En Sıcak Konular

Fikret Ertan


Fikret Ertan
0 0 0000

Annan Planı ve akıbeti



Rusya ve Çin'in de desteklediği BM Güvenlik Konseyi Başkanlık Bildirisi ile kabul edilen Suriye barış planının 2. maddesi aynen şöyle:


'Çatışmaları (savaşı) durdurmayı ve sivilleri koruma ve ülkeyi istikrara kavuşturma amacıyla bütün taraflarca hangi şekilde olursa olsun yürütülen silahlı şiddete BM denetimi-gözetimi altında acilen ve etkili biçimde son vermeyi taahhüt etmeli.

Bu amaçla; Suriye hükümeti nüfus merkezlerine (yani şehirlere, kasabalara) yönelik asker sevk hareketlerine, buralardaki ağır silahlar kullanımına derhal son vermeli ve nüfuz merkezleri içlerindeki ve çevrelerindeki askerî yoğunluklarını (yani asker bulundurmalarını, konuşlandırmalarını) derhal geri çekmeye başlamalıdır.

Bu eylemler alanda yerine getirilirken Suriye hükümeti bütün tarafların hangi şekilde olursa olsun yürüttükleri silahlı şiddete sürekli olarak son vermek için BM'nin etkili bir denetim mekanizmasının devreye girmesiyle Özel Temsilci ile birlikte çalışmalıdır (birlikte hareket etmelidir).

Madde böyle ama 'planı kabul ettik' diyen Esed rejimi bu maddeye uymuyor, gereklerini de yerine getirmiyor. Sözünü tutup getirseydi 10 Nisan sabah 06.00'da yerleşim merkezlerindeki askerlerini ve buralardaki tank, top, roket bataryaları gibi ağır silahlarını geri çekip askerî faaliyetlerine (yani sivil nüfusa saldırılarına) son vermesi gerekiyordu. 10 Nisan geçti, 2. maddeye harfiyen, tamamen ve derhal uymak yerine, sözde bazı yerlerden 'ağır silahları çektim' deyip bu arada saldırılarına da devam ediyor.

Rejim, belki bazı yerlerden ağır silahlarını çekti; ama bunları ya başka yerlere gönderdi; ya da bunları çektiğini söylediği yerlerin hemen dışında tutmaya devam ediyor. Uydu görüntülerine göre, aşağı yukarı böyle hareket ediyor: Kısacası, yine bir şekilde milletlerarası camiayı aldatmaya devam ediyor. Esasen, böyle hareket etmesi de kendi bekası için gerekli. Zira, ağır silahlarını ve askerlerini herhangi bir durumda yeniden müdahale edemeyecek şekilde geri çekmesi halinde bu yerlerin muhalif güçlerin yeniden kontrolüne geçeceğini de iyi biliyor. Bu yüzden 'kabul ettim' dediği 2. maddeye sözde uyar görünürken gerçekte uymuyor. Kaldı ki, uyup uymadığını kim belirleyecek? Zira alanda bunu denetleyecek, gözlemleyecek bağımsız kişi ya da kuruluşlar yok. Oysa bunların olması, Annan'ın bunu önceden düşünmesi gerekirdi.

Bu arada, Kofi Annan'ın son bir gayretle Esed rejiminin planına uyması için rejime yeni bir mühlet tanıdığı, bunun da rejim tarafından kabul edildiği anlaşılıyor. Bu müddet, ateşin kesilmesini içeriyor. Buna göre, bu yazının çıktığı perşembe günü sabah saat 06.00'da ateşkesin yürürlüğe girmesi gerekiyor. Rejimin buna da ne kadar uyup uymayacağını elbette bu yazıyı bunun öncesinde yazdığımız için bilemiyoruz. Ama bu konuda fazla umutlu da değiliz. Rejim buna da muhtemelen uyar görünüp, karşı tarafı uymamakla suçlayacak, böylece askerî faaliyetlerine planda istenen şekilde son vermeyecek.

Ayrıca ağır silahların tamamen geri çekilmesi konusunda da ayak sürüyecek, oyalama taktiklerine devam edecek. Hem bu konuda hem de ateşkes konusunda güçlü hamisi Rusya'nın desteğini almaya da devam edecek; zira Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'a göre ateşkes, rejimin askerî güçlerinin şehirlerden çekilmesi anlamına gelmiyor; sadece 'kayda değer bir geri çekilmenin başlangıcı' anlamına geliyor. Rusya böylece ateşkesi Plan'ın hilafına yeni bir yoruma tabi tutmuş oluyor. Bununla Esed rejiminin milletlerarası baskı sonucunda hareket etmediğini göstermeye, kendi takvim ve gereklerine göre kendi iradesiyle hareket ettiğini göstermeye çalışıyor. Ayrıca bu yorumla rejimin ömrünü de uzatmaya çalışıyor elbette.

Rusya böyle davranarak, rejimi desteklemeye devam ederek kendine zarar veriyor elbette. Çünkü akıbeti belli olan rejime arka çıkarak Rusya'nın başta Suriye halkının kahir ekseriyeti olmak üzere diğer Arap halklarının ve diğerlerinin gözünde itibar kaybetmeye devam edeceğine hiç şüphe yok. Bu halklar son tahlilde Rusya'nın bu tavrını unutmayacaklar, bunu bir kenara yazacaklardır. Aynı şey elbette İran için de geçerlidir. Rejimi destekleyen ve bundan vazgeçmeyeceği anlaşılan İran da aynen Rusya gibi Arap halkları ve diğerleri nezdinde itibar kaybetmeye devam edecek elbette. Zira dökülen bu kadar kana, yapılan bu kadar mezalime rağmen İran'ın rejime desteğinin sonuna kadar devam edeceği anlaşılıyor. Bu, İran Dışişleri Bakanı Salihi'nin 'Suriye ihtilafı hangi seyri takip ederse etsin' Beşşar Esed'in iktidarda kalması gerektiği yolundaki son sözleri ile bir kere daha teyit edilmiş bulunuyor.

Suriye meselesinin çözümünde 'son şans' olarak nitelenen Annan Planı'nın akıbeti büyük ölçüde bugün belli olacak. Ne var ki, bu plan sadece 2. maddeden de ibaret değil; ancak diğer maddelerden söz eden de yok. Ne Annan, ne Suriye, ne Rusya ne de başkaları bunları telaffuz ediyorlar. Oysa, bunun tersi olmalı ve rejime diğer maddelere de derhal uyması çağrısı yapılmalıydı. O zaman Plan'ın anlamı olurdu. Bu yapılmadı. Ne yazık ki, Plan'ın akıbeti rejimin keyfine, insafına bırakıldı. Elbette böyle olmamalıydı.

 zaman

Bu yazı 463 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Bingazi saldırısının mahiyeti seçim sonrasına kaldı
    • 20 Eylül 2012 Filistin'e acil para lazım
    • 17 Eylül 2012 Bingazi saldırısı ve ötesi
    • 10 Eylül 2012 Rusya, Suriye rejiminden kolay kolay vazgeçmez...
    • 6 Eylül 2012 Trans Hazar hattı bir gün hayata geçecek
    • 3 Eylül 2012 Amerika ve İsrail: Pekişen, derinleşen ayrılık
    • 30 Ağustos 2012 Bosna ve Suriye...
    • 27 Ağustos 2012 Bağlantısızlar Zirvesi'nden ne çıkacak?
    • 23 Ağustos 2012 Amerika'nın Irak'taki nüfuzu ne kadar?
    • 13 Ağustos 2012 İran'a saldırının önünü açabilecek rapor
    • 9 Ağustos 2012 İranlı yetkililerin nankörlüğü
    • 6 Ağustos 2012 Rejimin helikopterleri ve mücadelenin seyri
    • 2 Ağustos 2012 İsrail Suriye'yi nasıl dinliyor, nasıl gözetliyor?
    • 30 Temmuz 2012 Eski dostlar buluştu: Romney-Netanyahu
    • 23 Temmuz 2012 Suriye'nin kimyasal silahlarının akıbeti ne olacak?
    • 19 Temmuz 2012 Rum Kesimi, İsrail, yeni jeopolitik ve ötesi
    • 16 Temmuz 2012 Rum Kesimi ve Rusya ilişkileri
    • 9 Temmuz 2012 İsrail donanması ve yeni görevi
    • 5 Temmuz 2012 El-Kibar muammasını hatırlarken...
    • 2 Temmuz 2012 Rusya'nın rolü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,754 µs