En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Demokrasiyi yargı mı korusun?



Demokrasinin hüküm sürdüğü her yerde düşmanları da peyda oluyor; bu sebeple dünyada darbeler döneminin kapandığı ileri sürülemez. Afrika’nın küçük ülkelerinden Mali’de daha geçen ay bir askeri darbe yaşandı.
 
Ancak yine de sabah erken kalkanın yönetime el koyduğu, Latin Amerika ve Ortadoğu yanında Avrupa’da bile -Yunanistan’da başarılı İngiltere’de başarısız- darbe girişimlerinin yaşandığı günler geride kaldı. Bir çok ülke bugün darbeler geçmişiyle hesaplaşıyor, darbecilerini yargılıyor...
 
Türkiye’de de 2007 yılından buyana birbiri ardına açılan davalarda başarılı-başarısız darbeler ile darbeciler ve darbe planladığına inanılanlar hesaba çekiliyor. Demokrasiye müdahaleyi aklından geçirdiğine, bunun için örgütlendiğine inanılan sivil ve askerleri yargılıyor mahkemeler...
 
Gelişmeler askeri müdahalelerden medet umanları caydırıcı bir etkiye sahip hiç kuşkusuz; halkın ipleri eline almasını içlerine sindiremeyenler siyasette, bürokraside, medyada varlıklarını sürdürse, zaman zaman başlarını çıkartsalar da... Darbelere gerekçe teşkil eden manipülatif olayların önü kesildiği, üstelik toplum da bu konuda uyandığı için darbe niyetlilerin işi zor...
 
Yine de gevşememek, katılımın kanallarını genişletip darbe heveslilerinin iştahlarını kaçıracak tedbirler almaya devam etmek gerek. Bir küçük uyarı: Bunu toplumun bütünü yerine tek bir meslek grubuna bırakmak vahim bir hata olur.
 
Hükümet demokrasinin kurumsal temellerini güçlendirmek için çaba gösteriyor. Bu yolda atılan önemli adımlar var. Meclis’te görüşülmekte olan ‘3. yargı reform paketi’ bunlardan biri. Bunu ‘4. reform paketi’ izleyecek.
 
Paketler içerisinde yer alan düzenlemeler yerinde. Yargının bağımsızlığını tahkim ederken içten ve dıştan yöneltilen eleştirileri sona erdirmeyi de amaçlıyor paketler... Düzenlemeler yasaya dönüştüğünde ülkemizin daha övünülesi bir yargı düzenine sahip olacağına kuşku yok.
 
Meclis’teki düzenlemelerden herkes mutlu değil; bazıları yapılmak istenenin darbeler dönemini geri getireceği iddiasını seslendiriyor. Günlerdir yazdıklarına göz atıyorum, heyecanlarını ve hassasiyetlerini anlamakla birlikte neden bu denli karamsar olduklarını anlamakta zorlanıyorum.
 
Darbecilikten yargılananlar arasında olağanüstü yöntemlerden umutlarını kesmemiş, intikamcı hislerle dolu olanlar yok mudur? Herhalde vardır. Ancak buradan hareketle, yargı usulünde yapılacak değişikliklerin yeniden darbelere kapı aralayacağının ileri sürülmesi tuhafıma gidiyor. Tuhafıma gitmesinin en belirgin sebebi, bu görüşü savunanların darbelere yol açan dönemlerin özelliklerini ıskalamaları... ‘Darbe’ için uygun bir zemin gerekiyor ve bugünün Türkiyesi öyle bir zemine müsait değil.
 
Halkı arkasına almış bir siyasi kadro ‘darbelerin antidotu’dur... Türkiye demokratik olduğu için darbeler gerçekleşmedi; demokrasi siviller eliyle sıkıntıya girdiğinde müdahaleler geldi. Kardeş kavgaları, siyasi çekişmeler, dökülen kanlar davet etti darbeleri...
 
Bugün böyle bir zemin mi var?
 
Demokrasiyi yalnızca özel yetkili mahkemelerin korumasına bırakmak akıl kârı değildir.
 
Ülkemizin yeniden olağanüstülükler yaşamasını istemeyenlerin yapması gereken, başka tür bir anormalliği dayatmak değil, ellerinden ne geliyorsa onunla normalleşmeye katkıda bulunmaktır.
 
Asker de korumasın demokrasiyi, yargı da; o görevi halka ve seçilmişlere bırakalım...

star


Bu yazı 807 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,667 µs