En Sıcak Konular

Nasuhi Güngör


Nasuhi Güngör
0 0 0000

Yeni Türkiye ve yeni ekonomik model



Önce yapımından senaryosuna kadar karanlık bir film. Ardından İslam dünyasında ortaya çıkan gösteriler, sonrasında ABD’nin Libya Büyükelçisi’nin ölümüne yol açan saldırı. Nihayet dünyanın dört bir yanında ABD büyükelçiliklerini harekete geçiren saldırı ya da saldırı ihtimalleri.

Belli ki ABD’yi ve bu ülkenin yakın gelecekteki siyasi kurgusunu hedef alan ya da şekillendirmeyi hedefleyen güç, düşündüğümüzden çok daha büyük bir oyunu sahneliyor. Üstelik bu oyun, sadece ABD’yi değil, küresel ölçekte herkesi, derinden etkileyecek bir sürecin de başlangıcı gibi görünüyor.

Düne kadar Amerikan seçimleri, bölgemizde bizim sıcak gündemimizde yer alan Suriye sorunu başta olmak üzere neredeyse tüm yakıcı başlıkları geri plana itiyordu. Ancak Libya’da yaşananlar ve 11 Eylül’ün neredeyse sene-i devriyesinde ortaya çıkan ateş çemberi, ABD’nin de kendi haline bırakılmadığını gösteriyor.

Barack Obama’nın rakibinden 5-6 puan önde olduğu ve seçim yarışında hayli avantajlı göründüğü bir dönemde ortaya çıkan bu hadiseler, kuşkusuz neo-con damara adeta yeniden can verdi. İki ihtimal, ya cumhuriyetçiler az farkla da olsa seçimi kazanıp, dünyayı yeniden kana boğacaklar. Ya da Obama Libya mesajını doğru anladığını gösteren adımlar atacak, başka bir deyişle yeni bir ‘Obama’ olacağının sinyallerini verecek.

Bu iki seçenekte de dünyanın dört bir yanında bekleyen/ertelenen sorunlar üzerinde daha etkin ve savaşçı bir Amerikan politikası göreceğiz. Bunun Türkiye’nin lehine olacağını söylemekse hiç kolay değil.

***

Söz Türkiye’ye gelmişken,  bu tablodan biz ne çıkarmalıyız. Başka bir ifadeyle ve dün sorduğumuz yerden devam edersek, Türkiye’deki siyasi mimari bu yakıcı süreçten nasıl etkilenecek?

Elbette yeniden şekillenecek, siyasetin eskiyen hücreleri yenilenecek. Başka bir deyişle, ‘zamanın ruhu’ndan uzak yapılar, aktörler tasfiye edilecek.

Bundan yıllar, ama uzun yıllar önce olsaydı, ülkemizde bu tür değişimler genelde bir askeri darbe üzerinden gerçekleşirdi.  Biz darbenin demokrasimize ve ülkemize verdiği zararları tartışmaya başladığımızda, darbenin kurguladığı yapı üç aşağı beş yukarı hayata geçmiş olur ve tuhaf bir yenilenme yöntemiyle yolumuza devam ederdik.

Türkiye’nin devlet yapısı, bürokratik düzeni, entelektüel hayatının cılızlığı ve daha pek çok eksiği üzerine nice söz söylenebilir. Ama bir konuda haksızlık etmeyelim. Dünyanın nereye gittiğini öngörebilme konusunda, en azından sezgisel olarak hayli başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. Sözgelimi 12 Eylül cuntasının, Türkiye’de 24 Ocak kararlarını devam ettirmekte hiçbir tereddüt göstermemesi, Turgut Özal’ın sahneye çıkışı ve ardından şekillenen ve neredeyse tüm siyasi partilerin ‘amentü’ gibi programlarına aldığı ‘piyasa ekonomisi’ modeli başka türlü açıklanamaz.

***

Demek ki öncelikle bakmamız gereken başlıklardan biri, yeni dönemde nasıl bir ekonomik modelin olacağı. AK Parti hükümetlerinin ekonomi politikalarında ‘finans’ merkezli anlayışın temsilcilerinin ağırlık  taşıdığı malum. Nitekim bu durumu Kemal Derviş programının devamı olarak yorumlayanlar haksız sayılmaz. Derviş’te olmayan siyasi güç ve toplumsal karşılıktı;  AK Parti’de ise bu fazlasıyla vardı ve  program o nedenle başarılı oldu.

Ancak bu modelin yeni dönemde ne kadar devam edebileceği hayli tartışmalı. Neredeyse ekonominin hiç konuşulmadığı, liberal modelin dünyanın tek alternatifi gibi dayatıldığı bir ülkede, siyasetin yeni bir ekonomik model üzerinde kafa yorması ve bunu hayata geçirmesi mümkün mü?

Mümkün ve en az o kadar da zorunlu. Şaşırtıcı olan bunun yine Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılacak olması.

star

Bu yazı 575 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Nisan 2013 Kraliyet patron, biz taşeron muyuz?
    • 27 Eylül 2012 Ordu neden değişmek zorunda
    • 21 Eylül 2012 Eylül ayının kara listesi
    • 14 Eylül 2012 Yeni Türkiye ve yeni ekonomik model
    • 13 Eylül 2012 Libya saldırısı ve Türkiye’nin kodları
    • 3 Eylül 2012 Türkiye’nin yalnızlığı ve Mısır
    • 30 Ağustos 2012 Ankara-Paris rekabeti
    • 24 Ağustos 2012 İstihbarat zaafı var mı?
    • 23 Ağustos 2012 BDP niçin çıldırdı?
    • 17 Ağustos 2012 Fırsat treni telaşı
    • 16 Ağustos 2012 Yola nasıl devam edeceğiz?
    • 10 Ağustos 2012 ‘Gergin Barış’ın sonu mu?
    • 6 Ağustos 2012 PKK’nın intiharı
    • 27 Temmuz 2012 Henüz vakit varken
    • 20 Temmuz 2012 Suriye sorunu ve Türkiye’nin özgüveni
    • 19 Temmuz 2012 Şam’daki patlama ve Moskova’daki Türkiye
    • 28 Haziran 2012 Türkiye itibar mı kaybediyor?
    • 22 Haziran 2012 Mısır, Suriye ve derin iktidarlar
    • 21 Haziran 2012 Müzakere akıldır, güçtür
    • 14 Haziran 2012 Beka endişesinin dayanılmaz cazibesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,016 µs