En Sıcak Konular

Vefa Önal



Vefa Önal
0 0 0000

Aslında Siz Hiç İnanmadınız ki



Konuşuyorlar, durmadan konuşuyorlar. Ekranda, kürsüde, meydanda, her yerde konuşuyorlar.

İşin esasının ''kal'' değil, ''hal'' yolculuğu olduğunu bildikleri halde konuşmak için can atıyorlar, hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar.

Üstelik, bir başladım mı konuşmaya ''kal sarhoşu'' olup kendilerinden geçiyorlar.

Nasıl geçmesinler ki, konuştukça itibarları yükseliyor, cepleri doldukça doluyor.

Başlangıçtaki ''mahçup özgüvenleri'' yerini her şeyi bilen ''küstah ego'' ya bırakıyor.
Bu egoyla, en üst perdeden konuşuyorlar:

''Allah şöyle demek istedi, böyle demek istedi. Şuna şu kadar ceza, buna bu kadar ödül. Şu imanlı, şu imansız. Allah seni affeder, cennetliksin, seni affetmez cehennemliksin...''

Öyle otoriter bir haddini bilmezlikle, öyle doymak bilmez bir iştahla kelimeler ard arda dökülüyor ki, konuşanın adına kaygı verici bir dehşete kapılıyor insan.

Onlar konuştukça, siz korku, tedirginlik ve huzursuzluğu hissediyorsunuz. Ne garip, en az hissettiğiniz şeyse ''masumiyet'' oluyor.

Tüm iyi niyetinizi takınarak, aktarılan manalarda, gönüle dair, aşka dair, sevgiye dair bir şeyler arayıp bulmak, ferahlamak istiyorsunuz.

Ferahlayamıyorsunuz, asla izin verilmiyor ferahlık duymanıza. İman adına öyle sözler öyle manalarla kuşatılıyorsunuz ki, bunaldıkça bunalıyor, daraldıkça daralıyor içiniz.

Bu kadar zor, bu kadar dolambaçlı, bu kadar bunaltıcı bir şey mi Allah'a inanıp teslim olmak diye geçiriyorsunuz içinizden.

İnsanın içini huzurla dolduran, ruhu neşelendiren, son derece sadelik ve sevgi gerektiren kalbi bir ''seçim''in ruha bu kadar '' ağır'' gelecek bir ''yük'' olarak sunulabilmesine şaşırıyorsunuz.

Neden diyorsunuz, neden, Allah'a inanmanın ve teslim olmanın karmaşıklıktan, hesaplardan uzak, ''duruluğu'' sizleri rahatsız ediyor. Neden, inanmaya hazır ve zaten yatkın bir ruhun saflığına adeta ''leke'' gibi düşüyor kelimeleriniz.
''Benim Allah'ıma inanın, şöyle inanın'' dayatmasıyla kurmak istediğiniz ''iman tekeli''nin amacı ne?..

Sizin derdiniz iman mı, iktidar mı?..

Sözünüzün azalması iman kaybına mı, güç kaybına mı yol açar diye telaşlanıyorsunuz?..

Gerçekte siz, insanların Allah'a mı, size mi teslim olmasını istiyorsunuz?..

Konuşurken, ''yılansı'' bir yumuşaklıkla örtmeye çalıştığınız bu kadar ''sert ego'' ve bu kadar iddia içeren sözleriniz ve üslubunuzla, bir insanın Allah'a teslim olmasına nasıl yardımcı olacaksınız?..

Yoksa tıpkı sizin gibi, inanmış teslim olmuş gibi yapması mıdır istenen, yeterli görünen?..

İmanın önünde imanı, ne denli engel yapmayı başardığınızı hiç mi fark etmiyorsunuz?..

Tabi gayeniz, dünyeviliğe gark olmuş imanınıza ''inanan'' değil, ''taraftar'' bulmaksa o başka.

Ama,  ruhunun saflığını koruyarak takva ile Allah'a yürümek isteyen hakiki iman erinin sizlere kanmaması gerekiyor.

''O'nu anladığını söyleyenler hiç anlamıyorlar, O'nu anlayamadığını söyleyenler anlıyorlar'' hikmetiyle kalbini buluşturması gerekiyor.

''Sırat-ı müstakim'' üzere olanı, dolandırıp dolandırıp, eğrilte büke, kendi emellerine hizmet eder hale getirenleri ayırt etmesi gerekiyor.

Herkesin, Allah'ın onlara verdiği kendine ''has'' bir yoldan Allah'a gideceği hakikatine hiç ''tolerans'' göstermeyenleri dinlememesi gerekiyor.

Unutulmasın ki, dinlememek de dinlemek kadar erdem olabilir.

Çünkü gönlünüze kelimelerle kulağınızdan akılır.

Gönül, kulakta korunur.

Neye kulak vereceğiniz, neye gönül vereceğiniz manasına gelebilir.

Egonun, dünyeviliğin, bilme iddiasının suretlendiği konuşmacıların dilindeki manalarından, zihin doğru işlemez, gönül feyz almaz, iman kalbe yerleşmez.

Hakikatte, Allah'a teslim olmamış bir kalple konuşan insanın samimiyetsizliğini gizleyen ''söz cambazlığı''ndan size ''iman'' geçmez, ''ikna'' geçer.
Ve  ''ikna'' şeytanın da en yüksek meziyetidir.

                                                                                                                    Vefa ÖNAL




Bu yazı 29,765 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Mart 2016 Aslında Siz Hiç İnanmadınız ki
    • 13 Kasım 2015 Eşikteki İnsan
    • 15 Haziran 2015 Sır Ehli
    • 3 Mart 2015 Kesinlik Allah’la Gelir
    • 23 Aralık 2014 Ruh-ı Arif
    • 5 Kasım 2014 Sırra Yolculuk
    • 21 Ekim 2014 En Çok Şimdi Oku’mak

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,759 µs