En Sıcak Konular

Abdülkadir Selvi


Abdülkadir Selvi
0 0 0000

Suriye'de yol haritası



Dışişleri Bakanı Davutoğlu Çin'den sabaha karşı döndü.

 İlk iş olarak Kofi Annan'la birlikte Hatay'da olan Başbakan yardımcısı Beşir Atalay ile bir araya geldiler.

 Ardından Genelkurmay 2.Başkanı, MİT Müsteşarı ve Emniyet Genel Müdürü'nün katıldığı bir eşgüdüm toplantısı yapıldı.

 Son durum konuşuldu. Sınırdaki önlemler gözden geçirildi.

Kilis'te mülteciler, Hac Konaklama Merkezi olarak yapılan sınıra bitişik yerde barındırıldığı için, yapımına başlanılan duvarın hızla bitirilmesi gibi önlemler üzerinde duruldu.

Bu arada tampon bölge kararı alındı gibi bilgiler gerçeği yansıtmıyor.

Ankara'nın yol haritası çok net.

 Başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere Suriye üzerinde, uluslar arası camianın baskısını artırmak.

 Dışişleri Bakanı Davutoğlu dün video konferans yöntemiyle katıldığı G-8 Dışişleri bakanları toplantısında da buna vurgu yaptı.

 1-Suriye'de katliamlar devam ediyor. Esed yönetimi kendisine tanınan süreleri, yeni katliamlar için fırsat olarak kullanıyor. Bu durum Türkiye üzerinde bir mülteci yükü oluşturuyor. Bir gecede 3 bin kişi geldi. Onu karşıladık. Ama her geçen gün yükümüz ağırlaşıyor. Uluslararası camianın elini taşın altına koymasını bekliyoruz.

Bu insanların bize gelmesi normal, çünkü ortak sınırı paylaşıyoruz. Rusya, Çin ya da İran'a gitmiyorlar. Türkiye'nin bunlarla ilgilenmesi bir tercih değil, zorunluluk.

2- Sınırlarımızın içine açılan ateşte ölenler, yaralananlar oldu. 9 Nisan tarihi itibariyle Türkiye'nin sınır güvenliği sorunu ortaya çıktı.

 Ve bugüne dönersek.

 Saat 06.00'da Annan'ın Suriye yönetimine tanıdığı süre bitti.

 Türkiye, 10 Nisan itibariyle bu sürenin bittiği görüşünde ama Annan, planının başarısız olduğunu kabul etmemek için, 12 Nisan'ı işaret etmişti.

 Şimdiye kadar kendisine tanınan süreleri katliamlar yapmak için fırsat olarak kullanan Esed rejimine karşı bundan sonra izlenecek yol ne olacak?

 Türk birliklerinin sırından girmesine mi tanık olacağız, yoksa tampon bölge mi oluşturulacak?

 Her defasında ilk soru olarak bunu soruyorum. Suriye'ye askeri müdahalede bulunacak mıyız? Her defasında da aynı tepkiyi alıyorum. "Nereden çıkarıyorsun. Biz savaşı değil başarı sağlamak için uğraşıyoruz"

 Türkiye'nin Suriye'yi işgal diye bir hevesi yok. Bir bakan, "Öyle girdim denilince girilmez" demişti. Bir başka Bakan ise," Bizi girmemiz için teşvik eden ülkelerin, biz sınırdan içeri girdiğimiz andan itibaren aleyhimize geçeceklerinin bilincindeyiz" diye konuşmuştu.

 Türkiye'nin yol haritası belli. Esed yönetimi üzerindeki uluslararası baskıyı artırmak.

 Çünkü Suriye konusu sadece Kofi Annan'a bırakılmayacak kadar ciddi bir iş.

 Ayrıca Kofi Annan, tanıdığı ek sürelerle, Esed reji mine can suyu oluyor. Zamana oynamalarını ve katliamlarına devam etmelerini sağlıyor.

 Biz kendisini Kıbrıs'tan da çok iyi tanıyoruz. Annan planına Türkiye evet dediği halde, referandumdan sonraki süreç, "Hayır" diyen Rum kesiminin lehine gelişmesine seyirci kaldı.

 Ama Annan planına rağmen, 1 Nisan'da 83 ülkenin katılımıyla," Suriye'nin dostları" toplantısını gerçekleştirmeyi başaran Türkiye, Annan'ın bu süreci uyumaya terk etmesine izin vermeyecek. Başbakan Erdoğan, Çin dönüşü ayağının tozuyla Suudi Arabistan'a gidecek. Bir başka heyet de Rusya'da olacak.

 Annan'ın tavrına ilişkin birkaç gözlemi yansıtmak istiyorum:

 Hatay'da Suriyeli mültecilerle görüşmesi sırasında Kofi Annan'ın anlatılanlardan etkilenmeyen, soğuk tavrı dikkat çekiyor.

 Gerçi Suriyeli mülteciler kendisine yaşadıkları mağduriyetleri anlatıp, "Bizi kurtarın" şeklinde bir diyaloğa girmiyorlar. Mağduriyetler de aktarılıyor ama net olarak verilen mesaj şu: "Uluslar arası camia Suriye'deki gelişmelere duyarsız kalıyor. Bundan rahatsızlık duyuyoruz. Biz ülkemize dönmek istiyoruz. Ama nereye döneli?" ortada dönülebilecek bir ülke, hayatta kalabilecek şartlar var mı?

 Annan ne cevap veriyor:

 12 Nisan 06'yı beklemelerini söylüyor. Kendi planını anlatıyor.

 Özel temsilcilik görevini üstlendikten sonra Annan'ın, Türkiye, Lübnan ve Ürdün'deki mülteci kamplarını ziyareti, planlaması gerekiyordu.

 Ancak Hatay'a bile Türkiye'nin daveti üzerine geldi. O da yarım günü ayırıp, oradan İran'a geçti.

Annan'a iki mesaj verildi:

 1-Sizin planınızı destekliyoruz.

2-Ancak sizin atanmanızdan sonra Suriye'de ölenlerin ve Türkiye'ye kaçanların sayısı ikiye katlandı.

 Esed sizin planınızı katliamlar için bir fırsat olarak kullandı.

 Son durum ne?

 Çin'in tavrında bir yumuşama var. Ancak BM Güvenlik Konseyi'ndeki muhalefeti Rusya ayakta tutuyor. Çin'in tavrındaki bu yumuşama her an vetoya dönüşebilir.

Rusya'yı ikna etmek için bir heyet Rusya'ya gidecek. Ama Rusya'nın ikna edilmesi işi büyük ölçüde Amerika'ya bırakılmış durumunda. Siyasi bir pazarlık yaşanacağı kesin.

 Geçen süreç Suriye konusunda Türkiye'nin haklılığını ortaya koydu. Türkiye, proaktif politikasını sürdürerek, BM'den eğer başarılabilirse Güvenlik Konseyi'nden, siyasi bir karar çıkarmanın ve Esed yönetimi üzerindeki baskıyı artırmanın peşinde.

 Bugün ne olacak? Size söyleyeyim, Kofi Annan Suriye askerinin geri çekildiğini belirterek, sürecin devamını isteyecek.

 Gerçek öyle mi? Değil.

Türkiye ise işin Esed'in insafına, Annan diplomasisine bırakılmayacak kadar aciliyet arz ettiğini anlatacak.

 Savaş mı? Demirelvari olacak ama barışın suyu mu çıktı?

 Esed'siz bir Suriye özlemiyle...

yenişafak

Bu yazı 494 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Başbakan'ın açılımı ne olacak?
    • 25 Eylül 2012 Karakolda teknoloji var
    • 24 Eylül 2012 21 Eylül demokrasi bayramı
    • 19 Eylül 2012 Yetmez ama evet
    • 17 Eylül 2012 Suriye, Bosna mı?
    • 13 Eylül 2012 Yazamayacağım takvim...
    • 12 Eylül 2012 Kılıçdaroğlu adına açılan sayfada ne yazıyor?
    • 10 Eylül 2012 Kuruculara 3 dönem muafiyeti
    • 5 Eylül 2012 Numan Bey neye şaşırdı
    • 4 Eylül 2012 Beytüşşebap göstere göstere geldi
    • 30 Ağustos 2012 İstihbarat var, operasyon yok
    • 27 Ağustos 2012 Cumhurbaşkanı'nın sağlığı
    • 22 Ağustos 2012 Melisa'nın katili Esed
    • 16 Ağustos 2012 Suriye şoklaması
    • 15 Ağustos 2012 Bedel
    • 6 Ağustos 2012 Gül, görüşmeyi hangi hareketle anlattı?
    • 5 Ağustos 2012 Şura'nın sürprizleri
    • 2 Ağustos 2012 Sever'in açıklamaları nasıl karşılandı
    • 1 Ağustos 2012 Komutanın durumu
    • 31 Temmuz 2012 Yeni parola

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,985 µs