En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Siz kimi kandırıyorsunuz?



Bu iş kabak tadı verdi ama tartışmanın aldığı biçim, dönüp dönüp yazmayı icbar ediyor.

Hakan Fidan, başlangıçta, “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrılmıştı.

Konu, “Oslo görüşmeleri”ydi.

Bunu, hem savcılık yazısından, hem de İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı’nın “teyiden” yaptığı açıklamadan biliyoruz. Çolakkadı hani, gazetecilerin sorusu üzerine önce “yok böyle bir şey” demiş, ertesi gün olanları kabullenmek zorunda kalmıştı ya... Bir de “ince sitem” yollamıştı soruşturma savcılarına.

Hakan Fidan ve “mensuplar”, şüpheli sıfatıyla, hem Oslo görüşmelerinin, hem de “KCK içindeki MİT faaliyetlerinin” hesabını vereceklerdi.

Kamuoyunun tepkisi üzerine durum değişti ve bir “yanlış anlama” olduğu bildirildi.

Hem yargı kanalları, hem de soruşturmayı destekleyen kalemler, “Oslo görüşmelerinin asla muhakeme konusu edilmediği” yönünde açıklamalar yaptılar.

Fakat, Hakan Fidan ve Oslo görüşmeleri, tartışmanın mihverinde kalmaya devam etti.

Bu durumu izale etmek amacıyla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen (aynı zamanda özel yetkili savcıları sevk ve idareden sorumludur), bir açıklama yapmak zorunda kaldı...

Ve aynen şunları söyledi: “Bu soruşturma, Cumhuriyet Başsavcıvekilliğimizce KCK terör örgütüne yönelik olarak yapılan bir soruşturma sırasında, bazı devlet görevlilerinin kendilerine yürütme organı tarafından verilen görevinin dışına çıkarak hareket ettikleri, bu suretle örgütün eylemlerinin gerçekleştirilmesine yardım ettikleri şüphesini doğuracak deliller elde edilmesi nedeniyle başlatılmış olup, sadece bu görevlilerin eylemlerine yöneliktir...’’

Bitti mi?

Hayır, bitmedi.

Hakan Fidan ve Oslo görüşmeleri üzerindeki tezvirat artarak devam etti.

Hatta, Hakan Fidan’ın öğrenim durumunu tartışmaya açanlar, astsubay kökenli oluşunu “nakısa” sayanlar, eski

MİT eylemlerini “yeni döneme” fatura edenler, hükümetin bir vesayet sistemi kurmaya çalıştığını ve “devlet içinde çeteleştiğini” öne sürenler bile çıktı.
Her defasında, “Hayır, konu Hakan Fidan ve Oslo görüşmeleri değil” deniyor ama karşımıza hep bu ikili çıkarılıyor.

Konu Oslo görüşmeleri değilse, neden “şüpheli” ilan edilenler arasında Oslo’daki heyet dışında bir tek isim yok?

Konu Oslo görüşmeleri değilse, neden Oslo’da verildiği söylenen “tavizler” sürekli gündemde tutuluyor?

Konu Oslo görüşmeleri değilse, neden seçilmiş gazeteciler apar topar ikna odalarına alınıp, birtakım Oslo belgeleriyle “ikna terapisine” tabi tutuluyor ve biz de “Hah, şimdi ikna oldum işte... Savcılar çok ciddi belgeler gösterdiler, şaşırdım” türünden yazılara maruz kalıyoruz?

Savcılar niçin “çok ciddi belgeleri” gazetecilerle paylaşırlar?

Niçin Oslo’nun “masuniyetini” yıkmaya çalışırlar?

Niçin kamuoyunda oluşmuş, “Müzakere doğaldır... Hem de haktır...” yönündeki kanaati değiştirmeye seferber olurlar?

Bütün faaliyet kalemlerine bakarak, “Hani konu Oslo görüşmeleri değildi?” şeklinde bir itiraz cümlesi kurabiliriz.

Fakat asıl kurmamız gereken cümle şu bence:

Hani soruşturmanın gizliliği esastı? Niçin gazetecileri ikna odalarına alıp, birtakım “çok ciddi belgelerle” bu gizliliği kendi ellerinizle ortadan kaldırıyorsunuz?

Bu yaptığınız suç değil mi?

star

Bu yazı 722 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,644 µs