En Sıcak Konular

Abdülkadir Selvi


Abdülkadir Selvi
0 0 0000

Cumhurbaşkanı'nın sağlığı



Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Suudi Arabistan gezisinden yorgun dönüyor. Uçak yolculuğu kulağındaki rahatsızlığı tetiklediği gibi, klimalı salonların soğuk havasından çöl sıcağının kavurucu havasına çıkınca, sağlığı olumsuz etkileniyor.

 Suudi Arabistan gezisi dönüşünde Cumhurbaşkanı'nın ekibinden rahatsızlananlar oluyor.

 Kırgızistan gezisi öncesinde Çankaya Köşkü'nde yapılan toplantıda danışmanları ve sağlık ekibi Cumhurbaşkanı'na geziyi ertelemesini öneriyorlar. Hatta bu yönde ısrar ediyorlar.

 Karar anında Cumhurbaşkanı'nın devlet adamlığı vasfı ağır basıyor. Sağlığını değil, Türkiye'nin temsilini önemsiyor.

 "Ben gitmezsem bu zirve olmaz" diyor. Zirve gerçekleşse dahi Türkiye'nin temsil edilmemesi zirvenin profilini olumsuz etkiler. Çünkü, bu zirvenin temeli Türkiye'de atıldı. Sovyetler'in dağıldığı, Türk Cumhuriyetleri gerçeğinin ortaya çıktığı bir dönemde, "Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi" Türkiye'nin öncülüğünde kuruldu. Maalesef zamanla içini dolduramadığımız, "Ağabeylik" döneminin doğru adımlarından biriydi. Cumhurbaşkanı Gül'ün sağlık sorununu geride bırakıp, "Mutlaka gitmemiz lazım. Biz gitmezsek olmaz" demesinin bir nedeni de bu.

 Belki o gün ağabeylik rolü abartılıydı. Ama Türkiye, Ortadoğu ve Kafkasya coğrafyasının ortasında din ve kan bağıyla bağlı olduğu bu bölgenin kutup yıldızı. Onlara gelişen demokrasisi, artan uluslararası etkinliği ve büyüyen ekonomisi ile rol model oluyor.

"Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi İkinci Zirvesi"ne ev sahipliği yapan Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, isyan günlerinde Ankara'ya gelip, "Biz Türkiye gibi olmak istiyoruz" demişti. Atambayev'in liderliğinde Kırgızistan, demokrasi yolundaysa, bunda Türkiye'nin, unutulmaz katkısı var.

 Sovyet zulmü sırasında ismini andığımızda burnumuzun direğinin sızladığı bir coğrafyaydı, Kafkasya. Türk Cumhuriyetleri'ni her ziyaretimde duygu dünyamda fırtınalar kopar.

 Ama kimi zaman Türk dünyasını ihmal ettiğimiz, "Fetret" dönemlerimiz oldu.

 Türk Cumhuriyetleri'ndeki bir programda, ev sahibi ülkenin bakanı kürsüye çıkmış ve Türkiye ile olan dostluğu anlatırken, "Mohterem Prezidant Turgut Özal, mohterem Prezidant Demirel" dedikten sonra bir süre "Eeee" diyerek durmuştu. Sonra, "Arada biri vardı, hatırlayamadım" dedikten sonra, "Mohterem Prezidant Abdullah Gül" diye devam etmişti. O arada hatırlayamadığı kişi Ahmet Necdet Sezer'di.

 Onu şimdi biz de hatırlamakta zorlanıyoruz.

 Bir tarafta sağlığı pahasına, "Türkiye olmazsa bu zirve olmaz" diyen bir Abdullah Gül var, diğer yanda dünyasında Türk Cumhuriyetleri gibi bir davası olmayan Ahmet Necdet Sezer.

 Ulusalcılara sormak isterim.

 Türk Cumhuriyetleri'nde ismi hatırlanmayan Ahmet Necdet Sezer mi Türklüğe daha çok hizmet etti, sağlığını bir yana bırakıp, o zirvede Türkiye'yi temsil eden Abdullah Gül mü?

Bunları bir kıyaslama açısından yazmıyorum. Zaten ortada Sezer adına kıyaslanabilecek bir tablo da yok. Ama Türkiye bir dönemler nasıl idare ediliyor ve nasıl temsil ediliyordu, bunun anlaşılması için hatırlattım.

 Cumhurbaşkanı Gül'ün rahatsızlığı Kırgızistan'da nüksetmiyor. Dayanılmaz hale geliyor. Yoksa giderken uçakta Sabah gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak, Cumhurbaşkanı'na, "Rahatsız mısınız, iyi gözükmüyorsunuz?" diyor.

Tabii Kırgızistan gezisi öncesinde Gaziantep'teki şehit cenazesi de Cumhurbaşkanı'nın üzüyor, yoruyor. Şehitlerimizin cenaze namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in, "Çocuk niyetine" diye tekbir getirmesini aktarırken, Gül'ün, sesi titriyor.

 Dayanılacak bir acı değil çünkü.

 Abdullah Bey'i, milletvekili seçilip yemin merasimi için parlamentoya geldiği günden hatırlıyorum. Muhalefet kulisine girdiği sırada tecrübeli milletvekillerinden biri, "Abdullah Bey, Kayseri milletvekilimiz. Kendisi doçenttir" diye tanıştırmıştı. Ayrı bir havası vardı. Sade milletvekilliğinden Cumhurbaşkanlığı'na giden süreçte, her zaman "devlet adamlığı" kimliği ağır bastı.

 Meslek hayatıma başladığımda Çankaya Köşkü'nde Kenan Evren vardı. Şaşırtıcı bir şeydi ama ihtilal lideri olmasına rağmen Kenan Evren sert birisi değildi. Ama Köşk personeli darbe yönetimini andırıyordu. Özal ve Demirel döneminde kısmen sivil bir havası var Köşk'ün.

Cumhurbaşkanı, "devlet"ti bizim için. Abdullah Bey'de "Sağlam bir devlet adamlığı kumaşı" olmasına rağmen, o milleti temsil eden bir devlet oldu hep. Benim içinse, ilk kez dokunulabilen, espri yapılan bir Cumhurbaşkanı oldu. Yani, "etten kemikten" birisi.

Cumhurbaşkanı'nın sağlık durumunu takip ediyorum. Hızla iyileştiği bilgisi geliyor. Ameliyat olması söz konusu değil. Muhtemelen bu akşam ya da yarın tedavisi tamamlanacak, hastaneden çıkacak. Belki yurtdışı gezileri hafifletilebilir ama devlet işleri aynı tempoyla devam edecek. Durmak yok yola devam.

yenişafak

Bu yazı 432 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Başbakan'ın açılımı ne olacak?
    • 25 Eylül 2012 Karakolda teknoloji var
    • 24 Eylül 2012 21 Eylül demokrasi bayramı
    • 19 Eylül 2012 Yetmez ama evet
    • 17 Eylül 2012 Suriye, Bosna mı?
    • 13 Eylül 2012 Yazamayacağım takvim...
    • 12 Eylül 2012 Kılıçdaroğlu adına açılan sayfada ne yazıyor?
    • 10 Eylül 2012 Kuruculara 3 dönem muafiyeti
    • 5 Eylül 2012 Numan Bey neye şaşırdı
    • 4 Eylül 2012 Beytüşşebap göstere göstere geldi
    • 30 Ağustos 2012 İstihbarat var, operasyon yok
    • 27 Ağustos 2012 Cumhurbaşkanı'nın sağlığı
    • 22 Ağustos 2012 Melisa'nın katili Esed
    • 16 Ağustos 2012 Suriye şoklaması
    • 15 Ağustos 2012 Bedel
    • 6 Ağustos 2012 Gül, görüşmeyi hangi hareketle anlattı?
    • 5 Ağustos 2012 Şura'nın sürprizleri
    • 2 Ağustos 2012 Sever'in açıklamaları nasıl karşılandı
    • 1 Ağustos 2012 Komutanın durumu
    • 31 Temmuz 2012 Yeni parola

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,513 µs