En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

CHP'de yerel seçim mücadelesi



Gürsel Tekin'in genel başkan yardımcılığından ayrılması CHP'de yeni bir dönemin habercisi.

Karamsar düşünenlerin haklı olduğu noktalar var. 'Hâlâ mı hizipçilik?' sorusu da yabana atılacak cinsten değil. CHP, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan önce dernek veya emekliler lokali gibi yönetiliyordu. Anamuhalefet olmanın getirileri ve bürokrasideki bağlantılar sayesinde iktidarmışçasına davranmanın rahatlığı cazip geliyordu. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'la paslaşarak geçinip gidiyorlardı. Zaman zaman ortaya çıkan parti içi muhalefet ise içtüzüğün acımasız silindirleriyle ezilip geçiliyordu. Bürokrasideki saadet zinciri kırılınca CHP'nin de yeni format ihtiyacı ortaya çıktı. Çantada keklik görülen yüzde 20-25'lik oy oranı ile anamuhalefet koltuğu garantilense bile, koalisyonun bürokrasi ayağının çatlaması etkinliği yok ediyor. CHP, büyümek zorunda olduğunu hissediyor; ama bunun yolunu henüz bulmuş değil.

Kılıçdaroğlu, iki yıllık genel başkanlığı dönemini iç bütünlüğü sağlama çabasıyla geçirdi. İktidarla mücadelesi, Önder Sav ve Deniz Baykal kliklerini etkisiz hale getirmek için verdiği uğraşın gerisinde ve gölgesinde kaldı. Bu durum, gözünü CHP'ye dikenlerin umudunu zayıflattı. Ancak söz konusu mücadelenin kaçınılmazlığı da ortada. Gölge Genel Başkan Önder Sav'ın boyunduruğunda yaşamaya devam etse partiye de kendisine de kötülük etmiş olacaktı. Peş peşe tüzük kurultaylarında hakimiyetini perçinleyen Kemal Bey'in mazereti kalmadı. Atanmış teşkilatlarla yönetilen partinin yeni delege yapısı ve seçilmiş yönetimleri temmuz kurultayı ile devreye girecek. Geçiş döneminde atanmış yönetimleri üst üste görevden alan Kemal Bey, o lüksü kaybedecek. Yenilenmiş teşkilatların avantajları kadar bağlayıcılığı da bulunuyor. Arka arkaya yapılacak üç seçim, CHP'nin ve Kemal Bey'in geleceği açısından hayati önemde. Beklenen yükselişi gerçekleştirmezse kredisi tükenecek. Bahsettiğimiz kredi öyle her insana nasip olacak cinsten değil. Sadece parti içi muhalefet temizlenmekle kalmadı, alternatif siyaset girişimleri de geri çekildi. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, teşkilatı bile hazır partiyi buzluğa kaldırdı.

Gelelim Gürsel Tekin meselesine. Baykal devrildiğinde partinin üç başlı bir yönetime gittiğini yazmıştık. Sav, Kılıçdaroğlu ve Tekin üçlüsünün koalisyonu kısa zamanda dağıldı. Sav ve Tekin aynı hatayı yaptı: Kılıçdaroğlu'nu yönetebileceklerini ve onun üzerinden partiye hâkim olacaklarını düşündüler. Kemal Bey önce Sav'dan kurtuldu. Sonra Tekin'in etkisini giderek azalttı. Tekin, her gün bir parçasının eridiğini fark edince mücadele zeminini değiştirdi. Ankara'da yenileceğini anlayınca nispeten daha güçlü olduğunu düşündüğü meydanlara kendini attı. Tekin'den kurtulmak Sav gibi kolay olmaz. Zira Sav, Ankara siyasetiyle var olabilen miadının sonuna yaklaşmış bir isimdi. Başka bir Ankara hamlesine yenildi. Tekin ise İstanbul dükalığında kendini ispat etmiş ve hâlâ bağlantıları olan bir siyasetçi. Kolay lokma olmayacağı açık. Tekin vuruşarak çekilip konumunu güçlendirmek ve pazarlık gücünü artırmak istiyor. Bunu başardığında Kılıçdaroğlu ile yeniden nikâh tazeleyebilirler. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adaylığı Tekin'in 'kızıl elma'sı olabilir. İddia edilenin aksine Mustafa Sarıgül ile dayanışmalarını da bu engeller. Bence Sarıgül, Kılıçdaroğlu'na yaptığı jestin karşılığını İBB adaylığı şeklinde hayal ediyor. İstanbul il başkanlığı görünümlü bir yerel seçim adaylığı mücadelesi yaşanıyor. Gürsel Tekin, 2009'da elindeki fırsatı Kılıçdaroğlu'na sunduğu için pişman mıdır bilmiyorum? Ama Ankara'nın sıkıcı atmosferinden kaçıp kendini İstanbul'a atması boşuna değil.

zaman

Bu yazı 603 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,866 µs