En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun



Klişe bir tespit olacak ama durum maalesef böyle: “Ne zaman barış konusunda olumlu adımlar atılsa, bir şeyler oluyor...”
 
 
 
Bu “klişeye” yaslanmak dışında bir şey gelmiyor elimizden...
 
Çünkü aynen böyle oluyor...
 
Ne zaman “barış” konusunda olumlu adımlar atılsa, ne zaman toplumda “farklı” ve “sağduyulu” sesler yükselse, ne zaman bir çözüm ümidi belirse, bir şeyler oluyor.
 
Bu “bir şeyler” hep oldu.
 
Özal döneminden başlayarak, sürekli tekrarlanan bir oyun haline geldi.
 
Silahsız 33 erimizin öldürüldüğü “derin provokasyon”dan başlayarak Çukurca’ya, Dağlıca’ya, Gediktepe’ye, İskenderun’a, Tokat’a, Silvan’a, Uludere’ye varıncaya kadar, hep bu oldu...
 
Diyarbakır milletvekili Leyla Zana’nın, “Bu işi çözerse, Erdoğan çözer” açıklaması, bu “bir şeylerin” habercisi gibiydi.
 
Nitekim öyle oldu...
 
PKK’nın bu açıklamaya cevabı gecikmedi...
 
Kılıçdaroğlu’nun, “Bu meseleyi parlamentoya taşıyalım, bir akil adamlar heyeti oluşturalım, gerekirse liderler zirvesi toplayalım...” çıkışı...
 
Başbakan Erdoğan’ın bu çıkışa desteği...
 
Bülent Arınç’ın “Öcalan’a ev hapsini” dile getirmesi...
 
PKK yöneticilerinden Murat Karayılan’ın topu siyasete, siyaset kurumuna atması...
 
Farklı bir perspektiften baksa da, BDP’nin müzakerelere son tahlilde olumlu yaklaşması...
 
Fiili olmasa da, zımni ateşkesin yürürlükte olması...
 
Bu olumlu tablo, mutlaka, o “bir şeyler”le gölgelenecekti.
 
İlginçtir, Kürt halkının özgürlüğü için savaştığını söyleyen PKK, özgürlükler konusunda adım atıldıkça, tavrını daha da sertleştiriyor.
 
Kürt halkı adına konuştuğunu iddia eden siyasiler, eskiden, “Şu olağanüstü hal kaldırılsın, başka da bir şey istemiyoruz” diyorlardı... Kürtçe şarkı söylemenin bile ağır yaptırımlara bağlandığı yıllardan söz ediyorum.
 
İyi kötü bazı işler yapıldı.
 
Hem olağanüstü hal kaldırıldı, hem de “olağanüstü halin hukuksuzlukları” yargı sürecine taşındı.
 
Kürtçe “yasak dil” olmaktan çıkarıldı.
 
Kürtçe neşriyatın önündeki engeller kaldırıldı.
 
Kürtçenin “seçmeli ders” olarak okullarda okutulması sağlandı...
 
Üstelik, parlamentoda, bir “temsil”den geldiğini söyleyen ve tamamen kimlik siyasetine yönelmiş siyasi bir parti var.
 
Müzakere ve münazara kanalları tamamen açık...
 
Her türlü fikir ifade edilebiliyor.
 
Her türlü fikriyat kendisine “yandaşlar” ve “taraftarlar” bulabiliyor.
 
Her talep dikkate alınıyor.
 
Her istek anında değerlendirmeye tabi tutuluyor.
 
Terör örgütüne “müzakere heyetleri” bile gönderiliyor.
 
Buna rağmen, örgütün dili yumuşamıyor. Sürekli kan döküyor. Kan döktükçe semiriyor ve vahşileşiyor. Kürt ve Türk öldürerek kendisine alan açmaya çalışıyor.
 
Daha önce kaç kez yazdığımı hatırlamıyorum bile:
 
Kimse, “PKK eşittir Kürt halkının talepleri” denklemi kurmasın.
 
Kimse, “PKK’yı dağa çıkaran saikler” türünden içi boş laflar etmesin.
 
Kimse, “Duble yollarla, bölgeye götürülecek şiddetin altyapısı hazırlanıyor” diyerek, demokratik açılımların ve imar çalışmalarının altını boşaltmaya kalkmasın.
 
Kimse, içinde “barış” geçen ama barışa hizmet etmeyen boş cümleler kurmasın.
 
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın, “PKK silah bırakmalıdır” açıklamasından sonra, örgütün kendisini ifade edebileceği hiçbir “haklılık zemini” kalmamıştır.

star


Bu yazı 617 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,233 µs