En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

İki görüşme...



Pazartesi günü dikkat çeken iki gelişme yaşandı. CIA Başkanı David Petraeus Türkiye'ye geldi ve gitti.


Ankara'ya uğramadı, temasları İstanbul'la sınırlı kaldı. Petraeus'un bir yıl içinde ikinci gelişi. Görüşmelerini büyük gizlilik içinde yürüttü. Medyaya hiçbir bilgi verilmedi. Kimlerle buluştu, ne konuştu?

Mevkidaşıyla görüştüğünü tahmin etmek zor değil. Başka? Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun programlarında yer almadı. Dün MİT Müsteşarı Hakan Fidan Başbakan'la görüştü.

CIA başkanlarının Türkiye temasları her zaman önemlidir. Olağanüstü anlamlar yüklenir. Hatta derin komplo teorilerine, abartılı senaryolara konu olur. Kuşkusuz Petraeus'un ziyareti sıradan kabul edilemez, bir kere 'zamanlama olarak' dikkat çekici. Bölge çok hareketli. Ve önemli gelişmelerin de arefesindeyiz.

Suriye'yi kastediyorum. Beşşar Esed rejiminin sonu göründü. Erdoğan, Esed için 'siyasi mevta' dedi. Uluslararası camia Esed sonrasını tartışıyor. Türkiye'ye sığınanların sayısı 90 bine dayandı. Her türlü tahrik ve provokasyonlara rağmen Türkiye olayı 'insanî boyut' safhasında tutmaya çalışıyor. Bu kadar büyük bir nüfusu ağırlamak ve kontrol altında tutmak kolay değil. Bazı olumsuzluklar yaşanıyor şüphesiz.

Türkiye sürecin Libya ve Mısır'a göre daha zorlu olacağını öngördü öngörmesine de... Esed'in bu kadar acımasızca katliam yapacağını hesap edemediği doğru. BAAS rejimine tepki, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun da katıldığı Güney Afrika'daki Sosyalist Enternasyonal'in sonuç bildirisine bile yansıdı. "Her gün meydana gelen katliamları büyük endişe ile takip ediyoruz. Demokrasi mücadelesinde Suriye halkının yanındayız." denildi. Bu ifadeler CHP'nin duruşundan çok, hükümetin politikasına yakın değil mi?

Petraeus'un ziyaretinde ağırlıklı gündemin 'Suriye' olduğunu söylemek mümkün. Sadece istihbarat yönüyle değil, her açıdan Esed ve sonrası masaya yatırıldı. Yalnızca Suriye mi konuşuldu. Değil elbette. Türkiye'nin gündeminde Suriye kadar yakıcı giderek tırmanan terör konusu var. En son Beytüşşebap'ta 10 şehit...

Terörün Suriye ile bağlantısı hiç yok değil. Ama tümüyle Suriye ile ilişkilendirmek de doğru değil. Suriye ile iyi ilişkiler içindeyken terör can yakıyordu. Terör örgütünün Türkiye'ye düşmanca bakan bölge ülkelerinden lojistik destek aldığı aşikâr. Suriye topraklarındaki otorite boşluğundan örgüt yararlandı. Suriye'den ziyade başka komşu ülkelere bakmak lazım.

ABD'nin terörle mücadelede Türkiye'ye gerekli desteği vermediğini Cumhurbaşkanı Gül söyledi. Öteden beri Türkiye'nin Washington'dan beklentisi daha yüksek... ABD isterse örgütün özellikle Kuzey Irak'ta hayat alanını daraltabilir. Kandil'i örgütün üssü olmaktan çıkarabilir. Terör örgütünün yıllardır bilinen yönetici kadrosu var. Toplam 8-10 kişi. Her eylemde birinin imzası var.

Son dönemde Suriye kökenli Fehman Hüseyin ismi öne çıktı. Kanlı eylemlerin sorumlusu. Yıllardır lider kadrosuna 'operasyon' konuşulur ancak bir türlü paketlenip getirilemez. Acaba Petraeus görüşmesinden bu yönde bir sonuç çıkar mı?

Yazıya başlarken pazartesi günü yaşanan iki gelişmeden diğeri Başbakan Erdoğan'ın Genelkurmay Başkanı Özel'le buluşması. Olağan bir görüşme değil. Çok uzun sürdü. 3 saati buldu. Uzun süre görüşmemiş değiller. Geçen hafta MGK toplantısı vardı. Ne konuştuklarını tahmin etmek zor değil. Artan terör saldırıları. Tam da Beytüşşebap'ın acısı sızlarken...

Örgüt yeni stratejiyle karşımızda. Eskiden karakollara saldırırdı. Şimdi doğrudan yerleşim yerlerini hedef aldı. Önce Şemdinli sonra Beytüşşebap... Dört koldan ölümüne hücum eden teröristlerin hedefi devlet daireleri etkisiz hale getirilerek ilçeye bayrak dikmek. Başarı şansı yok. Buna rağmen pes etmiş değiller. Yeni hedeflere yönelmekten çekinmiyorlar.

CIA Başkanı'nın ziyareti, 3 saatlik Erdoğan-Özel görüşmesi bazı operasyonel gelişmeler doğurursa sürpriz olmaz.
 
zaman


Bu yazı 332 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,753 µs