En Sıcak Konular

Gülay Göktürk


Gülay Göktürk
0 0 0000

Parti kongreleri neden yapılır?



Partiler elbette tek tip değildir, öyle olmaları felaket olurdu.

O yüzden de başlıktaki "Parti kongreleri neden yapılır" sorusunu "Demokratik partiler neden kongre yaparlar" diye değiştirmek daha doğru olur.
 
AK Parti'nin İstanbul TT Arena'da gerçekleştirdiği il kongresi, organizasyonu yapanları sevinçten ağlatmış olabilir ama itiraf etmeliyim ki, bana kara kara yukarıdaki soruyu düşündürttü.
 
Evet, organizasyon başarılıydı... Evet, bir il kongresinde 50-60 bin kişi toplamak her partinin harcı değildir ve bu tablo parti tabanının coşkusunu gösterir... Evet, bu coşku boşuna değildi. Partililerin coşkusu, AK Parti'nin üçüncü döneminde bile hâlâ sürdürdüğü başarısından, kitle temelini güçlendirmeye devam edişinden kaynaklanıyordu...
 
Bütün bunlar doğru olsa da, soru hâlâ geçerliliğini koruyor: Parti kongrelerinin gerçek amacı ne olmalıdır?
 
Gövde gösterisi olarak kongre
 
Parti kongrelerini, parti tiplerine göre kabaca ikiye ayırabiliriz: Gövde gösterisi olarak düzenlenen parti kongreleri; parti çizgisinin tartışıldığı, eleştirilerin ve önerilerin toplandığı bir platform olarak parti kongreleri...
 Birinci tür kongreler genellikle iç tartışmadan hazetmeyen, tek lider-tek fikir temelinde oluşmuş otoriter karakteri ağır basan partilerin kongreleridir. Bu kongreler dışa dönüktür. Tek amaç dosta düşmana ne kadar güçlü bir parti olunduğunu göstermektir. İkinci tür kongreler ise parti çizgisinin katılımcı bir biçimde oluşturulduğu demokratik karakteri ağır basan partilerin kongreleridir... Bu tip partiler için kongre içe dönük bir faaliyettir, stadyumlarda değil, kapalı salonlarda yapılır.
 
AK Parti'nin tartışacak meselesi yok mu?
 
AK Parti'nin kongresinin yapılış tarzından, parti liderliğinin herhangi bir iç tartışma yapmak niyetinde olmadığını, böyle bir ihtiyaç duymadığını anlıyoruz.
 
Oysa bu doğru değil. Mesela, bizim dışarıdan görebildiğimiz kadarıyla, şu anda AK Parti içinde gerek terör sorununa gerekse Kürt sorununa yaklaşım konusunda biri Beşir Atalay'ın, diğeri de İdris Naim Şahin'in temsil ettiği iki farklı yaklaşım söz konusu. Hatta AK Parti içinde "şahin" ve "güvercin" kanatların varlığından bile söz edebiliriz. Erdoğan'ın defalarca kullandığı "Terörle mücadele, siyasetle müzakere" formülasyonunun pek de açıklayıcı olmadığı; parti içinde herkes aynı sloganı kullanıyor olsa bile herkesin bu cümleyi farklı farklı yorumlayışından belli.
 
Eğer bugün Türkiye'nin en önemli sorunu terörü bitirmek ve Kürt sorununu çözmek ise ve bu konuda iktidar partisi içinde farklı eğilimler mevcutsa, bu görüş ayrılıkları parti kongresinde ortaya konmayacak da nerede konup tartışılacak?
 
Ya da Başkanlık Sistemi konusu... Devletin yapısını kökten değiştiren, son derece önemli bu değişiklik konusunda da partinin yekvücut olmadığını, bu sisteme çeşitli açılardan sıcak bakmayanlar olduğunu biliyoruz. Erdoğan'ın "tartışalım" dediği bu konunun her yerden önce partisinin içinde tartışılmasını sağlaması gerekmiyor mu?
 
Fikir ayrılıkları zaaf değildir
 
Eğer siz bu fikir ayrılıklarını zaaf olarak görür ve parti kongrelerinin tek misyonunu "dosta düşmana karşı birlik ve beraberlik görüntüsü vermek" olarak algılarsanız, kongrelerde dışa vurulmayan bu görüş ayrılıkları, parti içi gizli hizip faaliyetlerinin konusu haline gelir. Bu görüş ayrılıklarını kongrede gündeme getirip tartışırsanız partinizi daha sağlıklı bir parti haline getirirsiniz.
 
Ne yazık ki AK Parti'nin İstanbul İl Kongresi, tam bir gövde gösterisi kongresiydi. Partinin çizgisinin inşasını partililerin üstüne vazife olmayan, küçük bir lider grup tarafından tayin edilecek bir mesele olarak gören; kişi kültünün bariz bir biçimde kendini gösterdiği bu kongre belki taraftarları coşturabilir ama partinin hayrına olup olmadığı hayli tartışmalıdır.
 
bugün


Bu yazı 640 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Susmak için artık çok geç
    • 24 Eylül 2012 Darbecilik mahkûm oldu
    • 21 Eylül 2012 7 adımda çözüm planı
    • 14 Eylül 2012 Libya
    • 25 Ağustos 2012 Kürtler'i PKK'dan korumak
    • 8 Ağustos 2012 Tehditle canlı kalkan olunur mu?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye Kürdistanı
    • 2 Temmuz 2012 Zana kimi, neyi temsil ediyor?
    • 18 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu Bahçeli'nin arkasına saklanıyor
    • 15 Haziran 2012 Olmayacak duaya amin
    • 11 Haziran 2012 Oslo süreci yeniden mi?
    • 8 Haziran 2012 Erdoğan-Kılıçdaroğlu görüşmesi
    • 4 Haziran 2012 Ses kayıtları
    • 30 Mayıs 2012 Parti kongreleri neden yapılır?
    • 21 Mayıs 2012 Sivil bayramlar dönemi
    • 11 Mayıs 2012 Yine mi?
    • 9 Mayıs 2012 Solun resmi tarihi
    • 25 Nisan 2012 Keşke CHP bölünse
    • 11 Nisan 2012 Kafası karışık bir Demirtaş
    • 9 Nisan 2012 Nizam-ı alem

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,274 µs