En Sıcak Konular

Deniz Ülke Arıboğan


Deniz Ülke Arıboğan
0 0 0000

Ekonomik kriz milliyetçiliği besleyecek mi?



1929 yılında patlak veren finansal kriz ve ardından dünyayı kasıp kavuran Büyük Depresyon sadece servetlerin kaybına, milyonlarca insanın işini ve umudunu kaybetmesine sebep olmadı. Liberal bir ekonomik düzenin, bütünleşen bir dünyanın ve demokratik sistemlerin itibar kaybetmesine de yol açtı. Ardı ardına ülkeler birbirlerine karşı gümrük duvarları dikmeye, kendilerine yeter bir ekonomik düzen kurmaya başladılar. Artık ticaret, alan-satan herkese fayda sağlayan bir faaliyet olmaktan çıkıp, ulusların birbiri aleyhine güç kazandığı bir mesele haline gelmişti.
 Siyasi alanda da bu politikaların halk nezdinde kabulünü kolaylaştıracak, milliyetçi dünya görüşünden beslenen bir dünya algısı yaratıldı. Diğer uluslar düşmandı ve her ulus kendi içinde kenetlenerek bu ölümüne mücadelede üstün gelmeyi ummalıydı. Sonuç, bilindiği gibi herkesin mahvolmasına sebep olan acımasız bir savaş, ekonomik krizin etkilerinden çok daha ağır bir insanlık dramının yaşanması oldu. Ancak bir diğer yönüyle savaş için yapılan harcamalar bir türlü ekonomik durgunluktan kurtulamayan gelişmiş ülkelerin tekrar ekonomik büyümeyi yakalamasını sağladı. II. Dünya Savaşı bittiğinde artık dünya ekonomik sağlığına kavuşmuş görünüyordu.
 Bu durumdan hareketle savaşların ekonomik durgunluktan kurtulmak için bir araç olabileceği kanaati iyice yerleşti. 2008 krizinin, ekonomik durgunluk ve işsizlik olarak özellikle dünyanın büyük ekonomilerini vurması, milliyetçi akımların tekrar güç kazanacağı beklentisini de bu akıl yürütme sonucunda yaratıyor. ABD'de, Avrupa'da ekonomik kriz sonucu iş bulamayan, beklediği maddi imkanlara ulaşamayan insanlar önce ülkelerindeki yabancıları suçlamaya başlayabilir. Ardından askeri harcamalar, ekonomik durgunluğa bir çözüm olabilir. Dolayısıyla ilk bakışta milliyetçiliğin tekrar yükselişe geçmesine hazır bir altyapının oluşmakta olduğu düşünülüyor.
 Ancak biraz detaya inildiğinde böylesine bir Aristo mantığının çok da geçerli olmayacağını söyleyebiliriz. Aksine yangında çatıdan adam kurtarmaya kalkan Temel'in hikayesindeki gibi çözüm önerisinin sorunu daha da kötü hale getirmesi mümkün. Temel'in beline ip bağladığı adamı aşağıya çekip öldürdükten sonra, geçen sefer kuyudan kurtarırken işe yaramıştı diye şaşırmasına benzer bir duruma düşülebilir. Her şeyden önce 1929 krizi, finans sektörünün çökmesinden sonra dünya ekonomilerinin talep yetersizliği yüzünden küçülmesi sonucunu oluşturdu. Devletlerin savaş harcamalarını artırması ise, bu eksilen talebi ve neticede ekonomiye güveni yerine koyarak tekerlerin yeniden dönmesini sağladı. Üstelik kendi içine kapalı ekonomiler sanayileşme yolunda ilk adımlarını atmaya başladı. Milliyetçilik bu düzende toplumun iç dayanışmasını, birliktelik ruhunu sağlayan bir tutkal oldu.
 İçinde bulunduğumuz durumda ise ABD'de başlayan finansal krizin ardından, Avrupa'nın dev ekonomilerinin borçluluk sorunuyla karşı karşıyayız. Bu borç yükünün döndürülemeyeceği inancı ekonomiye güven kaybına ve durgunluğa dönüşüyor. Savaş gibi veya daha fazla kamu harcaması gibi olaylar ateşe benzin dökeceğinden mevcut durumu daha da kötüleştirecektir. Üretim hattının küresel ölçeklere ulaştığı, para ve mal piyasalarının ulus-devletlerin sınırlarını fazlasıyla aştığı bir ortamda ise milliyetçi fikirlerin uygulanabilirliği yok. Avrupa'da artan işsizlikle beraber göçmenlere tepkilerin artması, sağ partilerin oylarında yükseliş gözlemlenebilir. Ancak bunlar tepki düzeyinde kalmaya mahkum görünüyor. Milliyetçi akımların uygulanabilir alternatif bir ekonomik ve siyasal programı bulunmuyor.

akşam

Bu yazı 707 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Eylül 2012 Düşünce ve ifade özgürlüğünden nefret söylemine
    • 17 Eylül 2012 Ciddi bir temizlik harekatı yapılıyor
    • 31 Ağustos 2012 Terörle mücadele meselesi!
    • 29 Ağustos 2012 Neymiş bu sıfır sorun?
    • 27 Ağustos 2012 Suriyeli mülteciler ve tampon bölge
    • 17 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün'ün kaçırılması konusu
    • 13 Ağustos 2012 Türkiye'de iç siyasetin dönüşümü
    • 3 Ağustos 2012 Dünya nereye gidiyor?
    • 4 Temmuz 2012 Kürt sorunu mu?
    • 8 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu-Erdoğan görüşmesi
    • 6 Haziran 2012 Suriye'de son tango!
    • 2 Mayıs 2012 Yeni Ortadoğu'nun İsrail'i
    • 20 Nisan 2012 Dış politikada ilkeler
    • 28 Mart 2012 Nükleer Güvenlik Zirvesi ve Suriye
    • 23 Mart 2012 Ekonomik kriz milliyetçiliği besleyecek mi?
    • 21 Mart 2012 Afganistan ne için?
    • 7 Mart 2012 Putin'in üçüncü dönemi
    • 22 Şubat 2012 Xi Jinping Türkiye'de!
    • 10 Şubat 2012 Devlet devletin kurdu mu?
    • 8 Şubat 2012 Suriye sadece iç meselemiz mi?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,483 µs