayli zamandır başlayan ve zamanlama açısından artık son iki-üç ayına girilen yeni sürecin nihâî hedefi, Türkiye'yi gelecek mayıs ayından önce seçime götürmektir; yeni cumhurbaşkanını yeni Meclis'e seçtirmek üzere... Bunu sağlamanın bir yolu olarak Ak Parti üzerinde oynanıyor. İçini karıştırıp çatırdatmak, bu başarılamazsa baskılarla nefesini keserek seçimi bir 'kurtuluş simidi' haline getirmek... Bunu gerçekleştirmenin yöntemleri deneniyor bir süredir... Ak Parti'yi tek maddelik, bütün derdi 'türbana özgürlük' olan bir siyasî kuruluş gibi göstermek ve Abdullah Öcalan'ı affettirmeye çalıştığını ileri sürmek bunun en kestirme yolu... Süleyman Demirel'in çıkışı ile Deniz Baykal'ın hırçınlığı yalnız eşzamanlı değil, eşhedefli de...

Bu kadar açık bir tuzağa düşerse iktidar partisi, yazıklar olsun...

Bu yazı 37 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,690 µs