En Sıcak Konular

Yiğit Bulut


Yiğit Bulut
0 0 0000

Bu toprakların hakkı ancak Başkanlık Sistemi ile verilebilir



Hangi toprakların mı? Dünyanın  “en noktalarına ulaşmış” imparatorluklarına ev sahipliği yapan  bu toprakların...
 
Konuyu biraz açalım; Fatih Roma’nın duvarlarını vura vura yıktığında Roma 1100 yıl burada Dünya düzenine hükmetmişti. Osmanlı 700 seneye yakın Dünya Denklemini buradan şekillendirdi... Geriye doğru gidersek, Osmanlı’dan önce de bu bölgeye hakim olan “periferisini” yönetti ve Dünya Düzeni ile Denklemine “sözünü” geçirdi...
 
Sevgili dostlar, bu yapıların ana bir unsuru vardı; iyi kurulmuş bir “kontrol-denge” mekanizması içinde öne çıkan “LİDERLİK”, bugünün diliyle; BAŞKANLIK!
 
Daha açık yazayım; bu topraklar üzerinde yaşayanlar yani “bizlerin” ataları güçlü liderlerin peşinde hayatlarını vermişler ve “liderini” seven bir yapı bizim DNA’larımıza işlemiş... Ve işin garibi ne zaman liderler güçlenmiş, sistemin zayıfladığı her dönemde özellikle YERLEŞİK DÜZEN’in Halkın aleyhine gelişmeye başladığı 1854 sonrası, “Düzen, sistemi yenerek liderini elinden almış”! Buna 1938 dahil!
 
Sonuç: Başkanlık sisteminin Türkiye için “mükemmel” sonuçlar doğuracağına inanan biri olarak, defalarca çağrı yaptım yine yapıyorum; yanlışta ısrar ederek “yerleşik yapının” aklımızı karıştırmasına seyirci kalmadan “en iyisi olabilecek seçenekleri” toplumsal katılımla sorgulayalım ve “ÖZÜMÜZE uygun” olanı bulalım... Sorgulamaktan korkmak, geleceği ıskalamak olabilir...
 
Geleceği etkilemeye aday üç yıl!
 
Bir dostumla konuşuyorum, o sırada o da çocuğunu gezdiriyor... Soruyorum; bu çocuk nasıl bir Türkiye’de yaşayacak hiç düşünüyor musun? Ve en önemlisi yaşayacağı ülkenin anayasasının 2012-2015 arasında yapılacağının farkında mısın? Sessiz kalıyor ve sonrasında “haklısın” diyor...
 
Sevgili dostlar, kamuoyunda konuşuluyor ama birçoğumuz “yaşanacakların” öneminin farkında değiliz. Üstünde yaşadığımız toprakların “anayasal formatını” tekrar yazacağız, belkemiğini koruyup üst yapıyı yeniden tasarlayacağız. Daha açık olmak gerekirse; yeni bir Anayasa, yeni bir “toplumsal uzlaşı” metni yazacağız, kurallar koyacağız, yasakları kaldıracağız ve “evrensel doğruları” bulma yolunda adımlar atacağız! Hayat kalitemiz, bugünümüz, geleceğimiz ve “bizi biz yapan” her detayı sorgulayıp, geleceğimizi bugünden daha iyi bir noktaya taşımak için elimizden geleni yapacağız...
 
Sonuç: Yapacağız en azından niyetleniyoruz ama acaba “yapılacak olanın” ne kadar önemli olduğunun farkında mıyız ve en önemlisi katkı yapmak için her kesimden “BİZLER” buna ne yapıyoruz? Yoksa hiçbir şey yapmadan sadece “istemezük” lobisine pasif veya aktif destek mi veriyoruz? Geleceğimiz pazarlanırken sadece “olmaz” diyerek bugünleri geçirenler “yapmadıkları katkının” hesabını çocuklarına veremeyecekler... Bizden söylemesi...
 
Kürtaj-sezaryen konusu birilerini neden deli etti?
 
Basınımızın bir bölümünün “kürtaj” ve özellikle “sezaryen” konusunu nasıl çarpıtmaya çalıştığını hayretle izliyorum. Konuyu öyle uç noktalara taşıyorlar ki; sanırsınız çoğu sanki “doğumhane” işletiyor...
 
Sevgili dostlar, bir ülkede sırf fatura kabartmak için “doğan her yavruya” neşterden damlayan kan bulaşıyor ve istatistikler dünya standartlarından % 500’lerin üstünde sapıyorsa, orada Devlet vatandaşını korumak adına bu gidişe DUR der! Bunun aksi düşünülemez! Türkiye’de de yapılan budur, Türk Devleti “neşterden damlayan kan bulaşmadan” doğma hakkımızı geri almamız için harekete geçmiş ve gerekli adımları atmıştır... Kaleminden adeta kan damlarcasına konuyu çarpıtanlara duyurulur...

star


Bu yazı 671 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Eylül 2012 Kılıçdaroğlu ''ne yaptığının farkında mı''?
    • 10 Eylül 2012 Recep Tayyip Erdoğan ''BAŞKAN'' olmalı!
    • 5 Eylül 2012 28 Şubat süreci ve ‘BÜYÜK PARA’
    • 22 Ağustos 2012 Türkiye’ye karşı ‘şer ittifakı’ iş başında
    • 13 Ağustos 2012 Türkiye’nin kredi notu artacak mı?
    • 29 Temmuz 2012 Başbakan Erdoğan’ı biraz tanıdıysam
    • 22 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu gerçekten dümeni kırdı mı?
    • 9 Temmuz 2012 Keşke olmasaydı ama OLDU!
    • 6 Temmuz 2012 Tarihi adım ne anlama geliyor?
    • 4 Temmuz 2012 Tehlikenin farkındamısınız ?
    • 29 Haziran 2012 Medyamızın bir bölümü neden savaş istiyor?
    • 13 Haziran 2012 ‘İmralı’da hayatta mı’ sorusunu hiç sorulmadı varsaymak istiyorum
    • 1 Haziran 2012 Bu toprakların hakkı ancak Başkanlık Sistemi ile verilebilir
    • 20 Nisan 2009 Sayın Başkanım ben anlayamadım!
    • 5 Mayıs 2006 Bugün gazetesi haklı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,790 µs