En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Kaybolan ortaya mutlaka çıkar



Sihirbazların en önemli numarasıdır ‘adam kaybetme’; bazen sahneye çağırdığı asistanını dolaba kapatarak yok olmasını sağlar, bazen seyircilerin şaşkın bakışları altında kendi kendisini görünmez kılar...

Kaybolanın yeniden ortaya çıkması hem şaşkınlık, hem de hayranlık uyandırır; sahnede cereyan edenin, bir oyun, bir numara, bir göz yanılsaması olduğu bilinse bile...

İmralı’da mukim Abdullah Öcalan da bir süredir ortalıkta görünmüyor. Aslında mahkemesi görüldüğünden beri bizler kendisini görmüyoruz, ama bir süredir avukatlarına da görünmez olmuş Öcalan; ailesi fertlerinin ziyaretine de izin verilmiyormuş... Sihirbazın gözlerimiz önünde yok ettiği kişi yeniden ortaya çıkana kadar, nasıl kaybolduğu ve nerede gittiğiyle ilgili çalışır ya zihnimiz, Öcalan’ın gaybubeti de benzer spekülasyonlara sebep oluyor.

En son bomba İmralı’dan alınıp güvenli bir eve götürüldüğü iddiası... Gazetenin biri “Bursa’da MİT’in misafirhanesinde” diye açıkladı kendi senaryosunu... Yakında daha renkli senaryolar da ortaya atılırsa şaşırmayınız.

Sihirbazın yok etme hilesini en iyi kim bilir? Yok ettiği asistanı elbette; bir de yok etme numarası sırasında görev alanlar... İmralı’da küçük bir hücrede günlerini geçiren Öcalan’ın nereye kaybolduğunu da onu orada tutma görevinin sahibi olanlar bilir.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, “Hiçbir yere gitmedi, isteyen gidip bakabilir” açıklamasını yaptı. Sihirbazların gözler önünde kaybettiği kişiler fazla uzakta olmaz genellikle; ya hâlâ girdiği kutunun içindedir, ya da numaranın ortaya çıkma bölümünü bir kenarda beklemektedir.

Dünyanın en iyi korunan mahpuslarından biri olan Abdullah Öcalan da kaybolmamıştır. Birkaç başka mahkumla birlikte kalabalık bir görevliler grubu tarafından ıssız bir adada tutulmakta olduğunu biliyoruz. Kendisinden haber alınabildiği ziyarete açık olduğu zamanla şimdi arasında tek fark, avukatlarıyla görüştürülmemesi, aile fertlerinin ziyaretine çeşitli engeller çıkartılmasıdır.

Gözlerden kaybettirilmenin, Oslo süreci kaset kayıtlarının internete düşürülmesine devletin gösterdiği tepkilerle ilgili bir uygulama olduğu anlaşılıyor. Aklıma gelen ihtimal şu: Sızdırmayı PKK’nın yaptığı kanaatinde devlet ve bunu da Öcalan’ın yönlendirmesine bağlıyor. Yönlendirme yöntemi de belli: Ya avukatlarla görüşmesi sırasında, ya da ziyaretine gelen aile fertleri aracılığıyla...

Öcalan’ı gözler önünden kaybetme böyle bir değerlendirmeyle irtibatlı sanki...

Bir dolaylı sonucu olduğu da kesin bu yeni uygulamanın: Abdullah Öcalan’ın karar verme mekanizması dışında kalması PKK ve bağlantılı örgütlerin belki de ilk kez çelişkili tavırlar sergilemelerine yol açtı. Daha önce kimin ne adına konuştuğu az çok tahmin edilebiliyordu; bugün her kafadan bir ses çıkıyor ve hangi sesin ‘son söz’ olduğu kestirilemiyor.

Örgüt içinde çatlaklar da belirmeye başladı bilebilecek durumda olanların tespitlerine göre... Son zamanlarda ortalığı saran “Nerede?” sorusu eksenli spekülasyonlar Öcalan’la irtibatın kesilmesi sonrasında örgütte yaşanmaya başlanan tedirginlikle bir biçimde ilişkili olmalı.

Kaybetme sihrinde kaybolan sonunda mutlaka ortaya çıkar; tabii sihirbaz ne zaman istemişse o zaman...

star

Bu yazı 628 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,189 µs