En Sıcak Konular

Doç. Dr. Kemal Yeşilçimen



Doç. Dr. Kemal Yeşilçimen
0 0 0000

Küçük Yılan Bu Koca Robotu Yutacak!



Bayezıt meydanında 40 yıl önce her hastalığa iyi gelen ilacın satışını yapanlar müşteri toplamak için kocaman bir robot koyarlar, sonra da kavanoz içindeki küçük bir yılanı çıkarıp, 'bu yılan bu robotu yutacak' derlerdi. Vatandaş, küçük yılan kocaman robotu nasıl yutacak diye mucize ilaç reklamını izlerken, cepleri boşaltılır bilmezdi. Modern tıp ne kadar gelişmiş, 40 yılda ne kadar çok ilerlemişiz, helal olsun. Meslekdaşlarımızın reklamını yaptığı şimdiki robotlar olağanüstü marifetli. Bu süper robotlar, iyi olacak hastanın ayağına gidiyor, hastanın vizitini yapıyor, geçmiş olsun diyor. İşin reklam tarafı bu. Halbuki acı gerçek şu : İthal robotla, ithal akıllı telefonla, ithal ilaç ve aşıyla modern sömürge olmuşuz haberimiz yok. Başkasının keşfedip sattığı mallarla adamlar köşe olurken bize de enayi gibi süper robotların marifetlerini izlemek kalıyor. Bizler ağzımızın suyunu akıtarak izlerken, milyarlarca dolar bizim cebimizden küresel cebe aktarılıyor. Başkasının yaptığı araştırmaların ve keşiflerin reklamını yapmak başka ne işe yarıyor?

Neden dört asırdır patinaj yapıyoruz? Neden 70 yıldır pazar olduk? Kendimize ait bir aşı - bir ilaç bile yok. 2 yıldır bırakın penisilin üretmeyi ithal bile edemedik. Adamlar vermezse halimiz harap. ABD'de 1849'da yani 2 asır önce 600'ün üzerinde patentli ilaç vardı. Milyon tane palavra yayın yapsan ne olacak? Başkalarının yaptığı araştırmaların kötü tekrarı maaşını artırsa da derde derman olmuyor. Tohuma kadar dışardan ithal ediyoruz, neden? Haremağası yöntemiyle kastre edilen üniversiteler bilim ve teknoloji üretemiyor. Çünkü sanayi – üniversite bağı küresel sistem tarafından kesilmiş, niye diyen yok. Modern sömürge yapmanın yolu bu. Herkes yayın yaptık diye hava atarken, ülkemiz cep telefonu çöplüğü oldu. Papyonlu, sakallı, bilim adamı pozunda bir sürü zat, başkalarının keşfettiklerinin reklamını yapar, yabancıların ekmeğine yağ sürerken, bize de hacıağa gibi izlemek düşüyor. Yine aynı kafada gidiyoruz. Patent ve projeye dönük olmayan palavra yayınlarla, başkasının keşfettiği akıllı robotlarla, halkı keriz yerine koyan reklamlarla kıt kaynakları çarçur etmekten ne zaman vazgeçeceğiz?

1985 yılında 2703 adet yerli patent başvurusu yapılan Güney Kore'de, 1991 yılında 13253 patent başvurusu yapılmış, sonra 1 yılda bu sayı 2'ye katlanmış, 1 yıl sonra ise bu sayı tekrar ikiye katlanmış ve nihayet 2008 yılında sadece yerli patentlerin sayısı 127.114 adete ulaşmıştır. Güney Kore'de 1947-2006 yılları arasında toplamda 1.111.818 adet yerli patent başvurusu yapılmıştır. ABD ise 1.000.000. patente 1911 yılında ulaşmıştır. Biz ise son 5 yıldaki kıpırdanma hariç nal topluyoruz.

KEŞİFTEN VAZGEÇTİK NEDEN BU KADAR HASTAYIZ KAFA YORUN BİRAZ !

Önlenebilir ölümlerde dünya ve olimpiyat şampiyonuyuz. 1994-99 yılları arasında 37 ülkenin bulunduğu sıralamada erkeklerde koroner kalp hastalıklarından ölüm oranı, Kore ve Çin'de 100 binde 50 iken, Türkiye'de 650. Yani 13 misli fazla ama aydın ve bilim dünyamız bilmiyor.

Sağlık Bakanlığı ile Başkent Üniversitesi'nin yaptığı araştırma 2005'te yayınlandı. Ölümlerin yüzde 86'sı önlenebilir nedenlerden ama aydın ve bilim dünyamız bunu da bilmiyor. 'Önlenebilir' demek, önlenmediği için pisipisine ölüyor demek. Her yıl hastalık üreten küresel yaşam tarzının öldürdüğü yüzbinlerce insanımızın dramına bilim dünyamızın duyarsız kalması düşündürücü.

Hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, diyabet, metabolik sendrom ve şişmanlık adeta salgına dönüşmüş durumda. 17 milyon kişi hipertansiyon hastası, çoğunun bundan haberi bile yok. CREDİT isimli ulusal araştırmaya göre, Türkiye`de 8 milyon böbrek hastası bulunuyor yani her 7 erişkinden biri böbrek hastası. Şeker hastası sayısı 1990'da 1 milyonken şimdi 10 milyonu geçti. CREDİT 2  araştırması ise cahillerde ölüm oranının 13 misli fazla olduğunu söylüyor. Allah'ın bize gönderdiği kitabı 'oku' diye başlıyor, niye? Pisipisine cehaletten ölme, oku ! Cahillerde ölüm oranı 13 misli fazla.

Koroner kalp hastalığı, 1990 yılından beri her yıl % 7 artıyor. 2012'de akut koroner sendromla yatan hasta sayısı 420.000, yıllık ölüm oranı %32. TEKHARF araştırması 2013 verilerine göre, kalpten ölümlerde Avrupa şampiyonuyuz. Kalpten ölümler İngiltere ve Almanya'nın 3 - 4 katı. 3,5 milyon koroner kalp hasta havuzuna, her yıl 120 bin yeni hasta ekleniyor. Kalp yetmezliğinde dünya şampiyonu olduğumuzu gösteren araştırmanın adı HAPPY. Neden happy, kim happy bilmiyoruz. Bildiğimiz şu : yapay kalp cihazı için SGK 400.000 euro ya kadar veriyor. Bilim dünyamız, çözümü ve mutluluğu burada arıyor. Hadi mutlu olun.

'Vasküler Risk' isimli araştırma sonuçlarına göre, ülkemizde 5 yıllık dönemde stent ve baypas gibi tedavi yöntemleri % 90 artarken, kalp krizi, felç ve ölüm oranı azalacağına, % 170 neden artmış bilmiyoruz. Her yer hastane doldu. Yoğun bakımlarda ve mezarlarda yer kalmadı, aydınımız bakıyor ama görmüyor.

TURDEP II 2010 sonuçlarına göre diyabet oranı : % 13.7 yani 10 milyonu geçti. PURE 2013 sonuçları ise felaket : % 18 ! Son 3 yılda %13'ten %18'e çıktı. Hastaların %80'inde kan şekeri kontrolü yetersiz. Aydın ve bilim dünyamız, son 22 yılda % 1000 artan şeker hastalığını önlemeyi akıl edemediğimiz için her yıl 4 milyar doları şekerle ilgili hastalıklara harcıyoruz görmüyor, harcanan paraya rağmen halkımız neden daha sağlıklı değil bilmiyor. ABD'de her yıl 300.000 kişi şişmanlık nedeniyle ameliyat olurken, bilim dünyamız ameliyatlar bizde niye az yapılıyor diye üzülüyor.

Sağlığa harcanan paranın aslan payı ilaç ve ithal teknolojiye gittiği için, 2 TL'ye hasta muayene ediyoruz onu da bilmiyor. Tuvalet ücretinden az bir ücrete muayenenin nedeni, ilaç ve teknoloji ithalatına harcanan paradan geriye bu kadar kalacağını, okuyamadığı içindir. Yarın, sıkışan hastalar daha ucuz diye gelirse şaşırmayın. 2013 yılında muayene olan hasta sayısının 700 milyona ulaştığını hatırlatalım.

Zengin olmanın yolu hastalıkları önlemekten geçiyor ama aydın ve bilim dünyamız bilmiyor. Refah ve sağlığın yolu bilim teknolojide keşif, patent ve üretimden geçiyor onu da beceremiyor. İlaçtan yüksek teknolojiye ithal etmek kolayına geliyor. Sağlığa harcadığımız para ise Sosyal Güvenlik Kurumu 2011 verilerine göre, son 9 yılda 8 kat artarken hastalıklar azalmamış hızla artmış, nedendir düşünemiyor. Ne dev hastaneler, ne sağlığa harcanan milyarlar sağlığı korumuyor ama görmüyor.

1923 yılı hekim sayısı : 554, 1960 yılı hekim sayısı : 9826 , 2013 yılı hekim sayısı : 130.000, 2023 yılı hedefi : 300.000, 100.000 doktor ithal edilecek.

Bilim dünyamız herkese bir doktor olsa ne yazar diyemiyor. Dilinde felç var, acı gerçekleri konuşamıyor. Dünya Sağlık Örgütü, çok az masrafla hastalıkların önemli oranda önleneceğini, bu yolla sağlık sistemlerinin iflas etmesinin önleneceğini bildiriyor, okumuyor. Hastalıklara harcadığımız para 67 milyar dolar olmuş ve bu rakam giderek artıyor, SGK bütçesi alarm veriyor. SGK'daki batak; 57.6 milyar TL, aydın ve bilim dünyamız bu artışı az görüyor. Hastalıktan sürünüyor, hasta toplum oluyoruz farkında değil. Modern tıp ilerlerken, hastalıklar azalacağına artıyor ama bilim dünyamız nedendir diye kafa yormuyor.

Adamlar, bizi otla çöple, alternatif masallarla meşgul ederken 400.000 euro'luk yapay kalp cihazlarını, 20.000 dolarlık kalp kapaklarını(klips), 10.000 dolarlık kalp pillerini(ICD) bize satarak köşe oluyorlar. Yıllardır insanımızın korkulu rüyası olan Kanamalı Kırım Kongo hastalığının aşısını bile üretemedik ama lafa gelince herkes araştırma yapıyor. Bu virüsleri yayan vahşi batı aşısını yapacak ve sonra da bize himmet edecek(!) Bilim dünyamızın beklentisi bu. Bilim ve teknolojik ilerleme idrak sınırlarımız ötesinde. Beklenen Marmara depreminden bizi koruyacak araştırmaları, soykırım yasası çıkaran Fransız araştırma gemileri yapmadı mı? Batı dünyası yapar, biz seyrederiz. Bilimsel mandacılık işte bu! Bu kadar okumuş, yazmış, yetişmiş adama, bu kadar üniversiteye rağmen neden bu haldeyiz? Altyapısı bile olmayan üniversitelerde zaman ve para gücünü tüketmek, kopya ve palavra araştırmalarla bilim yapıyor görünmek bir işe yaramıyor. Bizim araştırmalar para kazanmıyor, kıt kaynakları tüketiyor. Çağımızda İlaçtan aşıya, uçaktan silaha yüzlerce trilyon dolarlık pazarın hedefi, bizim gibi bilim ve teknoloji üretemeyen, fındık fıstıkla oyalanan ve 70 yıldır gelişmekte diye uyutulan ülkeler.

Beyler hala bu kafada gidersek, reklamı yapılan robotların marifetlerini izlerken, hasta sayısındaki artış yüzünden mezar ve hastanelerde boş yer kalmayacak. Hastalık patlaması yüzünden askerlik yapacak adam kalmazsa şaşırmayın. Artan ithal ilaç, teknoloji ve hastalık giderleri yüzünden cebimizde ne var ne yok boşaltacaklar, haberiniz olsun. Sonra ağlamayın. Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi bu sistemle işler yürümüyor. Tüm sistemin baştan aşağı değişmesi gerekiyor.

KAYNAKLAR :

1. HASTA VİZİTLERİNİ ARTIK ROBOTLAR YAPACAK

2. 21. YÜZYILDA BİR MİLYAR KİŞİ SİGARADAN ÖLECEK   

3. Yılda 372 bin kişi pisi pisine ölüyor. 

4. Türkiye'de ölüm oranı yüzde 4,7 arttı

5. id=6455&yid=-1& ">Böbrek hastalığında dünya şampiyonuyuz.

6. Erişkin diyabetli sayısı 1990'da 1 milyon. TKD Arşiv 2000; 28: 20-26. KKH riskini yükselten diyabet hızla artıyor.

7. Kalp krizi ölümlerinde Avrupa'nın zirvesindeyiz.

8. Türkiye'de şişmanlık ve diyabet alarmı!

9. SAĞLIK HARCAMALARI 9 YILDA 8 KAT ARTTI.

10. Diyabetin Türkiye'ye maliyeti 25 milyar dolar.

11. 2025'te iki kişiden biri diyabet hastası olacak

12. Dünya sağlık harcamaları 12.7 trilyon dolara çıkacak

13. 230 milyar lira ''duman'' oldu.

14. 1999'da ABD'de sigara şirketleri sağlık masrafları için 25 yılda 246 milyar dolar ödemeyi kabul etti

15. 30 YIL SONRA TÜM TÜRKİYE DİYABET OLACAK :

Bu yazı 2,400 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Nisan 2017 Sömürü Sistemini Yıkmak Kolay Mı?
    • 10 Mart 2017 Bu bir Halk Devrimidir
    • 9 Şubat 2017 Bindik bir Alamete...
    • 2 Ocak 2017 Sağlıkta Milli ve Yerli Çözümler
    • 18 Kasım 2016 Neden bu kadar hastayız?
    • 19 Ekim 2016 Tarihimizle Yüzleşelim
    • 24 Ağustos 2016 FETÖ: Küresel Komplo
    • 21 Temmuz 2016 Milli Devlete Doğru
    • 1 Nisan 2016 Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi olur
    • 9 Mart 2016 Hekimlik Öldü Yaşasın Doktorluk!
    • 14 Ocak 2016 Akademik Yozlaşma
    • 25 Aralık 2015 Bilimin Geldiği Son Nokta
    • 20 Kasım 2015 Sağlıklı Çözümü Hastalık Lobisi Engelliyor
    • 12 Ekim 2015 Aydınlar ve bilim dünyamız
    • 31 Temmuz 2015 Kahrolsun Engizisyon Anlayışı!
    • 15 Temmuz 2015 Bayram Gelmiş Neyime...
    • 2 Temmuz 2015 Bu yazıyı kalbinizle okuyun!
    • 10 Haziran 2015 Sigara ile Mücadele Böyle Olur mu?
    • 3 Haziran 2015 Sağlıkta Devrim
    • 21 Mayıs 2015 Sağlık ve Özgürlüğün Gaspı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,622 µs