En Sıcak Konular

Abdülkadir Selvi


Abdülkadir Selvi
0 0 0000

Siz dik durdunuz mu?



Darbeler karşısında siyaset ne yazık ki, iyi bir sınav vermedi. 12 Mart muhtırası parlamentoda okunduğunda, normalde ne olması beklenirdi?

 Öncelikle, demokrasinin mabedi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde böyle bir bildirinin okunmaması gerekiyordu.

 Okundu. Hasan Korkmazcan dışında da itiraz eden olmadı. Sonra?

En azından parlamentonun kendi varlık nedenine yönelik bu saldırı bir tavır alması gerekiyordu.

Sivas Milletvekili Kadri Erdoğan'ın, "Şu andan itibaren manevi bir eza altında, parlamento yoktur" diye ısrar etmesine rağmen, Meclis, o gün muhtırayı konuşmadı.

 Partiler ortak bir bildiri yayınlamak için harekete geçmedi. Peki neyi konuştular:

İstiklal Marşı'nın kabulünün 50'nci yıldönümü nedeniyle Tacettin Dergahı'na plaket çakılmasını.

 Sonra da askerler onlara bir plaket çaktı.

 12 Eylül'den kısa bir süre önce, mektup hadisesi yaşanmıştı. Anarşi ve terörü önlemek, kıtlıkları, yoklukları ortadan kaldırmak için mücadele eden AP hükümetinin 35'inci gününde askerler uyarı mektubu verdi.

Mektubu üzerine alınmadı Ecevit. Hatta, "Hükümet, daha 51'inci gününde böyle bir uyarı almıştır" dedi.

 Demirel, "35 günde ne yapılması gerekiyorsa yaptık" diye değerlendirdi.

 Ecevit Demirel'i adres gösterdi, Demirel Ecevit'i işaret etti. Mektubun adresi ise doğrudan demokrasiydi. İktidarı ve muhalefetiyle siyaset kurumu bir araya gelip, böyle bir müdahalenin kabul edilemez olduğunu belirten bir açıklama yapamadı.

Ne oldu? Tanklar, iktidar muhalefet ayırt etmeden hepsinin üzerinden ezip geçti.

 27 Mayıs'ı yazmadım. Seçimle bir daha iktidara gelemeyeceğini gören İsmet Paşa'nın askeri kışkırtmasından başka bir şey değildi, 27 Mayıs.

 Cemal Gürsel,"İsmet Paşa gerdeğe girecek delikanlı gibi tir tir titriyordu" diye boşuna dememişti.

 28 Şubat ise, siyasetin utanç vesikasıdır.

 Ecevit, 23 Nisan 1997 tarihli oturumda, "Hiçbir ordu, devlete karşı silahlı ayaklanma kışkırtıcılığı karşısında tepkisiz kalamaz" dedi.

 "Türk Silahlı Kuvvetleri, rejimi değiştirmek isteyen hükümete karşı bir demokratik kitle örgütü gibi çalışıp, Refah Partisi'nin maskesinin indirilmesine katkıda bulundu" diyen ise CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dı.

 Mesut Yılmaz ise 28 Şubat'ın taşeronluğunu üstlendi. Darbelerle yüzleşmek, birkaç darbeciyi yargılamak değil. Medyasıyla, iş dünyasıyla, sivil toplum örgütleri ve siyaset kurumuyla özeleştiri yapabilmek. Siz AP'lilerin, CHP'lilerin 12 Eylül öncesine ilişkin bir özeleştiri yaptığını duydunuz mu?

 Cenazelerde tokalaşmayan lider görüntüleri vermemiz yanlıştı, ülkeyi seçime götürmemekle hata ettik dediler mi? Ülkücü gençliğe silah veren MHP'nin, sokakları çatışma alanına çeviren sol örgütlerin biz şurada yanlış yaptık, darbecilerin planlarına alet olduk dediğine tanık oldunuz mu?

 28 Şubat için de geçerli bu durum.

 Güven Erkaya, 28 Şubat'ı, bir korku yönetimi olarak tanımlıyor.

 O gün iktidarda olan Refah Partisi yöneticilerinin, "Ürkek değil, erkek olsaydık. Dikleşmeden dik dursaydık. Başarılı olamazlardı" dediklerini duyanınız oldu mu? Gereksiz kışkırtmalarla darbecilerin eline beklediği fırsatı verdik, daha özenli davranabilirdik dediklerine tanık oldunuz mu?

 Milli Görüş'ün önemli isimlerinden Recai Kutan'ın, "Ortağımız çürük çıktı" şeklindeki değerlendirmesi bu açıdan üzerinde durulmaya değer.

 Doğru olan tarafı var. 11 gensoru verilmesine rağmen Refahyol yıkılmadı. Tehditlere, şantajlara rağmen Refah Partisi'nden tek bir çivi sökemediler. DYP'nin durumu ise analiz etmeye değer. Demirel, hükümeti kurma görevini Çiller'e değil, Mesut Yılmaz'a verene dek, DYP'den ciddi bir kopuş yaşanmadı. Çiller bu süreçte dik durdu. Onun en büyük hatası A Takımı'ydı. Refah Partisi'nin seçimlerde birinci parti çıkacağını görüp, sistemin içine, "Truva atı" olarak yerleştirilmişti. Onlar da en kritik anda, DYP'yi parçalayıp, 28 Şubat'ın payandası oldular.

 Tansu Hanım ise sırtından hançerlenmek suretiyle, siyasi bedelini ödedi.

 Peki iktidarın büyük ortağı olarak Refah Partisi nasıl bir sınav verdi?

 Osman Özbek, merhum Erbakan için,"Pe.venk" dediğinde, dönemin Devlet Bakanı Abdullah Gül, "Sabaha kadar uyuyamadım. İlk işim Başbakanlığa gelip, o paşanın görevden alınma kararnamesini hazırlamak oldu" demişti.

Pe ki merhum Başbakan ne yaptı? O bir kırılma noktasıydı. Basıp imzayı emrindeki bir paşayı emekliye sevk etti mi?

 Sonra yol oldu... Başbakan'a omuz attılar.

 İsrail'le en fazla anlaşmayı o dönemde imzalattılar, irtica nedeniyle ordu'dan en fazla ihraçlar o dönemde oldu.

 MGK'da ne oldu? Hadi ortağınız çürük çıktı. Peki siz dik durabildiniz mi? Onu yapamadınız bari istifa da mı edemez miydiniz?

 Onu da yapamadınız 28 Şubat'ın mimarı Demirel'i ikinci kez Cumhurbaşkanı seçebilmek için 5 artı 5'e destek olmanız mı gerekirdi?

 Milli Nizamı ve Milli Selamet'i darbeler kapattığı halde bu millet size sahip çıktı. 28 Şubat'tan sonra yenilikçi hareket niye doğdu, AK Parti'yi kuran kadrolar sizden niye ayrıldı, bunu hiç düşündünüz mü?

 Recai Bey, siz siyasette nezaket timsalisiniz..

 28 Şubat'ın faturasını ortağınıza kesmek yerine, darbecilere dönüp, ne hakla ve hangi yetkiyle Refahyol'u yıktınız diye sorsaydınız ya.

 DYP'nin iç işleri, askere müdahale hakkı verir mi?

Darbecilere dönüp bunu sorsaydınız ya...

yenişafak

Bu yazı 560 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Başbakan'ın açılımı ne olacak?
    • 25 Eylül 2012 Karakolda teknoloji var
    • 24 Eylül 2012 21 Eylül demokrasi bayramı
    • 19 Eylül 2012 Yetmez ama evet
    • 17 Eylül 2012 Suriye, Bosna mı?
    • 13 Eylül 2012 Yazamayacağım takvim...
    • 12 Eylül 2012 Kılıçdaroğlu adına açılan sayfada ne yazıyor?
    • 10 Eylül 2012 Kuruculara 3 dönem muafiyeti
    • 5 Eylül 2012 Numan Bey neye şaşırdı
    • 4 Eylül 2012 Beytüşşebap göstere göstere geldi
    • 30 Ağustos 2012 İstihbarat var, operasyon yok
    • 27 Ağustos 2012 Cumhurbaşkanı'nın sağlığı
    • 22 Ağustos 2012 Melisa'nın katili Esed
    • 16 Ağustos 2012 Suriye şoklaması
    • 15 Ağustos 2012 Bedel
    • 6 Ağustos 2012 Gül, görüşmeyi hangi hareketle anlattı?
    • 5 Ağustos 2012 Şura'nın sürprizleri
    • 2 Ağustos 2012 Sever'in açıklamaları nasıl karşılandı
    • 1 Ağustos 2012 Komutanın durumu
    • 31 Temmuz 2012 Yeni parola

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,255 µs