En Sıcak Konular

Abdülkadir Selvi


Abdülkadir Selvi
0 0 0000

Ergenekon Vadisi



26 Ocak günüydü. Gazetelerin Ankara temsilcileri ABD Büyükelçilisi Ricciardone'nin davetlisiydik.

 Uludere'yi sormuştuk.

 Wall Street Journal'ın haberini okuyunca notlarımı kontrol ettim.

 Ricciardone Türkçe konuştuğu halde, Uludere ile ilgili bölümde sorularımıza İngilizce yanıt vermişti.

 Ricciardone,"Uludere'de hedef seçili konusunda hiçbir dahliyiz yoktur" demişti.

 Biz de ısrarla, istihbarat verip vermediklerini sormuştuk.

 Amerikan büyükelçisi cümleleri özenle seçmiş ve "PKK'ya karşı istihbarat desteği veriyoruz ama hedeflerin belirlenmesi konusu tamamen Türkiye'nin kararına bağlıdır. Hedefleri belirleme konusunda Türkiye'nin kapasitesi mevcuttur" demişti.

 "Wall Street Journal'ın haberi yayınlanmadan önce, mesleki refleksimizi gösterip, "Uludere'de predator görüntüleri var mı?" sorusunu da yöneltmişiz.

 "Biz operasyonel istihbarat detayıyla ilgili yorum yapmayız. Amerika'nın spesifik katılımları var. İstihbarat diye bakmayın. Biz predatorlerle ilgili istihbarat vermiyoruz. Ama bu askeri sırdır" cevabını almışız.

 Amerikan büyükelçisi, "İstihbarat vermedik" dememiş. Ama 1 gün sonra bazı meslektaşlarımız haberlerine, bu başlığı atmış. Büyükelçi, "Hedeflerin belirlenmesi konusu tamamen Türkiye'nin kararına bağlıdır" demiş.

 İstihbarat verme ile hedef belirleme arasında farkı soruşturdum, anlık istihbarat işleyişini öğrenmeye çalıştım.

 Karşıma şu tablo çıktı.

 Dağlıca baskınından sonra Başbakan Erdoğan ile ABD Başkanı Bush arasında, "Anlık istihbarat paylaşımı" konusunda mutabakata varılmıştı.

Bir vesile ile Genelkurmay'a bu sistemin nasıl işlediğini sormuştum.

 Türkiye ile ABD arasında,

 1-Görüntülü istihbarat. Uydu ve Predatörlerden alınan istihbarat. Başkan Bush döneminde görüntülü istihbarat adı anlık olmasına rağmen, 2-3 saat sonra elimize ulaşıyordu. Görüntünün tamamı değil, bizimle ilgili bölümü aktarıyorlardı.

 2-Telsiz ve telefon dinlemeleri ile kestirmelerden elde edilen istihbarat. En hızlı ulaştırılan istihbarattı.

 3-İnsana dayalı istihbarat. 1 gün sonra bize ulaşıyordu.

Wall Street Journal'ın haberinden, Ankara'da Türk ve Amerikan subaylarının birlikte çalıştığı,

 "Bütünleşme Hücresi" nden söz ediliyor.

 Soruşturdum.

 Başkan Bush döneminde sağlanan, istihbarat paylaşımı adı anlık olmasına rağmen en erken,3 saat sonra temin ediliyordu.

 Edindiğim bilgiye göre Başkan Obama ile anlık istihbarat konusunda yeni bir adım atılmış.

 2009-2010 tarihleri arasında, Ankara'da bir "Bütünleşme hücresi" kurulmuş.

 Bush döneminden farklı olarak görüntüler buraya anlık aktarılıyor. Uygulama, Predatörler, henüz Kuzey Irak'ta görev yaparken başlamış ve İncirlik'e kaydırıldıktan sonra da devam ediyor.

 Önemli bir ayrıntı. Predatörleri Amerikalı subaylar kaldırıyor ve onlar uçuruyor. Görüntüler birlikte izleniyor ama hangi koordinatlarda uçulacağına ve Predatörün nereye yönlendirileceğine Türk subayı karar veriyor.

 ABD'nin bu tür anlaşmalarının olduğu bazı ülkeler, hedeflerin belirlenmesinde de ABD'den destek istiyor. Türkiye ise hedeflerin belirlenmesinde ABD'nin katkısını istememiş.

Wall Street Journal'ın,Uludere konusundaki haberi ise, "zaman ayarlı bir servis"

Burada ABD'de son zamanlarda yoğunlaşan bir tartışmanın yansımasını görmek mümkün. ABD basını son 2 aydır, "Preadörlerden görüntüleri veriyoruz ama hükümetler bunu nasıl kullanıyor" şeklinde bir tartışma yürütüyor. Yemen'de, Pakistan'da, Afganistan'da yaşananlar bu tartışmaları da ateşliyor.

 Amerikan savunma Bakanlığı'nın kasalarındaki görüntülerin bir gazetecilik başarısı olarak Wall Street Journal'ın sayfalarında yerini aldığını düşünmüyoruz. ABD'deki tartışmanın bir parçası olarak, bu haber servis edilmiş olabilir.

Ancak Uludere olayı zaten başında beri kirli bir ittifakın olduğunu ortaya koyuyor.

Bu kirli işbirliğinin bir ucunda koruculuk sistemi, diğer ucunda ise PKK kampları. Bir ucunda Ergenekon sanığı General Mustafa Bakıcı'nın Uludere'den geçirilip, PKK'nın kontrolündeki bölgeden kaçırılması gibi "derin asker-PKK ilişkisi"

 ABD'nin kontrolündeki bir bölge ama PKK ile İsrail istihbaratı arasındaki ilişkisi sağlayan Davut Bağistani'nin kampının bulunduğu bir bölge.

 Tam anlamıyla, "Ergenekon vadisi"

 30 yıldır benzer şeyler yaşanıyor bu bölgede.

Bu ilişkiler ağı, korucular, PKK ve Derin askerden oluşuyor. Ama ,"büyük akıl" olarak, "ABD-İsrail" ekseni yer alıyor.

Burada yeni olan, "derin asker" in koruyucusu olan Genelkurmay'da ve her türlü pisliğin üstünü örten, sivil iradede değişiklik olması.

 Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, olayın üstünün örtülmesi yerine gerçeklerin ortaya çıkması için çaba gösteriyor.

 Başbakan Erdoğan ise başından beri olayın aydınlatılması, suçu olanların hesap vermesi için çalışıyor.

 Uludere, 28 Aralık oldu.

 Aynı gün Ankara'da kritik bir MGK yapıldı.

 Uludere olayı, MGK'ya bir misilleme olarak değerlendirildi.

 Genelkurmay Başkanı ve Başbakan'ı bilinçli olarak bilgilendirmeyen yapının Uludere olayındaki asıl hedefinin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ve Başbakan Erdoğan olduğundan kuşku yoktur.

 Ergenekon Vadisindeki çarkı kıran iki isim.

Uludere olayının planlanmasından icrasına kadar etkili olan, üst akıl, İsrail'in parmağı Wall Street Journal'ın haberinde kendini yine gösterdi. Yahudi lobisinin sesi olan gazetenin, "Zaman ayarlı" haberinin mesajı net:

 Genelkurmay Başkanı Özel'i Uludere sürecinin bir parçası haline getirmeye çalışıyor ve ""Türkiye'ye hareket çekiyorlar"

yenişafak

Bu yazı 646 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Başbakan'ın açılımı ne olacak?
    • 25 Eylül 2012 Karakolda teknoloji var
    • 24 Eylül 2012 21 Eylül demokrasi bayramı
    • 19 Eylül 2012 Yetmez ama evet
    • 17 Eylül 2012 Suriye, Bosna mı?
    • 13 Eylül 2012 Yazamayacağım takvim...
    • 12 Eylül 2012 Kılıçdaroğlu adına açılan sayfada ne yazıyor?
    • 10 Eylül 2012 Kuruculara 3 dönem muafiyeti
    • 5 Eylül 2012 Numan Bey neye şaşırdı
    • 4 Eylül 2012 Beytüşşebap göstere göstere geldi
    • 30 Ağustos 2012 İstihbarat var, operasyon yok
    • 27 Ağustos 2012 Cumhurbaşkanı'nın sağlığı
    • 22 Ağustos 2012 Melisa'nın katili Esed
    • 16 Ağustos 2012 Suriye şoklaması
    • 15 Ağustos 2012 Bedel
    • 6 Ağustos 2012 Gül, görüşmeyi hangi hareketle anlattı?
    • 5 Ağustos 2012 Şura'nın sürprizleri
    • 2 Ağustos 2012 Sever'in açıklamaları nasıl karşılandı
    • 1 Ağustos 2012 Komutanın durumu
    • 31 Temmuz 2012 Yeni parola

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,075 µs