En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Uludere karartılmayacaksa...



İnsanlık hali’ dediğimiz bir durum hepimizi etkisi altına alabiliyor: Bazen basiretimiz bağlanıyor ve hayır ile şer arasında mütereddit kalabiliyoruz. Hakkımızda daha hayırlı olacak tercihte bulunmak yerine en kötü tercihe gönlümüz kayabiliyor.

Uludere’de 34 kişinin hayatını bir askeri operasyonda kaybetmesi üzerine meydana gelen gelişmeler biraz böyle gibi. Kaçakçılıkla iştigal eden köylülerin ‘terörist’ sanılarak üzerlerine uçaklar ve bombalar yollanması, ister kasıt, ister ihmal veya değerlendirme hatası olsun, ancak ‘basiret bağlanması’ ile açıklanabilir.

Sonrasında yaşananlar da öyle: Yakınlarını operasyonda kaybeden ailelere tazminat ödenmesi doğru bir karar; ancak yeterli olduğu söylenebilir mi? Uygun bir dille özür dilenmesi ve bunun mümkünse Uludere’de yapılması gerekmez miydi? Ayrıca verilen kararın kasıtlı mı yoksa bir değerlendirme hatası mı olduğu herhalde bilmesi gerekenlerce biliniyordur; kamuoyunun da kuşkularını giderecek biçimde bilgilendirilmesi zor muydu?

Bunlar yapılmak yerine yanlış algılamayı artıracak polemikler ortalığı sardı. Muhalefet ile iktidar sözcüleri aylardır birbirlerini suçlayıcı açıklamalar yapıyor; yaraya tuz basmaktan ve acıyı artırmaktan başka bir şeye yaramıyor bu polemikler...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ABD gezisi boyunca duyduğu derin acıyı paylaştı; “Özür dilemek ne ki, ben bundan ötesini söylüyorum” diyen de o... Başbakan Tayyip Erdoğan’ın operasyonla işlenen yanlışlığa, 34 vatandaşın hayatını kaybetmesine daha az üzüldüğünü düşünmemiz için bir sebep yok; tam tersine vicdanlı her insan gibi o da olandan derin bir hüzün duyuyordur.

Oysa yayılan hava bunun tam tersi... ‘Devlet’ denilince akla gelen kişi ve kurumların olana fazla aldırmadığı havası giderek ülkeyi teslim almaya başladı.

Çelişkili resmi açıklamalar da işin tuzu biberi... Bir bakan bazı askeri yetkilileri suçluyor, ertesi gün o askerlerin olayda yetkileri bulunmadığı duyuruluyor; bakanın üslubu Ak Parti’nin en yetkili sözcüsü tarafından ‘duyarsız’ bulunarak kınanıyor...

İnsanlar neye, kime inanacağını şaşırıyorsa, buna şaşmalı mı?

Hava böylesine bulanıklaşınca yalan mı gerçek mi olduğu bilinmez söylentilerin ortalığı kaplaması kaçınılmazlaşıyor. Siyasilerin askeri operasyonlarda herhangi bir müdahalesi ve sorumluluğu olmadığı anlaşıldığına göre, silsile-i meratip içerisinde askeri sorumluluk söz konusu; peki de top neden siyasilerin alanında sekip duruyor?

Basiret bağlanması da burada işte... Askerlik sorumluluk sanatıdır ve bir çivinin bir nalı, bir nalın bir atı, bir atın da savaşı kaybettirebileceğine inanılır. Her duruma hazırlıklı olması beklenir askerin; eksiği gediği olana acınmaz. ‘Teftiş fırçası’ diye bir şey varsa, bunun içindir.

Oysa beş ay boyunca sorumluluğun askeri hiyerarşi içerisinde bir yerlerde bulunduğu anlaşıldı da, kimde olduğu bir türlü belirlenemedi. ‘Askerlik’ denildiğinde akla gelen bütün kavramlara aykırı bir durum bu. Asker sustukça cumhurbaşkanı, başbakan konuşuyor ve oluşumunda katkıları bulunmayan bir kararın gündeme dayattığı sorumluluğu göğüslemek zorunda kalıyorlar... Düpedüz haksızlık bu.

Kararı kim verdiyse sorumluluğu da üstlenmeli.

star

Bu yazı 576 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,645 µs