En Sıcak Konular

Bilal Kemikli



Bilal Kemikli
0 0 0000

Gazi Baba'nın Huzurunda



Odamıza Üsküp’ün kokusunu getiren Ali Ulvi Amca’ya...

Birkaç yıl önce bir Üsküp türküsü dinlemiştim… Bir iki dizesini de defterime kaydetmiştim. O gün oracıkta türküyü olduğu gibi kayda almadığıma pişmanım. Şimdi nasıl söylenirdi bu türkü? Her ne ise, meselemiz bir Üsküp türküsünün hikâyesi değil; ancak orada bir beyitte Gazi Baba’ya atıfta bulunur âşık… Gazi Baba, sevdiğine kavuşmak, onunla evlenip güzel bir yuva kurmak isteyen aşığın sığındığı limanlardan biri olmalıdır. Şöyle diyor:

"Üsküp'e varmadan gelir Kumanova
Gel seninle güzel yârim kuralım bir yuva

…

Üsküp'ün içinde yatar bir Gazi Baba
Seni bana yar edenler girsinler sevaba”

Evet, “güzel yârim kuralım bir yuva” niyazı kabul edilmiş, o yuva kurulmuştur… Belli ki âşık Gazi Baba türbesinde çokça niyaz etmiş, sevgiliye kavuşmuştur; bundan dolayı şükretmektedir…

Arabamız Türk Üsküp’ün dar sokaklarından çıkıp yamaçtaki eski mezarlığa doğru tırmanırken bendenizin aklında hep bu türkü, o vuslata eren âşık ve kurulan güzel yuvayı düşünüyordum. Kurulan o yuvalar, o sevdalar ve yakılan o türküler, tıpkı şu yokluğa mahkûm edilmiş Üsküp’ün eski Müslüman Mezarlığı gibi, ta Balkan Savaşları’ndan bu yana garip ve bikes kalmış… İçim sızlıyor; Yahya Kemal’in Üsküp’ü Bursa’ya benzetişi aklıma geliyor, uzakta çok uzakta kalan Uludağ’ın hayali ve şuracıkta ihtişamıyla şehri temaşa eden Şar Dağları’nın gölgesinde Gazi Baba’nın huzuruna ulaşıyoruz.

Burada Bursa Büyük Şehir Belediyesi’nin misafiriyiz… Bursa-Üsküp, Bursa-Bosna hattında güzel eserlere imza atan Belediye Başkanı Recep Altepe, Yahya Kemal’in işaret ettiği izi süren ve bu izi daha belirgin hale getirmek için çaba sarf eden öncülerden birisi. Birkaç yıl evvel yine onun davetiyle Üsküp’e gelmiş, Kalkandelen, Ohrid, Struga, Prizren ve Piriştine’ye uğramıştık. O vakit onarılması gereken bir iki cami vardı, şimdi ise bir tekkenin restorasyonu ve bir türbenin yeniden inşası için buradayız. Tekke, Yahya Kemal’in de ilk şiirini yazdığı o meşhur Rifai Tekkesi… Türbe ise, 1963 depreminde tamamen yıkılan ve yok edilmeye mahkûm bırakılan bir kutlu mekân: Gazi Baba’nın sırlandığı yer… Bu türbenin etrafında en büyük ve en eski Müslüman Mezarlığı vardı, diyor milletvekili Behicüddin Şehabi ve devam ediyor: “Mezarlık 1955 yılında yok olmuş.” İşte o vakit, türbelerin ve mezar taşlarının ne denli önemli birer miras olduğunun ayrımına bir daha varıyoruz… Mezarlıklar, mezar taşları tapu sicilleridir. Türbeler ise, içinde yaşanılan toprağa ruh veren ve orayı mayalayarak vatana dönüştüren büyük ruhların sığınağı. O büyük ruhlar sayesinde toprak vatan oluyor.

Bir büyük ruhun huzurundayız… Büyük ruh derken, Gazi Baba tabirinden hareketle, bir asker ve bir ermişin huzurunda olduğumuz sanılmasın. Gazi, gaza kelimeleri, bizim kültürümüzde Alp Eren kavramını hatırlatmakta, “gazi-eren” tipini ihsas etmektedir. Burada büyük bir ruhun huzurundayız; lakin bu, ifade edilen tipin dışında, ilim ve irfan yolunda ilerleyen bir büyük devlet adamıdır. Gazi Baba, esasen Kadı Baba’dır ve zaman içinde “kadı” kelimesi “gaziye” dönüşmüştür… Bir kadının, eski zamanların Üsküp Kadısı’nın huzurundayız. Kadı, dava işlerine baktığı gibi, vakıf, eğitim ve belediye işlerine de bakar. Bir bakıma validen veya beylerbeyinden sonra devletin en önemli temsilcisidir. Demek ki, ruhen ince, insanların dertleriyle hemdert olan bir zatın huzurundayız… Neden? Zira dava, vakıf, belediye ve eğitim işlerini yüklenenler devletin biraz soğuk yüzünü göstermek durumunda kalabilirler; biraz resmi ve biraz mağrur… Kim ne derse desin bürokrat deyince, hele hele kadı deyince hemen böylesine bir imajla karşılaşırız. Lakin burada farklı bir yerde olduğumuzun idrakindeyiz. Farklı bir kadı…

Farklı diyorum; zira pek çok kadının adına türbe yapılmıştır… Ama kaçı evliya mesabesinde bilinmekte, türkülerde konu edilmektedir? Kaçı âşıklar için sığınılacak bir ada gibi tasavvur edilmektedir? Doğrusu bilemiyorum; ama burada “kadılık”tan  “gaziliğe” tebdil eden bir isim var ise, halk bunu böyle bilmiş ve böyle isimlendirmişse, işte bu isimlendirme bile, burada sırlanan ruhun ne denli bir bilge kişi olduğuna işaret eder.

(Bursa’da Zaman dergisinde yayımlanan yazıdan alınmıştır.)



Bu yazı 2,367 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2016 Öğrencime Mektup
    • 5 Şubat 2016 Sahici Büyük Kimdir?
    • 24 Ocak 2016 Aşkın Yolcuğu'na Dair
    • 1 Ocak 2016 Kar taneleri: Semada raks eden dervişler
    • 21 Aralık 2015 Eksik Gören Eksiktir
    • 10 Ağustos 2015 Çeşm-i Cihân'a Ağıt
    • 9 Temmuz 2015 Tevazu: İnsan toprağını işlemek
    • 28 Haziran 2015 Ses vermek?
    • 24 Haziran 2015 Bu kitap neden yazıldı?
    • 4 Haziran 2015 Muhalefeti mi seçeceğiz?
    • 10 Mayıs 2015 Ruhuma Sükünet Veren Şehir
    • 20 Nisan 2015 Sevgili kızım, beklemeyi bilmeliyiz
    • 5 Nisan 2015 Bedhah tuzaklara karşı
    • 9 Mart 2015 Bu iyi bir zamandır
    • 12 Şubat 2015 Oğluma birkaç not
    • 27 Ocak 2015 Öğüt Almak: Nasihatname geleneğimize dair
    • 19 Ocak 2015 Son hadiselere ve tartışmalara dair
    • 29 Ekim 2014 Dostun Bahçesinde Teferrüç Etmek
    • 14 Ekim 2014 Camide buluşalım…
    • 9 Eylül 2014 Bir Gönül Köprüsü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,673 µs