En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

19 Mayıs ne zaman bayram oldu?



Millî Eğitim Bakanlığı, 19 Mayıs için stadyum kutlamalarına sınırlama getirdi. Bu karara itiraz edenler, çok elverişli bir test fırsatı veriyor.

Atatürkçülüğün bir tür akla ve çağa aykırı bir yobazlık olduğunu, bu itirazlara bakarak göstermek mümkün. Bu kadar gerilik sahibine de zarar verir.

19 Mayıs'ın spor bayramı olarak kutlanması, ilk defa İstanbul'daki spor kulüpleri tarafından teklif ediliyor (19 ve 20 Mayıs 1935 tarihli Tan ve Cumhuriyet). Tarih, 1935. O tarihe kadar birbirinden bağımsız iki farklı gelenek sürüyor. Biri, Selim Sırrı (Tarcan)'ın marifetiyle, 1912'den beri mayıs ayının ikinci yarısında yapılan 'idman şenlikleri'. Bu şenliklerin kesin bir tarihi yok, mayıs ayının sonlarına tesadüf ediyor. Bu tarihte, İstanbul ile sınırlı olarak farklı branşlarda spor müsabakaları yapılıyor. İkincisi, sadece Samsun ilimizle sınırlı ve Cumhuriyet'le başlayan 19 Mayıs törenleri. Samsun'daki şaha kalkmış meşhur Atatürk heykeli etrafında yerel bir kutlama yapılıyor. 1935 yılından itibaren ikisi birleştiriliyor. 1938 yılından itibaren de, ülke sathında 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanıyor. Ancak ikisinin birleşmesi ortaya çok farklı bir sonuç çıkartıyor.

1930'lu yıllar faşizmin dünya çapında zirvede olduğu yıllar. Faşizm gençliğe, gençliğin eğitimine ve endoktrine edilmesine çok önem veriyor. Spor, bu endoktrinasyonun en elverişli aracı olarak görülüyor. İtalya'da anaokullarına kadar inen faşist örgütlenmeler ortaya çıkıyor. Hitler, Mussolini'den öğrendiği kitlesel gösterileri inanılması güç devasa boyutlara çıkartıyor. Almanya'da faşizmin 'ein volk, ein reich' (tek millet, tek devlet) sloganı, bu kitlesel gösterilerde ete kemiğe bürünüyor. Binlerce insan, bir gösteri alanında tek bir komutla disiplinli ve uyumlu bir şekilde aynı hareketleri yaparak varlıklarını Alman milletine ve Reich'a adamış oluyorlar. Bu gösteriler artık bir spor faaliyeti değil, bütünüyle kitlesel ve adeta dinî bir havaya büründürülmüş ritüeller.

'Fert yok cemiyet var, hak yok vazife var' düsturu bugün küçük çocukların her sabah söylediği andımızda 'Varlığım Türk varlığına armağan olsun' sözleriyle tekrarlanıyor. Faşizm, ferdin bağımsız bir kişilik olarak var olmasını reddeder. Aslolan Şef'in, Führer'in, Duçe'nin, Cadillo'nun liderliğinde, onun gösterdiği istikamette milletin yücelmesi için ferdin her şeyini feda etmesidir. Aslında Atatürkçülük, 'Ebedî Şef' kültü etrafında, kalıcı bir faşist tahakküm arayışıdır. Elbette Atatürk'le hiçbir alâkası yoktur. Bu kült, bazıları için ayrıcalıklarını sürdürecekleri bir sığınak vazifesi görmektedir.

Stadyumlarda gençlerin sportif bir anlamı hiç olmayan çok basit hareketleri uyumlu ve disiplinli bir şekilde yapması, faşist kitle ritüelleri kalıbına uygun olarak kendi varlığından vazgeçmesini simgeler. Elini kaldırıyor ve bunu stadyumu dolduran herkesle birlikte uyum içinde yapıyor. İndiriyor ve yine aynı uyum. Yerinde dönüyor, herkes aynı anda dönüyor. Bu hareketlerin sporla alakası yok. O artık bir birey değil, bütünün emir ve komutla hareket eden küçük bir parçasıdır. Varlığı, o bütüne armağan edilmiştir. Bir şefin tek komutuyla hareket etmeye hazır, iradesiz ve seçme hakkı olmayan biri haline gelmiştir. Faşizmin ne olduğunu, hangi umdelere dayandığını merak edenler, bizim stadyumlardaki 19 Mayıs gösterilerine bakarak, bu ideolojinin somut olarak neye tekabül ettiğini kavrayabilir. Faşizm, gördüğümüz o kitlesel ritüeldir.

Birey değilsiniz. Tek başınıza düşünemezsiniz. Doğruyla yanlışı ayırt edemezsiniz. Tek başınıza karar veremezsiniz. Varlığınızı milletin varlığına katarak, (Türk varlığına armağan ederek) eriyecek ve yok olacaksınız. Koyunlar gibi o basit hareketleri stadyumlarda hep birlikte yaparak kıvama geleceksiniz. İşte o zaman sizin yerinize düşünen, karar veren, sizi yöneten bir azınlığa sorgusuz sualsiz teslim olacaksınız. Bir komut gelecek elinizi kaldıracak, bir başka komutla indireceksiniz. Bir sürü gibi. Anaokulundan başlayarak hazırol ve rahatta durmayı, uygun adım yürümeyi nasıl olsa öğrenmiş bulunuyorsunuz. Çocuklar ve gençler, sizler birer küçük askersiniz. Komutanlarınızı dikkatle takip edeceksiniz. Sakın düşünmeye, kendi kendinize karar vermeye kalkmayın. Sadece denileni yapın. Her 19 Mayıs'a haftalarca aynı basit ve saçma hareketleri tekrarlayarak boşuna mı hazırlanıyorsunuz?

Dünyada faşizmin en çiğ ve kaba haliyle varlığını sürdürebildiği yerler bizim 19 Mayıs stadyumlarımızdı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın kararı, 1945'te İtalyan ve Alman faşizminin çöküşünden tam 67 yıl sonra, Türk faşizminin sona ermesini ifade ediyor. 'Kahrolsun faşizm' diyenlere duyurulur.

zaman

Bu yazı 656 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,746 µs