En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Kuşku penceresinden bakınca gördüklerim



Herkesin ara sıra hata yapma hakkı vardır; çok uzun zamandır kullanmadığım o hakkımı bugün izninize sunuyorum... Aşağıda okuyacaklarınız, sonunda hatalı çıkarsa, gönlümün genişliğine ve yaşlanmakta olan birinin iyimserliğine verilsin.
MİT müsteşarının ifadeye çağrılmasını hükümet ile onu bugüne kadar desteklemiş olan siyaset-dışı bir yapının çekişmesine bağlayanlar olduğunu biliyorum. Neredeyse herkes aynı görüşte; hangi yazıya göz atsam, hangi yorumcuya kulak versem, “Çatışma başladı” hükmüyle karşılaşıyorum.

Daha önce sağda-solda çıkmış bazı yazıları kanıt olarak sunuyor ve hepsinden yolun sonuna gelindiği sonucunu çıkarıyorlar: Hükümet ile destekçisi arasında çıkar çatışması yaşanıyormuş;... Savcılar ile polis bir tarafta, hükümet ile MİT başka tarafta yer alan güçlermiş... Biri diğerini ifadeye çağırmakla zarını atmış, diğeri de iki polisi görevden almakla...

Özellikle hükümet çevrelerinin verdiği şaşkınlık görüntüsü bu tespitleri doğruluyor; yani benim ‘yanlış’ olduğuna inandığım tespitleri...

Burada bir sorum olacak: İki vazoyu birbirine vurduğunuz zaman nasıl bir sonuç ortaya çıkar? Ya da iki yumurtayı? İkisi de kırılır, değil mi? Vazo ile yumurtayı tokuşturduğunuzda da aynı sonucu alırsınız; farklı olmaları ikisinin de kırılmasını engellemez.

Ak Parti ve hükümetiyle destekçisi konumundaki bir siyaset-dışı yapının birbiriyle kapışması da farklı bir sonuç getirmez: Siyasi güç elbette yıpranır, ama siyaset-dışı gücün durumu da ondan farklı olmaz. İkisi de varlığını benzer değerlere bağlılık ve ortak amaçlar için çaba göstermeye borçlu olan, birbirine yakın fakat farklı alanlarda çalışan güçlerdir bunlar...

İkisinin çatışmasından, en iyimseri gücünü kaybetmiş bir iktidar ile en kötümseri bambaşka bir hükümet tablosu doğar.

Size bunlar iki tarafça göze alınabilir seçenekler gibi görünüyor mu? Bana görünmüyor.

Yaşananlara farklı bir pencereden bakmak gerekiyor; kuşku penceresinden... Olanları zihnimize yerleşmiş hazır kalıplarla yorumlamak yerine, her şeyi sorgulayan bir akılla ele almakta yarar görüyorum.

Vardığım sonuç şu: Neyi, kim, hangi amaçla ve nasıl bir sonuç almak için yapıyor olursa olsun, istenen, ülkeyi on yıldır yöneten siyasi kadronun tasfiyesi veya o iktidarın zayıflatılarak bugüne kadar kabul etmekte direndiği yanlışlıklara direnemez hale getirilmesidir. Elinde hayata geçirmeye çalıştığı sağlam bir programı bulunan güçlü ve kararlı bir iktidar, on yıldır milli çıkarlar istikametinde ülkeyi yönetiyor; ya gücü kırılacak, ya da direnci hükümetin...

“MİT’çiler haklı, Emniyetçiler haksız” demek veya tam tersini ileri sürmek bizi hep aynı yanlışa götürür: Başlatılmak istenen yıpratıcı bir yapay çatışmada taraf tutmaya... Ortada MİT’i, Emniyet’i, savcıları ve mahkemeleri aşan, iktidarın en ileri gelenlerinin bile kavramakta zorlandığı bir garabet var çünkü.

Ne olduğunu doğru anlamak için, etrafımızda neler olduğuna ve Türkiye’nin olan-bitene verdiği tepkilere bakmak yeterli.

Umarım hatalı çıkmam, umarım hata etmişsem bile hoşgörürsünüz. Bu yılın hata hakkını bu yorumla kullanıyorum.

star

Bu yazı 637 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,575 µs