En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Menderes'in kabrinde bir CHP lideri



CHP lideri 51 yıl sonra elindeki karanfille geldi, saygıyla eğildi ve bir demek çiçeği mezarın baş ucuna bıraktı. Kim ne derse desin tarihî bir an. Çok önemli bir fotoğraf. Ve bir ilk. Kemal Kılıçdaroğlu, bugüne kadar hiçbir CHP liderinin cesaret edemediğini yaptı. İstanbul'a gitti, Adnan Menderes'in kabrini ziyaret etti.

'Evet, ben buraya bir ezberi bozmaya geldim. Tarih bize ders verdi.' dedi. Ezber bozmanın ötesinde bir adım. Tabu yıktı. Bir özür aslında... Açıkça adını koymadı ama bu hareketi 'özür' anlamına geliyor. Gecikmiş bir özür. Sadece Adnan Menderes ve ailesinden değil, milletten özür. Demokratik tövbe aynı zamanda.

CHP, 27 Mayıs askerî darbesinin suç ortağı. O 27 Mayıs ki darbelerin anası. Sonraki askerî müdahalelere ilham kaynağı oldu. Kanlıydı. 10 yıl başbakanlık yapan Adnan Menderes ve iki bakanının idamıyla sonuçlandı. İsmet Paşa'nın CHP'si darbeye giden yolun taşlarını döşedi. İdamları engellemedi. Aksine şartlar oluştuğunda ihtilallerin meşruiyetinden söz etti.

Türkiye, yıllar sonra 'şartların olgunlaşmasının' kontrol edilemeyen sokak hareketlerinden değil, darbelerin eylem planlarından olduğunu öğrendi.

Sol siyaset özellikle de Kemalist sol, hiçbir zaman 27 Mayıs'ı, demokrasiyi kesintiye uğratan bir darbe olarak görmedi. 'Devrim' ve 'ihtilal' olarak niteledi. Darbe ürünü 61 Anayasası'na methiyeler düzdü. Sadece dün mü? Hayır. Bugün de çok farklı değil. Birçok isim 27 Mayıs'ı övmekten geri durmaz.

Hakkını teslim etmek gerekir. İlk adımı Deniz Baykal attı. Geçen yıl kaybettiğimiz Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes'i ziyaret etti. Kılıçdaroğlu, bunu daha ileriye taşıdı. Darbeleri reddederken '27 Mayıs da dahil' dedi. Adnan Menderes'in yanlışlarını sıralamadı, darbeye meşruiyet kazandırmak için Demokrat Parti iktidarının icraatlarını saymadı.

Yan yollara girmedi. Ama, fakat, ancak demeden doğrudan '27 Mayıs darbedir ve kabul edilemez' dedi. Sol, darbe deyince 12 Eylül ve 12 Mart'ı hatırlar, 27 Mayıs ve 28 Şubat'ı dışarıda tutardı. Kılıçdaroğlu, hepsini aynı kefeye koydu. Bu, Türkiye için küçük olsa da CHP için büyük adımdı. Bir politika değişikliğiydi. Adnan Menderes'in kabrini ziyaretiyle bunu taçlandırdı.

Ziyaretin kendisi bizatihi mesaj. Kılıçdaroğlu'nun kabrin başında söyledikleri de önemliydi. 'Geçmişte yapılan tüm siyasî idamların cinayet olduğunu kabul etmemiz lazım. Siyasette görüş farklılıkları olur. Bu, toplumun zenginliğini gösterir.' dedi. İdamlar için açıkça 'cinayet' dedi.

Bu cinayetin faili kim? En başta 27 Mayıs darbesini yapan askerler... Darbe, emir-komuta zinciri içinde yapılmadı. Bir cuntanın eseri. Hukuku ayaklar altına aldı Yassıada yargıçları. 'Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor' diyen mahkeme heyeti. Ve tabii darbenin suç ortakları. Siyaset ve üniversiteler. Siyaset deyince de ilk akla gelen parti CHP... 51 yıl sonra gerçekleşen bu ziyaret, bunun için tarihî.

Türkiye'de iklim değişti, darbeler dönemi kapandı, CHP liderinin Menderes'in kabri önünde eğilmesi abartılmamalı denebilir. Doğru, hava döndü, Türkiye darbelerle yüzleşen, darbecilerle yüzleşen bir süreç yaşıyor. Bu değişim CHP'ye tam olarak yansımadı. Hâlâ orada 'ama ve fakat'larla 27 Mayıs'ı, 28 Şubat'ı farklı görenler var. Erdoğan'a Menderes'in akıbetini hatırlatan milletvekilleri var.

Kılıçdaroğlu'nın Menderes'in kabrini ziyaret etmesinin, demokrasinin standartlarını artıran Türkiye'nin iklimine değil, CHP'nin havasına bakarak yorumlanması daha sağlıklı olur. Türkiye için küçük ama CHP için dev bir adım. Ben o fotoğrafı 'tarihî bir an' olarak görüyorum. Bir özür ve darbe günahlarına karşı bir demokrasi tövbesi olarak yorumluyorum.

zaman



Bu yazı 407 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,710 µs