En Sıcak Konular

Fikret Ertan


Fikret Ertan
0 0 0000

Obama-Netanyahu görüşmesi ve İran



İsrail ve Amerika'daki destekçileri bugünlerde Obama yönetimini İran politikası konusunda kendi tezleri yönünde etkilemek için kapsamlı bir hamleye girişmiş bulunuyorlar.

Bu çerçevede İsrail Devlet Başkanı Peres bir süredir Amerika'da çeşitli temaslar yapıyor, televizyonlara çıkıyor, medyaya demeç veriyor, önemli zevatla görüşüyor. Peres bu yazıyı yazdığımız gün İsrail'in Amerika'daki en büyük, en güçlü, en nüfuzlu siyasi destekçisi olan Yahudi kuruluşu AIPAC'ın (Amerika-İsrail Kamu İşleri Komitesi) toplantısında konuşacak ve burada önemli mesajlar verecekti. AIPAC'ın 14.000 delegenin katılacağı, ayrıca hem Başbakan Netanyahu hem de Başkan Obama'nın da konuşacağı bu toplantısında Cumhuriyetçi başkan aday adayları da telekonferansla yer alacaklar ve fırsat bu fırsat deyip Obama'yı İsrail'e yeterli desteği vermemekle suçlayacaklar. Bunlar önceden belli olan hususlar. Obama ve Netanyahu'nun ne söyleyecekleri ise o kadar belli değil.

Bu ikisinin İran konusunda farklı düşündükleri bilinen bir husus elbette. Ayrıca, birbirlerinden hiç hoşlanmadıkları da malum sayılır. Farklı siyasi ideolojileri temsil etmelerinden başka şahsi kimyaları da barışmıyor. Obama, merkez sol, Netanyahu da aşırı sağı temsil ediyor. Filistin-İsrail barış süreci konusunda ikisinin çok farklı düşündükleri de sır değil. Özellikle Obama bu konuda verdiği sözlerini tutmayan, süreci yokuşa süren, Yahudi yerleşimleri konusunda Obama'yı hiç dikkate almayan, zaman zaman kendisine meydan okuyan Netanyahu'yu ikna etmesinin çok zor olduğunu iyi biliyor.

Netanyahu, Obama'ya karşı duruşunda şüphesiz Kongre, AIPAC ve diğer siyasi kuruluşlardaki İsrail destekçilerine güveniyor, bunlara dayanıyor, bunların sayesinde Obama'ya meydan okuyabiliyor. Geri planında bu mülahazalar ve unsurlar yatan tatsız Obama-Netanyahu ilişkisi bugün ikisinin birlikte yapacakları görüşmede bir kere daha sınanacak, ilişkinin bugünü ve geleceği konusunda muhtemelen yeni işaretler ortaya çıkacak. Bugünkü görüşme ikilinin 9. görüşmesi olurken başat konunun da İran ve nükleer programı olacağına hiç şüphe yok. Zaten hem Amerikan hem İsrail medyası hem de Obama yönetimi yetkilileri günlerdir bunun böyle olacağını söyleyip duruyor ve görüşmenin İran politikası konusunda en kritik görüşme olacağını ima ediyorlar.

Görüşmenin kritik yönlerinin muhtemelen gizli kalacağı; ancak ana yönlerinin de medyaya şu veya bu şekilde yansıyacağı veya yansıtılacağı varsayılabilir. Zaten geçmişte olduğu gibi bugün de böyle olacak. Ayrıca, görüşmenin İran'ı yanıltacak biçim ve muhtevada yansıtılmasının mümkün olduğunu da kabul etmek gerekir. Bu da İran'a karşı yürütülen psikolojik kampanyanın bir parçası olarak görülebilir. Bu bakımdan görüşmeden sonra verilecek mesajları ya da bilgileri ihtiyatla ele almak gerekir. Ne var ki, bütün bu mülahazalara rağmen İran konusunda Obama ve Netanyahu'nun farklı düşündükleri ve bunun da hem söylem hem de politikalarına yansıdığı da inkâr edilemez elbette. Kısaca söylersek Obama İran'a karşı ihtiyatlı hareket edilmesi, herhangi bir askerî saldırının başka alanlarda sonuç alınmadan düşünülmemesi gerektiğine inanıyor. Bu başka alanlardan kasıt da diplomasi ve İran'a karşı sertleştirilen, genişletilen ve güçlendirilen ekonomik müeyyideler. Obama bunlardan sonuç alınmadan askerî tercihin söz konusu olmamasını; ama askerî tercihin de her zaman masada olduğunu söylüyor. Nitekim baskılar sonucu en son The Atlantic dergisine verdiği demeçte askerî tercih ile ilgili olarak Amerikan başkanının blöf yapmadığını ilan etmiş bulunuyor.

Diğer yandan, Netanyahu ve İsrail'in diğer liderleri İran'ın nükleer programında 'muafiyet bölgesi'ne yaklaştığını, buraya ulaştığı takdirde askerî harekâtın sonuç vermeyeceğini, dolayısıyla askerî harekâtın artık gündemde olması gerektiğini savunuyorlar. Muafiyet bölgesi denen şey de İran'ın nükleer tesislerinin herhangi bir askerî harekâttan zarar görmeyecek hale gelmesi demek. İsrail bu yüzden, hem kendi askerî harekâtını gündemde tutuyor ve aynı zamanda Obama'nın da böyle hareket etmesini istiyor. Başka bir yönden de kendi başına, Amerika dâhil hiç kimseye sormadan da İran'a saldırı hakkının olduğunu ısrarla tekrarlıyor, bu konuda Obama'yı da kendi yanında görmek istiyor. Obama da elbette buna karşı çıkıyor, muhtemel bir İsrail saldırısının felaket olacağına inanıyor.

Bugün yapılacak olan Obama-Netanyahu görüşmesi işte bütün bu kritik konuları ve başkalarını da kapsıyor. Önümüzdeki ayların en önemli, en kritik konusu olan ve bugün hem İsrail hem de Amerika'daki destekçileri tarafından baskı altına alınmaya çalışılan Obama'nın tavrı ve İran'ın nükleer programı ile ilgili olarak bugün son gelişmeler ele alınacak ve anlaşılan yeni bir safha açılacak. Obama muhtemelen durduğu yerde duracak; keza Netanyahu da. Sonrasını tahmin etmek ise çok zor elbette.

zaman

Bu yazı 517 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Bingazi saldırısının mahiyeti seçim sonrasına kaldı
    • 20 Eylül 2012 Filistin'e acil para lazım
    • 17 Eylül 2012 Bingazi saldırısı ve ötesi
    • 10 Eylül 2012 Rusya, Suriye rejiminden kolay kolay vazgeçmez...
    • 6 Eylül 2012 Trans Hazar hattı bir gün hayata geçecek
    • 3 Eylül 2012 Amerika ve İsrail: Pekişen, derinleşen ayrılık
    • 30 Ağustos 2012 Bosna ve Suriye...
    • 27 Ağustos 2012 Bağlantısızlar Zirvesi'nden ne çıkacak?
    • 23 Ağustos 2012 Amerika'nın Irak'taki nüfuzu ne kadar?
    • 13 Ağustos 2012 İran'a saldırının önünü açabilecek rapor
    • 9 Ağustos 2012 İranlı yetkililerin nankörlüğü
    • 6 Ağustos 2012 Rejimin helikopterleri ve mücadelenin seyri
    • 2 Ağustos 2012 İsrail Suriye'yi nasıl dinliyor, nasıl gözetliyor?
    • 30 Temmuz 2012 Eski dostlar buluştu: Romney-Netanyahu
    • 23 Temmuz 2012 Suriye'nin kimyasal silahlarının akıbeti ne olacak?
    • 19 Temmuz 2012 Rum Kesimi, İsrail, yeni jeopolitik ve ötesi
    • 16 Temmuz 2012 Rum Kesimi ve Rusya ilişkileri
    • 9 Temmuz 2012 İsrail donanması ve yeni görevi
    • 5 Temmuz 2012 El-Kibar muammasını hatırlarken...
    • 2 Temmuz 2012 Rusya'nın rolü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,209 µs