En Sıcak Konular

Doç. Dr. Kemal Yeşilçimen



Doç. Dr. Kemal Yeşilçimen
0 0 0000

FETÖ: Küresel Komplo



Küresel ahtapot, milli iradeleri yok etmek için 160 ülkede FETÖ eliyle yeni bir yöntem uyguluyor. Tüm ülkeler, iradelerini gaspetmek isteyen küresel iradenin çalışma alanı. Bu amaçla 160 ülkede üst düzey ailelerin çocukları, küresel üst aklın paralel ajanları tarafından eğitim maskesi altında FETÖ okullarında devşiriliyor. Ülkeler ve milletler, bu yöntemle küresel kontrol altına alınacak. Bu savaşta kullanılan yüzlerce milyar dolar, cami önlerinde toplanan para değil, dünyayı yöneten üst aklın yatırımı. Tam 55.000 küresel şirketle bağlantılı bir terör örgütünden bahsediyoruz. Dünyayı yöneten 62 aile, 3.5 milyar insanın gelirinden fazla bir serveti, işte bu tip cemaat, vakıf, şirket ve terör örgütleri eliyle sömürüyor. İŞİDe bir günde 30.000 adet Toyotoyu son model silahlarla hediye eden küresel irade, Türkiyeyi teslim almak için de FETÖ terör örgütünü 50 yıldır besleyip büyütüyor. Milli iradeler bu paranın gücüyle gaspediliyor, vicdanlar satın alınıyor, devletler ve ülkeler teslim alınıyor. Zihinsel soykırımla robotlara dönüşen insanlık alemi ve kölelik düzeni ise küresel iradenin son hedefi.

Bu yeni savaş öncekilere benzemiyor, zihinlerde yaşanıyor. İnsan beyninin uçsuz bucaksız kıvrımları, kıyasıya çatışmaların yaşandığı yeni savaş alanı. Kalemi kuvvetli, ağzı laf yapan akademik askerler ön cephede. Zihinleri tarümar eden bu savaşın askerleri bir düzine yönetmen, senarist, tarihçi, araştırmacı, yazar, çizer, sözde bilim adamı. Her çeşit entrika, kumpas, kehanet Türkiye?nin bölünmesi, çökmesi, yıkılması üzerine kurulu. Yazılan, çizilen, söylenen yalanların amacı zihinleri çelmek, ümitsizlik aşılamak, moral bozmak. İnançları bile sarsan bu zihinsel savaşla beyinler çözülüyor. Bilgi bombardımanı altında toplum ne yapacağını bilemiyor. Derin tarihi geçmişi olan milletler bile gözlerine far tutulmuş tavşanlar gibi şaşırmış ve çaresiz.

Bu zihinsel savaşın askerleri kamuflaj içinde, kim dost kim düşman belli değil. Sosyal medyayı iyi kullananlar ülkeleri sarsıyor, iktidarları alaşağı ediyor. Önce terör ve kaos oluyor. Kriz, felaket, iç savaş korkusuyla zihinsel darbe yapılıyor, sonra da yönetimler zombiler tarafından ele geçiriliyor. Bir asır önce topraklarımızı işgal eden vahşi batı, ikinci işgal darbesiyle bin yıllık hesabı kapatmak istedi. Bu saldırı, sömürgeci batının resmi olmayan savaş ilanı. Bu yüzden kimse ne özür diliyor, ne de geçmiş olsun diyor. Sadece Türk milletinin kazandığı zaferin şokunu yaşıyorlar. 

Bu savaşta paralel, üçgen, dairesel ve yamuk tüm geometrik yapılar ve Gladyo birlikte saldırıyor. FETÖ ; yeni Gladyo. Küresel iradenin başlattığı bu savaşın paralel askerleri, diğer geometrik yapılardan farklı olarak AIDS virüsü örnek alınarak üretildi ve yeni haşhaşiler olarak piyasaya sürüldü. Feto virüsü, nitelik olarak AIDS virüsünün özelliklerini taklit ediyor. Bu virüs 50 yıldır hiçbir sınır ve kimlik tanımadan en hayati doku ve organlarda gizlice çoğalıyor. AİDS hastalığının bulaşma ve yayılmasında olduğu gibi, severken öpüyor, öperken zehirini akıtıyor ve hızla yayılıyor.

Bu virüs herkesi nasıl aldatıyor ve kurbanlarını hangi yöntemle ele geçiriyor? 

Kurbanlarını zombileştiren bu yöntem resmen zihinsel soykırım. Size dost olarak yanaşıyor, aklınızı çeliyor ve içinizdeki boşluğu kendi hain emelleriyle dolduruyor ve sonra sizi küresel zombi yapıyor. Nasıl mı? 3 S yöntemiyle yani Sizi Size Öptürerek. Bu yöntemle bu virüsün kontrolüne giren yozlaşmış aydın ve akademi dünyası kendi halkının zihnini iğfal ederken, bunların ürettiği zombi ordular, sanki canlı bomba gibi halkını bombalıyor, tanklarla eziyor. Sırtınıza bıçağı yedikten sonra jeton düşüyor ama iş işten geçiyor. TBMM ve halkımız vahşice bombalanır ve tanklarla ezilirken hayret ve dehşet içinde şok geçirdik. Binlerce yıllık tarihimizde böyle bir alçaklık olmadı.

FETÖ, bu hain özellikleri nedeniyle AIDS virusüne benziyor. AIDS virüsü, Tex Marsa göre CIA laboratuvarlarından dünyaya bilinçli olarak yayılan bir virüstür. Bu virüs vücudumuzu koruma ve kollamakla görevli T lenfositlere dost gibi yaklaşır. Hücrelerin kozmik merkezini ele geçirip çoğalırken, DNAsını yani onu hain yapan özelliklerini en hayati hücrelerimize aktararak onları da bize düşman hale getirir. Düşmanla savaşma görevi olan bağışıklık sisteminin dost ve düşmanı tanıma ve düşman hücrelere saldırıp yok etme fonksiyonlarını bozar ve bizim en hayati hücrelerimizi sinsice bize düşman hale getirir. Vücudumuzun istihbarat örgütünü ele geçirir, kanserle mücadele, virüs, parazit, bakteri ve mantarlarla yani düşmanla mücadele gücünü yok eder. Artık hücreler AIDS virüsünün yani insanlık düşmanı küresel iradenin emirlerinin kölesi olur ve onun hain emellerine hizmet etmeye başlar. İşte bu yüzden yüzbinlerce kişinin yıllardır organize ettiği bu hain komployu istihbarat örgütlerimiz görmedi, haber vermedi, önlem almadı. Bu yüzden bu hain tuzağa düştük. CB ve GKB yaverlerinin itiraflarını okuyunca tüylerimiz diken diken oluyor. Bu asimetrik savaşta korunmasız olan milletimizi yüce Allah korudu. Allah bu zombilerin ayaklarını dolaştırdı, tuzakları bozdu. 

Bu virüs, bağışıklık sisteminin killer cell, memory cell, helper cell ve regulator cell fonksiyonlarını bozarak bizi bize düşman hale getirir. Bu hücre grupları, ordudan istihbarat örgütlerine, jandarmadan polise bütün güvenlik güçlerinin karşılığıdır. Kanserden romatizmaya, hepatitten astım krizine pek çok hastalığın temelinde bu hücre gruplarının vücuda yabancılaşması, organ ve dokulara karşı düşmanca saldırması vardır. AİDS virüsü bağışıklık sistemini bozarsa, dost ve düşman kim bilemeyiz. Artık bizi koruma ve kollama görevi yapacak hücreler, korumak yerine tam tersine 15 temmuzda olduğu gibi kendi organlarına ve hücrelerine saldırır, onları yok etmek için çalışır ve yok eder. En hayati organlarımız bu hain saldırı sonucunda iflas eder. Önlem alınmazsa, vücuda yerleşen bir virüs bile, giderek çoğalıp yönetimi ele geçirmeye muktedirdir. Bunların kökünü kazımaktan başka çıkar yol yoktur. Aksi halde, bu virüs yayılarak çoğalmaya ve saldırmaya devam edecektir. Düşman kaleyi içerden fethedecektir. 

Darbe başarılı olsaydı, halkın istemediği bir azınlık iktidara getirilecek ve Irakta olduğu gibi yıllar süren çatışma, terör,  bombalama ile Türkiye bitirilecekti. İŞİD ve PKK gibi terör örgütlerinin eline vahşi batının verdiği listelerle milli güçler infaz edilirken haçlı - siyonist güçler, 1000 yıldır devam eden amansız mücadelede milletimizi köle ederek ülkemize yerleşecekti. Küresel şer güçlerin başlattığı bu saldırı, salya sümük tiplerin yaptığı basit bir darbe girişimi değildir ve arkasında bu virüsleri üreten küresel irade vardır. 70 yıldır bünyemizi perişan eden Gladyo, yuvarlak, yamuk ve üçgensi virüsleri unutmayın. 

Ülkemizi felakete sürükleyen bu hastalıktan nasıl kurtuluruz?

Bulaştığı herkesi zombileştiren bu virüsü nasıl yok edebiliriz?

Küresel sisteme gönüllü köleler yetiştiren ve her çeşit dış etkiye açık eğitim sistemi milli hale getirilmelidir. Kendi elimizle kendimizi yabancılaştırıyoruz. Virüsler bu ortamda hayat buluyor ve çoğalıyor. Bu ortamı kökten değiştirmeden sızmaları önleyemeyiz. Paralelden yamuk yapılara tüm geometrik virüsler yok edildikten sonra, TC devleti yeniden formatlanacak. Küresel tezgahtan kurtulup milli ayarlarımıza döneceğiz. Yabancıya çalışan bu sistem, anayasa dahil tamamen değişecek. Güçlü bir Başkanlık sistemi devleti iki başlılıktan kurtaracaktır.  Yıllardır yazıyoruz : Sömürgecilerin kendi çıkarlarına göre işlettiği tüm sistem ve kurumlar baştan aşağı değişecek, gerekirse yeniden kurulacak. Artık hastalıklı yapılara, kanımız emen sülüklere, aydınları ve akademiyi zombileştiren virüslere tahammülümüz yok.

Türkiye bedensel, ruhsal ve sosyal varlığımızı zehirleyen  mikroplardan temizlenecek ve sağlığına kavuşacak. Milli irade, bu mikropları tamamen yok edecek. Kanımızı iliğimizi emen, bizi halsiz fersiz bırakan, tüm hastalıkların nedeni bu parazitler solucan gibi, tenya gibi dökülecek. Artık onlara hayat hakkı yok. Beynimiz sayılan üniversiteler, eğitim, sağlık, adalet,  güvenlik, ekonomi tertemiz olacak. Ordudan istihbarata, üniversitelerden bürokrasiye devletin tüm kurumları her çeşit virüsten ve yabancı yazılımdan arınmış olarak yeniden kurulacak yani tamamen milli olacak. AİDS gibi, TRUVA ATI ve TROJAN virüsü gibi devletin, medyanın ve sivil topluma kadar her çeşit kurumun temel işletim programlarını ele geçirip sömürge yazılımlarıyla değiştiren tüm gayrı milli yapılar silinecek ve bir daha sızmalarını ebediyen önleyen antivirüs programlarıyla her türlü önlem alınacak. Evlatlarımızı vatan haini ve düşman işbirlikcisi olmaya devşiren hiçbir yazılıma ve girişime asla müsade edilmeyecek. Bütün bunları yüzlerce yıllık tarihi kurumları ve geleneklerimizi koruyarak yapacağız.

Bütün şer güçlere karşı Allahın yardımıyla inanılmaz bir zafer kazandık. İmanla, birlik içinde tüm hain planları bozduk ve bozacağız. Bu hain tezgahın bozulması sonucu, 70 yıldır ülkemize çöreklenen bu sinsi oligarşik yapıların tasfiye yolu açılıyor. Bin yıllık hesaplaşmada, şimdi içimizdeki virüsleri temizleme zamanı. Dışarıdan saldırılarla bu milleti yıkamayan sömürgecilerin, içerden devşirdikleri hainleri cezalandırma zamanı. Acımak haram olsun. Hedef, kripto hainlerden ve oligarşik yapılardan temizlenmiş Milli devlet, Tam bağımsız Türkiye.   

Küresel iradenin ülkemizi ele geçirip milletimizi köleleştirmek için kullandığı bu savaşı kazanacağız, başka seçenek yok. İlk zaferi kazandık. Amerikadan Avrupaya tüm şer güçler ilk defa panikledi. Bu mağlubiyeti hazmetmeleri zor. Sahte demokrasi şampiyonu ülkeler, geçmiş olsun demek bir yana, Mısırda olduğu gibi darbeye ve katliamlara açıkça sahip çıkıyor. Bu zafer, İslam alemini sahte İslamla aldatarak ele geçirmek isteyen küresel güçlerin tarihteki en büyük yenilgisidir. Bu yöntem Türk milleti sayesinde iflas etmiş bulunuyor. Artık İslam alemini bu şeytani yöntemle aldatamayacaklar. İslam alemi, artık bu şeytani yöntemi ve tesbihli şeytanları tanıyor. Bu zafer, sahte dinlerle sürekli aldatılan tüm insanlık alemine de örnek olacak. Zaferimiz tüm İslam alemine armağan olsun. Gazamız mübarek olsun.


Bu yazı 2,183 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Nisan 2017 Sömürü Sistemini Yıkmak Kolay Mı?
    • 10 Mart 2017 Bu bir Halk Devrimidir
    • 9 Şubat 2017 Bindik bir Alamete...
    • 2 Ocak 2017 Sağlıkta Milli ve Yerli Çözümler
    • 18 Kasım 2016 Neden bu kadar hastayız?
    • 19 Ekim 2016 Tarihimizle Yüzleşelim
    • 24 Ağustos 2016 FETÖ: Küresel Komplo
    • 21 Temmuz 2016 Milli Devlete Doğru
    • 1 Nisan 2016 Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi olur
    • 9 Mart 2016 Hekimlik Öldü Yaşasın Doktorluk!
    • 14 Ocak 2016 Akademik Yozlaşma
    • 25 Aralık 2015 Bilimin Geldiği Son Nokta
    • 20 Kasım 2015 Sağlıklı Çözümü Hastalık Lobisi Engelliyor
    • 12 Ekim 2015 Aydınlar ve bilim dünyamız
    • 31 Temmuz 2015 Kahrolsun Engizisyon Anlayışı!
    • 15 Temmuz 2015 Bayram Gelmiş Neyime...
    • 2 Temmuz 2015 Bu yazıyı kalbinizle okuyun!
    • 10 Haziran 2015 Sigara ile Mücadele Böyle Olur mu?
    • 3 Haziran 2015 Sağlıkta Devrim
    • 21 Mayıs 2015 Sağlık ve Özgürlüğün Gaspı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,762 µs