En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...



Yüzlerce asker, polis ve teknik ekipmanla durdurulan TIR’larda görevli 10 kadar MİT görevlisinin yere yatırılıp, kelepçelenmesinden, yani ‘MİT’in ellerinin-kollarının bağlanması’ndan daha güçlü bir ‘sembolik delil’ olabilir mi? Anlıyoruz ki, Türk istihbaratı birilerini fena dövüyor. Bize düşen ‘liste’yi çıkarmak...

Ulusal istihbarat servisinin ellerini tutmak demek, ‘dövün’ demek. Peki ama MİT kimlerle mücadele ediyor ve hırpalıyor ki, ‘Milli Güvenlik Kurulu kararı’ ile verilmiş görevlere dahi çelme takılmaya çalışılıyor?

ABD’nin İran’la yakınlaşmasıyla hayli şevklenen ve geri kalırım korkusuyla bir o kadar kaygılanan ülkelerin başında Birleşik Krallık, yani İngiltere geliyor. Bu yüzden Tahran’la ilişkilerin ılıman iklime yürüdüğü ilk anlarda, ‘büyükelçilik açalım hemen’ atağı dahi herkesten önce onlara ait.

Aralık-Ocak aylarından itibaren İran’da İngiliz faaliyetleri arttı. Yeni Şafak ilgili bir haberi şöyle duyurmuş; “İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu raportörü Seyyid Hüseyin Nakavi, İngiliz parlamentosundan bir grup milletvekilinin bu ay Tahran'ı ziyaret edeceğini, ziyaret detaylarının bile belirlendiğini duyurdu. İran’a yönelik yaptırımlardan ötürü zorluklar yaşayan İngiltere'nin Cenevre'nin ardından özellikle ‘bankacılık ve finans’ alanında açılacak alanı değerlendirebilmek için koşar adımlarla hareket ettiği belirtiliyor.” (02/01)

‘Picture in picture’…

Bu haberlerden birkaç gün sonra İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw başkanlığındaki parlamento heyeti Tahran'a gitti ve burada üst düzey görüşmeler gerçekleştirmeye başladı. Bu temaslardan biri iki cümle aktarmakta fayda var.

İranlı üst düzey yetkililer muhataplarına, “İran ile İngiltere ilişkileri geçmişte birçok iniş ve çıkışlara sahne oldu. Her iki ülke ilişkilerinde saygı ve karşılıklı menfaatler üzerine kurulu yeni ufukların açılmasını umuyoruz” dediler.

İngiliz tarafı da; “İran’ın barışçıl nükleer faaliyet hakkının tanındığını ve Cenevre’de imzalanan nükleer anlaşmadan umutlu olduklarını, İran’ın Suriye krizinin çözümünde etkin rol almasını desteklediklerini” belirtti.

2008’den bu yana ilk kez İran’a gelen İngiltere başka ilginç görüntüler de verdi dünyaya. Bunlardan biri, İngiliz parlamenterlerin, suikasta uğrayarak hayatını kaybeden İranlı bilim insanlarının ailelerine başsağlığı verirken tespit edildi. Tahran’a göre, İsrail gizli servisi MOSSAD veya CIA tarafından İran’ın nükleer çalışmalarında istihdam edilen bilim adamlarıydı bunlar. O yüzden öldürülmüşlerdi. Kraliçe’nin temsilcileri işte onlara taziyelerini sunuyordu!

Rusya’dan sevgilerle: KIRMIZ ALARM!

İngiltere’nin bu İran çıkarması 2013 yılının son ayı içinde biliniyordu. Gizli-saklı bir ziyaret değildi. ‘Üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ tarihi perspektif içinde çok önem verdiği ülkeye dönmek istiyordu. Ancak Noel akşamı, efsanevi İngiliz donanmasının koruduğu kara sularında inanılmaz bir olay yaşandı. Bu olay-gariptir-Türk ve dünya basın tarafından neredeyse tamamen görmezden gelindi!

Silah yüklü bir Rus savaş gemisi İskoçya kıyılarından İngiltere’ye doğru yöneldi. Mesafe 40 kilometreye kadar düştü. Bitmedi; İngiliz silahlı kuvvetleri o anda bu “ihlale/saldırıya” karşılık verecek bir savaş gemilerinin bile olmadığını fark etti! En yakın savaş gemisi yaklaşık bin kilometre uzaktaydı. İngiltere tamamen savunmasızdı ve bir tek Rus savaş gemisi bile istese...

Moskova, İngiltere’ye ne kadar savunmasız olduğunu gösterdiği gibi, adayı ‘avucunun içi gibi görebildiğini’ de işaret etmişti. Kremlin majestelerine şöyle demiş oldu; ‘Rusya’dan sevgilerle!’
Rusya’dan gelen bu zarf, iki ülke arasında soğuk savaş boyunca yaşanan gerilime benziyor ve bir kolu “kutup”u tutuyorken mesajın asıl ağırlığı Suriye-İran hattına, Suriye’ye alırken, İran’ı ve ‘devamını’ kaybetmeme hattına biniyor.

Bu öyküye alt senaryolar olarak; “siz bu satırları okurken, geçen hafta bahsettiğimiz Rusya-Çin askeri tatbikatının Akdeniz’de başladığını, yine Akdeniz’deki Rus gemilerinin Amerikan gemilerini neredeyse bastırdığını, buna rağmen Suriye’nin kimyasal silahlarını neden Rusya’nın imha edemediğini, keza kutup buzullarında neden Rus gemilerin sıkışıp, Batılı kurtarma gemilerinin onları çıkardığını, Soçi olimpiyatları yüzünden Karadeniz’in de sıkışmaya başladığını, Rusya yardım teklifini reddetse de ABD’nin-yine de-iki savaş gemisini boğazlardan Karadeniz’e çıkaracağını, Karadeniz konusu açılmışken, kaos içindeki Ukrayna’nın Karadeniz’e üstelik Rus donanmasına hizmet veren iki limanla açıldığını, birden istisnasız tüm Türk gazetelerinde yayınlanan, ‘Türk savaş uçaklarının her mesafeyi vurabileceğini söyleyen tanker uçaklı ve AWACS’lı haberleri’, FSB’nin Putin’e sunduğu Volgograd patlamalarına ilişkin raporun, İngiltere-Türkiye-BAE arasında fiziksel bağlantılar ve merkezinde de S.Arabistan’ın bulunduğuna ilişkin bilgiler içerdiğini” ekleyebiliriz!

Bunların hepsiyle birden MİT ilgileniyor. İlgileniyor ama asıl konu...

‘Houdini’ operasyonu: Suriye resimleri!

Suriye’de yaşanan vahşetin binlerce kanlı fotoğrafı küresel medya üzerinden kamuoyunun üzerine boşaltıldığında en hızlı reaksiyonu-saatler içinde-Türkiye verdi! Hem de Başbakan’ın ağzından ve özel izinle gece yarısı yapılan Brüksel mitingiyle. Yani AB’nin kalbinde. Yani, ‘manidar zamanlama’yla!

Ama örneğin ABD 24 saat kendini toparlayamadı ve basını da körleşti. Üç basın kuruluşu bu haberi dünyaya duyurmuştu: CNN (ABD’nin bir kanadı!), The Guardian (İngiltere) ve Anadolu Ajansı (Türkiye). ‘Manidar’! Aslında bir önemli basın kuruluşuna daha bu resimler verilmişti ama o reddetti: Reuters. ‘Manidar’.

Son alıntıyı yapalım ve dilin altındaki baklayı çıkaralım; “Suriye ordusunda 13 yıl askeri polis olarak görev yapan ve 11 bin Suriyeli muhalifin gözaltındayken uğradığı işkencelerle nasıl öldürüldüğünü gözler önüne seren 55 bin resimle Suriye’den kaçtığı iddia edilen ‘Sezar’ kod adlı kişinin, Suriye Askeri Polis Komutanı Korgeneral Abdülaziz Şalal olduğu iddia edildi.”

“Korgeneral Şalal’ın komutasındaki ordu polisinin görevleri arasında, rejime bağlı askeri hastanelere ölü olarak getirilen kişilerin fotoğraflarını çekmek ve arşivlemek olduğu belirtiliyor.”

“Korgeneral Şalal, Esad rejiminin halkı, ‘bir katile dönüşen ordu’dan koruyamadığı gerekçesiyle kaçtığını duyurmuştu. Şalal, orduya bağlı birliklerin işlediği katliamlar nedeniyle sınırdan Türkiye’ye geçiş yapmıştı!” (Star Gazetesi, 26/01)

Gelmiş-geçmiş en büyük illüzyonist olarak kabul edilen Houdini’yi dünya çapında şöhrete ulaştıran numarası, ‘her şart altında’, kimi zaman suyun ya da bir kasanın içinde veya buzun altında ellerindeki kelepçelerden kurtulmaktı.

İngilizce ‘intelligence’, istihbarat demektir. Aynı zamanda ‘zekâ’ anlamına gelir. Siz hangisinde ‘intelligence’ görüyorsunuz; kelepçelerde mi, yoksa yukarıdaki ancak bir kısmını maddelendirebildiğimiz dünya oyunlarına müdahalede mi?

twitter.com/nedretersanel



Bu yazı 3,875 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,679 µs