En Sıcak Konular

Mahmut Övür


Mahmut Övür
0 0 0000

Scotland Yard'ın 1 Mayıs raporu nerede?



Bir süredir 1 Mayıs 1977 katliamıyla ilgili tartışma sürüyor. Taraf yazarı Halil Berktay'ın başlattığı bu tartışma "solun şiddetle ilişkisini" sorgulamak açısından önemi bir dönüm noktası oldu.
O günleri yaşayan ve o meydanda bulunanlardan biri olarak sol içi bir çatışma yaşanacağı kaygısını taşıyarak hepimiz oraya gittik.
Solun kitlesel örgütleri ne yazık ki bu gerçeği görüp gereğini yapmadı. Yapmadı çünkü bir yanda Sovyetik sol vardı ve dünyayı doğru okuyamıyordu. Öte yanda ise ikinci kurtuluş savaşını vermeye hazırlanan, "ordu" ve "cephe" örgütlenmesi içinde şiddetle durumun derinleşeceğini uman bir sol vardı. Bu nedenle "devrimci durum" tahlili yapılıyordu.
Daha fazla şiddet, daha fazla kargaşa solun da, darbe yapmaya yatkın "vesayet rejimi"nin de işine geliyordu. Solun bir kısmı hâlâ bu günahıyla yüzleşmiş değil.
O gün de şimdi de bir kısım solcu tam da bu düşünce nedeniyle sivilleşmeye ve demokratikleşmeye inanmadı.
Peki 1 Mayıs 1977'de "derin devlet" iz yok mu?
Hepimiz 1 Mayıs katliamına hep bir "derin devlet" operasyonu olarak baktık. Solun 1 Mayıs'taki pozisyonu ve şiddetle ilişkisi ikinci plandaydı.
Ama tarihinde birçok "mükemmel operasyon" yapan bir devlet, yükselen sol içi gerginliğin sadece izleyicisi olamazdı. Tıpkı 16 Mart İstanbul Üniversitesi katliamında veya Kahramanmaraş olaylarında olduğu gibi...

Spontane değil, tertiptir
1 Mayıs 1977'deki olaylara en net teşhisi koyan isim CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'ti. Olayı "kontrgerilla"nın bir tezgâhı olarak niteledi.
Bu konuyu 1979'da İçişleri Bakanı olan Hasan Fehmi Güneş'e sordum. Güneş, ilk kez ilginç bir bilgi veriyordu. Ecevit'in hükümeti kurduktan sonra ilk yaptığı şeylerden birinin 1 Mayıs olaylarını araştırmak olduğunu söyledi. İngiltere'deki Scotland Yard'dan üç dedektif getirttiğini belirten Güneş şöyle diyordu:
"O dedektifler 1 Mayıs'la ilgili bütün verileri, dokümanları inceledi. Dedektiflerin görevleri benim zamanımda bitti.
Onları gördüm ve tanıştım. Hatta birine o zaman başarısından dolayı Kraliçe lord unvanı verdi. O çalışmalardan işin aslı budur diye bir bulgu çıkmadı. Ama şunu söylediler. Bu olay spontane değil, bir tertiptir. Onlar bu bilgileri bir rapor haline getirip bize verdi. Bakanlıkta da yerini aldı."
Güneş, o raporların başbakanlıkta da olabileceğini söyledi. 12 Eylül darbesine giden süreçte 1 Mayıs 1977 bir dönüm noktasıydı.
Solun rolü tartışılabilir ama derin devletin de işin neresinde olduğu açığa çıkarılmalı...

"Gürsel Tekin taraf değil"
CHP İstanbul il seçimleriyle ilgili tarafların düzeltildi netleştiğini yazınca itirazlar geldi. En yoğun itirazı da Gürsel Tekin'in çevresi yaptı. Onlara göre Tekin, eski siyasi aktörlerle birlikte hareket etmiyor.
Şaşırdık ama böyle deniyorsa bize düşen bunu kayıt altına almak. Bu konuda eski Taşdelen Belediye Başkanı Hüseyin Sipahi bir adım daha da ileri gidiyor ve İstanbul seçimleriyle eski-yeni ayrımının ortadan kalkacağını ileri sürüyor.
"Yeni CHP bu seçimle doğacak" diyen Sipahi iddialı bir tespit yapıyor:
"Gürsel Tekin bu seçimlerde taraf değil bunu biliyorum. Bir oyu var onu kullanacak o kadar. Ayrıca iki adayın yarışmasından daha demokratik ne olabilir? Ben kendi adıma yola mevcut il başkanı Oğuz Kaan Salıcı'yla devam edilmesi gerektiğini söylüyorum. Bu demokratik hoşgörüyü birbirimize gösteremezsek toplumu nasıl bu partide toplayacağız?". Pazar günü bu hoşgörüyü kongre salonunda göreceğiz.

sabah

Bu yazı 821 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 AK Parti kongresi ve Barzani
    • 28 Eylül 2012 AK Partili Babuşçu iddialı: Yüzde 55
    • 23 Eylül 2012 CHP'nin 'Balyoz' ikilemi
    • 20 Eylül 2012 Otobüste 200 er
    • 18 Eylül 2012 CHP günahlarından arınıyor
    • 11 Eylül 2012 CHP hâlâ derdini anlatamıyorsa
    • 1 Eylül 2012 Ya silah ya siyaset
    • 30 Ağustos 2012 CHP neden Kürt raporu yazamıyor?
    • 19 Ağustos 2012 Barışı kirletmemek lazım
    • 14 Ağustos 2012 Aygün'ün kaçırılmasında garip sorular
    • 10 Ağustos 2012 Diyarbakır'dan Şemdinli'ye bakmak
    • 24 Temmuz 2012 Üç CHP'li anlaşamıyorsa...
    • 19 Temmuz 2012 CHP'de 'maymuncuk liste' savaşı
    • 18 Temmuz 2012 CHP, zamanın ruhunu yakalar mı?
    • 17 Temmuz 2012 CHP kurultayı gölgede mi kaldı?
    • 8 Temmuz 2012 Siyasetin yeni aktörleri
    • 6 Temmuz 2012 CHP'de kurultay pazarlamacıları
    • 3 Temmuz 2012 Zana'nın demokratik yolu
    • 24 Haziran 2012 Uçak düşürme bir tuzak mı?
    • 19 Haziran 2012 Gülen'in kararı neyin sinyali?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,099 µs