En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

27 Mayıs'ın yeniçerileri ve askerleri



Rüştü Erdelhun'un anıları, 27 Mayıs'ın en kritik bölgesine, askerî cepheye ışık tutuyor.

Asker darbe peşinde; peki Genelkurmay başkanı ne ile karşılaşıyor? Keskin hiyerarşisi ve disiplini ile övünen kurumun başındaki isim, darbenin önde gelen mağdurlarından biri haline geliyor. Onun hikâyesi, 27 Mayıs'ın aslında bir kazan kaldırma hadisesi olduğunu anlatıyor. Subayları tarafından tutuklanan, hakarete uğrayan bir Genelkurmay başkanı. Üstelik içinde ömrünü geçirdiği kurumu yıpratmamak adına, karşılaştığı işkencelerden bahsetmeyen bir asker. Darbenin çıplak mantığını ele veren bir anekdot: Darbeciler, tutukladıkları Genelkurmay başkanına başlarına geçmesini, yani devlet başkanı olmasını öneriyor.

Demokrasiye ve hukuka bağlılığı yüzünden bu teklifi reddeden şerefli bir asker ve gücü ellerinde tutmak için her yola başvuran başıbozuklar. Erdelhun'un anılarında gerçek askerin 27 Mayıs'ı var. Millî Mücadele'de dağda gezen asker kaçaklarının teşkilat kurup Ankara'da Meclis'i bastıklarını ve hükümet kurduklarını tahayyül edin. Alın size 27 Mayıs.

Erdelhun'un 27 Mayıs darbesi ile Balkan Savaşları esnasında ordunun siyaset batağına yuvarlanması arasında kurduğu paralellik tarih şuuruna sahip bir askerin sağlam ölçülerini ve muhakemesini yansıtıyor. Osmanlı İmparatorluğu, askerlikle siyaseti karıştıran subaylar yüzünden dağıldı. I. Balkan Savaşı'ndan sonra Edirne Bulgarların eline düşünce, "Aman kalsın, Enver zorda kalır" diyen subaylar vardı. 27 Mayıs darbesi başlangıcı ve devamı ile bu bataklığın çok sayıda örneğini verdi. Darbeciler herhangi bir ilkeye değil, kişisel hesaplara dayalı olarak kendi içinde parçalara bölündü. Gasp ettikleri devlet iktidarını birbirlerinden kıskandılar. Darbenin getirdiği iktidar nimetlerinden yararlanamayan subaylar "benim neyim eksik" diyerek cuntalar oluşturmaya girişti. Türk Silahlı Kuvvetleri Birliği adıyla, askeri sürekli devlet yönetiminde tutacak illegal siyasî partilere benzeyen örgütler kuruldu. Ordu, gündelik siyasî olayların içinde yer alan bir siyasî merkeze dönüştü, daha doğrusu hiziplere bölündü. Görünürde Balkan Savaşları gibi bir felaketle karşılaşılmadı. Çünkü Türkiye'nin savunması NATO'nun kefaletinde idi. Askerin siyasete ayıracak çok zamanı vardı. Asıl kaybı ülke yaşadı. Devletin çivisi çıktı. Küstah, serkeş ve cüretkâr subayların, askerî hiyerarşiyi ve disiplini alt-üst ettiği, siyaseti tanzim ettiği bir anarşi dönemi başladı. Devlet terbiyesi ve siyasî asaleti ile maruf bir millet, bu darbeci parazitlerin kanını sülük gibi emmesine tahammül etmek zorunda bırakıldı. Ülke fakirlikten kurtulmaya çalışırken hazinelerini ve çok hassas dengelerini kaybetti. Bu serkeşliğe karşılık çok ağır bedeller ödendi. Siyaset, silahın ve gücün belirlediği bir zorbalık mücadelesine dönüştü.

27 Mayıs'ın "kudretli albayı" Türkeş, 14'lerin arasında tasfiye edildikten sonra geride bıraktığı cuntacı arkadaşları için "ne idüğü belirsiz Yeniçeri bozuntuları" tabirini kullanır. Darbecileri bir darbeciden daha iyi mi tanıyacağız?

27 Mayıs'ta devlet bütün kurumlarıyla darmadağın oldu. Geçen 50 yıl boyunca tekrar toparlanamadı. Bugün askerlerin sanık olarak yer aldığı davalara, 52 yıl önce açılan bu çığıra son verme gayreti olarak bakabiliriz. Devlet toparlanıyor, yeniden hukuka avdet ediyor. "Yeniçeri bozuntuları" ıslah ediliyor.

Rüştü Erdelhun bize 27 Mayıs'ı askerlerin değil, "Yeniçeri bozuntuları"nın yaptığını anlatıyor. Bütün darbelerin anası olan 27 Mayıs, eşkıyayı hükümdar haline getirdi. Eşkıya, işbirlikçileri buldu ve bir düzen kurdu. Gerçek askerleri ordudan tasfiye etti. 200'den fazla generalin ve 3000 subayın ordudan atılması, Türk ordusunun darbeciler eliyle dağıtıldığını ve yeni bir ordu hiyerarşisi oluşturulduğunu gösteriyor.

Erdelhun'un şahitliği ezberlediğimiz kalıpları değiştiriyor. Türk ordusu darbeci değil. Darbeyi askerler değil, "Yeniçeri bozuntuları" yapıyor. Şayet askerler yapsaydı, Erdelhun'u ve ordudan atılan yüzlerce generali ve binlerce subayı nereye koyacaktık? Hele bir şeref ve asalet abidesi olan Erdelhun'un kendisini?

zaman

Bu yazı 873 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,744 µs